Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Geçen gün bir hoca tv'ye çıkıp İslamda el öpme olmadığını, peygamberimizin hayatı boyunca el öptürmediğini söyledi.. Oysaki ben el öpme ile ilgili peygamberimizin el öptürdüğüne dair bir dolu hadis okudum... Örnek: Sahâbilerin, "Peygamber (s.a.s.)'in elini öptükleri rivâyet edilmiştir" (Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbu'l-Edeb, 5223). "İki Yahudi'nin Resulullah'a gelip ona soru sorduktan sonra elini öptüklerini Tirmizî nakletmektedir (Tirmizî, Sünen, İsrâ Tefsiri, İbn Mâce, II, 1221). "Zari İbni Amir (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Biz Medine-i Münevvere'ye geldiğimizde yüklerimizi bırakır bırakmaz hemen Rasulullah'a koşup onun elini ve ayağını öptük." (Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbu'l-Edeb, 5225) "Abdullah b. Ömer (başından geçen) bir olayı abdurrahman b. Ebu Leyla'ya anlatmış (sonra) şöyle demiştir: "Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.)'e yaklaşıp elini öptük." (Tirmizi, Cihad 36.) "Fatıma, Peygamberimizin yanına girdiği zaman (Peygamberimiz) onun için ayağa kalkar, elini tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu."Şimdi soruma gelince hocam tv'ye çıkan o hoca bu hadisleri neden görmezden geliyor acaba bu hadislerin sahihliğine güvenmiyor mu da öyle bir konuşma yapıyor. Sizin görüşünüz nedir bu konuda?Allah'a emanet olun hocam..
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Size bunu öğreten, en ihtiyatlı durumu öğretmiş. Netice olarak öyle bir hassasiyet vardır. Böyle bir hassasiyeti bir kadının kendi babası için bile düşünebiliriz neticede. Eğer hassasiyet üzerinden yol alırsak yolumuz çok incelir, işimiz gayet zor olur. Şimdiden bu tartışmaya başlamanız ise evliliğiniz açısından sıkıntı doğurur. Kayınpederi genç ve yaşlı olarak ikiye ayırmakta fayda vardır.Bu, sizin pencerenizden bakılınca böyle görülüyor.Esasen bir insanın gelininden el öpmesini beklemesi onun şahsiyeti ile alakalı bir durumdur. El öpse, sarılsa ne olur öpmese sarılmasa ne olur? İnsanlık ve hürmetimizi böyle sıradan şeylere sıkıştırmak yanlıştır. Çok dikkatli ve seviyeli davranın. Evliliğinizi böyle tartışmalar üzerine kurmayın sakın.
Selamünaleyküm. Bir bayanın eşinin babası, kendi babası hükmündedir; elini de öpebilir, beraber yolculuğa da çıkabilirler. Özel bir fitne endişesi varsa mesela kayınpeder çok genç duruyorsa bundan kaçınılabilir. Kocasının dayısı veya amcası ise onun hiçbir şeyi değildir. Nezaket ve medeni ilişki içinde bulunur o kadar. Çok ihtiyar biri olmadıkça ellerini tutması caiz değildir. Bu hususlarda tutucu olan bir anlayışla aile kurmanın anlamı yoktur. Zira bu hususlardaki tutuculuğun açacağı tünelin ucu belli değildir.
