Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Kardeşim şu anda 21 yaşında.Kardeşim 16 yaşındayken komşumuzun oğluyla görüşmeye başlamış. Gönül ilişkisi yani. Yaklaşık bir yıl kadar yalnızca konuşarak süren bu iş, ailelerin olaya karışmasıyla son buldu. Kızımız o zamandan beri kesinlikle görüşmemiştir. Zaman zaman kardeşimi arayarak ve ya masaj atarak rahatsız ediyordu.Bundan 15 gün önce kardeşim yaylada yalnızken üç kardeş, kardeşimin elini, ayağını ve de ağzını bağlayarak, zorla darp ederek, kaçırdılar. Kardeşimi on saat alıkoydular. Sonra onları bulduk ve kızımız şikayetçi oldu. Şimdi onların üçünün de, ikişer yıl hapis yatacakları söyleniyor. Bu çocukların üçüde hafız. Şimdi bizsen şikayetimizi geri almamızı istiyorlar. Kardeşim de: "Yaptıkları yanlarına kâr mı kalsın." diyor. Biz eğer şikayetimizi geri almazsak dinen vebal altına girer miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Evet, evinizde mahreminiz olmayan birinin bulunmamasını istemek dinen hakkınızdır. Ne var ki siz, ikinci evliliğinizi yaptınız ve aile sıkıntısı çekmiş bulunuyorsunuz. Bu durumu, irdelemeniz hâlinde bir facia daha yaşayabilirsiniz. Çok dikkatli olmak zorundasınız. Engelleyemezseniz, ilkeli ve dikkatli olmalarını sağlamaya çalışın.
Selamünaleyküm. Evet, evinizde mahreminiz olmayan birinin bulunmamasını istemek dinen hakkınızdır. Ne var ki siz, ikinci evliliğinizi yaptınız ve aile sıkıntısı çekmiş bulunuyorsunuz. Bu durumu, irdelemeniz hâlinde bir facia daha yaşayabilirsiniz. Çok dikkatli olmak zorundasınız. Engelleyemezseniz, ilkeli ve dikkatli olmalarını sağlamaya çalışın.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.
Aleykümselam. Bunu tipik bir trafik kazası gibi kabul edin. Bir şey olmamış gibi yolunuza devam etmek zorundasınız. Sırf bu nedenle onu karalı olarak görürseniz şeytanın işini kolaylaştırırsınız. Hiçbir şey yokmuş gibi ama bir tehlike sinyali de geldi şeklinde bir dikkatle yola devam edin. O arkadaşı ile beraberliğini engellemeniz gerekir. Uykusu tam gelmeden yatağa girmesin. Bedeni yorulacak kadar iş üretin ona. Faklı işler, farklı faaliyetlerle dikkatini dağıtın. Ama kesin kural şudur: Bu tehlike kimsede sıfır değildir hiçbir zaman; dikkatsiz şoförler daha çok kaza yapar o kadar. Eğitimli olmak, bilgilendirilmiş olmak da kazayı ortadan kaldırmıyor. İmtihan bu, sonuna kadar direnecek ve kazanacağız inşaallah.Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Size yok diyen bir erkeği gönlünüzde gezdirmeniz uygun değildir. Daha seviyeli olmalısınız. Onu unutun ve sizi isteyen biri ile şartlarınız uygun düşerse evlenin.
Selamünaleyküm. Kardeşim, bu anlattıklarında garip bir durum göremedim. Bütün anne-babaların neredeyse ortak derdidir bu. Sakın yılmayın, kenara çekilmeyin. Kıldıkları namazı da kesin kalıcı zannetmeyin. Henüz mücadelenin yarısına bile gelmediniz. Sabırlı olacaksınız her gün bir kelimeye bile razı olacaksınız. Eşinizle asla tartışmayın bu hususta yani ikiye bölünmeyin. Bir kelime bir kelime de olsa devam edin. Şu düşünceleriniz yakında kaybedeceğiniz hissi veriyor. Sakın ha, şeytanı sevindirmeyin. Çocuklarınıza bıktırıcı tavırlar yapmayın. İsteklerinize bir zaman ara verin, kulakları sizin sözlerinize soğusun, ardından devam edin. Sabırlı olun, sabırlı olun ve çok sabredin. En az on asır kadar sabretmeye hazır olun. İstişareler edin, çevrenizi geniş tutun. Çok dua edin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ya hemen evlenip helal sınırlarının içine girin ya da ateşin etrafında dönmeyin. Az veya çok diye kendinizi oyalamayın. Ateşin bir kıvılcımı yakmak için yeterlidir.
Selamünaleyküm. Evet, sizin de müstakil bir bütçeniz olmalıdır. Bunu direk babanızla çözemeyeceğinize göre aile büyüklerinden birinin aracı olmasını sağlayın. Mesela dayınız, amcanız gibi birileri ile bunu çözün
Aleykümselam. Okumak ve yazmak mü'minler olarak bize ait iki kavramdır. Okur ve yazar bir ümmetiz. Öyle idik, inşaallah da öyle olmaya devam edeceğiz. Mevcut okuyamaz/yazamaz durumumuz ilk örnek neslimize uygun bir durum değildir. Bunu birinci kural olarak kaydetmeliyim. İkinci olarak da şunu söylememiz gerekir: Okumak, herkes için meslek olabilecek nitelikte geliştirilebilir değildir. Herkes okuyabilir, okumalıdır da ancak okumayı bir zevk hâline getirebilmek bir kabiliyettir. O kabiliyet herkes için söz konusu olamaz. Olmasını beklemek de doğru değildir zaten. Normal bir hayat için gereken kadar okuma ve yazma becerisi için adeta farz olan okuma ve yazma diyebiliriz. Daha ilerisi için ise Allah kime kabiliyet verdi ise o, okuma ve yazmayı geliştirecektir. Bilhassa yazma için bu tespit çok önemlidir. Üçüncü olarak da şu tespiti yapabiliriz: Okumanın ilaç gibi günlük etkisi olmaz. Okumak, gıda gibidir. Bugünkü kilonuz ve kaslarınızda yirmi yıl önce yediğiniz bir çikolatayı arasanız bulamazsınız ama büyük ihtimalle o çikolata kaslarınızda, kemiklerinizde bir yerdedir. Size katkısını gözle göremezsiniz ama vardır. Bir çikolata gibi, bir sayfa yazı da birikimimizin bir yerinde durur biz onu göremeyebiliriz, görmemiz de gerekmez. Doğal okuma yöntemleri ile okumaya devam ederiz, okuruz, anlamaya çalışırız. Neticede ise kaderimizde yazılan kabiliyetimiz gelişecek veya başka bir yöne kayacağız. Yazmada ise durum biraz daha farklıdır. Yazmada şöyle kabul edebilirsiniz: Ya doğuştan yazma kabiliyetiniz olacak ve yazdıkça yazacaksınız ya da yazabilecek kadar okuyacaksınız. Okuyarak yazmayı geliştirmek ise yüz kazanıp bir harcamaya benzer. Yani yüz sayfa okuyan bir sayfa yazabilir. Her ikisinde de yine kabiliyet devrede olacaktır. Okumak veya yazmak asıl gaye değildir neticede. Gaye kullukta muvaffak olmaktır. Onu becerdikten sonra okuma yazma bilmesek ne olur, olduğumuz gibi kalem olsak ne olur! Size dualar ederim, dualarınızı beklerim. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Peygamberler hariç HATASIZ İNSAN OLMAZ. Mezhep imamlarımızın da hataları vardır ama HIYANETLERİ YOKTUR. Hataları olmasaydı, onların en yakın talebeleri onların sağlığında farklı şeyler söylemezlerdi. Biz onları bildiğimiz hatalarına rağmen sevip sayıyoruz. Allah onlardan razı olsun.
Selamünaleyküm. 'Zarar vermek de zarar görmek de yoktur.' En temel ilkelerimizden biri budur. Zararı da kabul etmeyiz. Kendimizi şamar oğlanı gibi göstermeyiz. İkaz eder, direniz ve bize verilecek zararı iteriz. Şu kadar ki, en tatıl dil, en tatlı tavır ve en nazik insan sahibi olmayı hedefleriz. Kabalığı kabalıkla değil kabalığı nezaketli iteriz.
Aleykümselam. Şunu kati bir sonuç olarak bilin güzel kardeşim: Cephenin en önünde, savaşın da en çetin anındasın. Allah seni korusun, melekleriyle seni himaye etsin. Aman çok sabırlı ol. İstikrarlı bir iman hayatı yaşamaya bak. Ailen ne derse desin, evlenme sürecini başlat. Şu kadar ki, evliliğini duygusallığa esir etme. Yaşça senden daha olgun birileriyle istişare ederek kararlar ver. Sabırlı ol. Sabırlı ol. Oruç senin durumun için yetmeyebilir. Oruç normal durumlarda kalkan olarak yetebilir de senin durumun normal bir durum değildir. Ne bulunduğun ortam normaldir ne de ailenin anlayışı. Kendini ona göre ayarla. Bir cihadın ortasındasın, kaybetmek de senin elindedir, kazanmak da. Sabredeceksin, kazanacaksın. Ailenle sürtüşme ama kendini de harama kaydırma. Onların saygınlığını koru, harama karşı tedbirini de bırakma. Allah yardımcın olsun.