Hacer-i Esved’i selâmlama ve öpmenin meşruiyeti, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ve ashâb-ı kirâmın uygulamalarıyla sabittir. (Buhârî, Hac, 60 [1610-1611]; Müslim, Hac, 249-250 [1270]) Fıkıh âlimleri, bu uygulamalara dayanarak tavaf sırasında Hacer-i Esved’i sünnete uygun şekilde ziyaret etmenin (istilâm), ona el ile dokunup öpmenin sünnet olduğu konusunda görüş birliği içindedirler. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 2/107; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, 1/592) Hacer-i Esved’i istilâm ederken tekbir getirilmesi de aynı gerekçe ile müstehap sayılmıştır. (Buhârî, Hac, 62 [1613]) Tavaf esnasında Hacer-i Esved’e dokunulması ve onun öpülmesi yönündeki rivayetlerden, bu taşın kutsallığı sonucunu çıkararak bu uygulamayı bizzat Hacer-i Esved’e karşı bir saygı ifadesi olarak görmek doğru değildir. Hac ibadetindeki birçok şekil ve merasim gibi bunun da Hz. İbrâhim’in (a.s.) ve Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) hatırasını canlandırma, haccı önemsemeyi ve Allah’ın bu konudaki emrine boyun eğmeyi vurgulama, kulluk ve itaat gibi ruhî ve derunî hâlleri, zahirî bazı davranışlarla ifade etme gibi sembolik ve taabbüdî bir anlam taşıdığı söylenebilir. Hacer-i Esved’le ilgili olarak Hz. Ömer’in (r.a.) “Allah’a andolsun ki senin zarar veya fayda vermeyen bir taş olduğunu biliyorum; eğer Resûlullah’ı (s.a.s.) seni istilâm ediyor görmeseydim ben de seni istilâm etmezdim.” (Buhârî, Hac, 57 [1605]; Müslim, Hac, 248-251 [1270]) şeklindeki sözü de bu yaklaşımı desteklemektedir. Tavaf mahalli tenha olur ve Hacer-i Esved’e yaklaşmak mümkünse öpülür; öpme imkânı bulunamaması hâlinde bu sünnet uzaktan eller kaldırılıp “Bismillâhi Allāhü ekber” denilerek selâmlamakla yerine getirilmiş olur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/493) İzdiham olması hâlinde Hacer-i Esved’i öpmek için başkalarına eziyet etmek, kadın erkek sıkışık hâlde bulunmak caiz değildir. Hacer-i Esved’e dokunamamak hiçbir surette tavafta bir eksikliğe sebep olmaz.
Selamünaleyküm. Doğru olan, kalbinin rahat etmediği bir ortamda bulunmamandır. Mü'min, dolu insandır, uç tartışmalarla meşgul olamaz.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. İlminiz size sabır da öğretmeli imiş. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi de dinlemediler ama o kardeşleri ile kavga etmedi. İlminizin gereğini yapın ve insanlar hırçınlaştıkça siz hastası ağırlaşan doktor gibi olun; merhametiniz artsın, ilginiz artısn, diliniz tatlansın. Böylece her nefesiniz sevaba dünüşsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kur'an öğretmekten ücret almak caizdir. Almamak daha uygun ise de almakta sakınca yoktur. Yeter ki yaptığınızı Mus'ab gibi yapın.
Selamünaleyküm. İmanın düz bir çizgi üzerinde kalmayacağı hususunda hadisler vardır. Gel gitlerin olması tabiidir. Ana gaye , tehlike noktasına düşmemek olmalıdır. Küfür çizgisine girmedikten sonra zaman zaman zayıflamanın olması sonra da yeniden canlanma ve yükseliş yaşanması tabii görülmelidir. Mü'min bir cemaat içinde bulunmak, ibadetleri aksatmamak, Kur'an ile bilgi ve ibadet iletişimini zayıflatmamak, sabretmek, cihadın bir çeşidini üstlenmek gibi gayretler imanımızı korumaya yardımcıdır. Birbirimize çok dua edelim.
Selamünaleyküm. Buluğ çağına gelmeden ölmüş bir çocuk bir tür melektir. Onun hakkında böyle şeyler konuşmanız doğru olmaz. Bir de hastalıklarla boğuşmuş bir çocuğu böyle değerlendirmelere tabi tutmayın. Allah hepimizi mağfiret buyursun. Bundan sonra iyi işler yapmaya bakın.
Selamünaleyküm. Fıtratınızı bozan neden ne ise onu değiştirin, kurtulun. Çevreniz ise çevreniz, anlayışınız ise anlayışınızı değiştirin. Sizi ancak siz kurtarırsınız. Çünkü biliyorsunuz, bildiğinizi yapmakta ise nefsinize esir düşüyorsunuz.
Selamünaleyküm. Elbette vekâlet verebilirsiniz. Ancak şimdi kurban vakti geçti. Bir dahaki kurbanda inşaallah bunu yaparsınız.
Selamünaleyküm. Bu sıkıntınız, ilmi dert edinmeniz size yeter. Diyebilirim ki nicelerinin ilimlerinden daha iyidir o ilim hasreti ile ölmek. Bu durum, mü'minin niyetinin amelinden hayırlı olaması gibi bir şeydir. Size diyebileceğim en iyi söz, bebeğiniz olmadan bu durumu endişe etmemenizdir. Çünkü bebek sevinci ile beraber bir duraklama yaşayacaksınız. O nedenle mevcut idare ettirdiğiniz durumu devam ettirin. Özel merak etitğiniz konular olursa onları yazın haberleşelim.