İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

İman etmenin şartlarından biri de kadere iman etmektir, bunu biliyor ve elhamdülillah iman ediyorum. Doğrusu, ‘peki kader nedir?’ şeklindeki bir soruya dolu dolu cevap verebileceğimi de zannetmiyorum. Bazı kitaplardan okumaya çalıştıkça da zihnim karıştı. Bu konudaki bilgiyi nasıl özetleyebilirim?

Cevap

Bir konu, iman edilmesi gerekli konular arasındaysa, o konunun ağır olduğunu anlamamız gerekir. Taşın sert, pamuğun yumuşak olduğuna iman etmek gerekmez. Gözle görünen ve ilk bakışta kavranabilen bir nesne için iman dosyası açılmaz elbette. Gayb başta olmak üzere, imanla ilgili başlıkların tamamı için geçerlidir bu kural. Bizden binlerce yıl önce gelmiş ve elimizde hiçbir izi bulunmayan on binlerce peygamberin geldiğine iman ediyoruz. Hiçbir şekilde görüp, konuşamadığımız meleklere iman ediyoruz. Kur’an zikrettiği için cinlere iman ediyoruz. Yine Kur’an zikretti diye ahirete ve dirilmeye iman ediyoruz. Topluca bakıldığında bunların hangisi, KADER konusundan daha hafif, anlaşılması kolay, insan beyninin tartışmak istemeyeceği konulardır? Asırlarca mezarlarda çürüyüp erimiş cesetlerin yeniden, ilk kıvamındaki gibi yaratılacağına inanmak, gözümüzün önünde yıllarca seyretmiş ve belli bir devir izleyen olaylarda Allah’ın hâkimiyetini yani KADER’i kabul etmekten daha kolay değildir. Kader’e iman, asırlardan beri tartışılmak istenen ve çizgileri çok ince olduğu için alenen tartışılamayan konulardandır. Önceki âlimlerimizin kitaplarında bu tartışmalar vardır. Şu bir hakikattir ki, KADER adeta tartışılmak için önümüze konmuş kadar, karmaşık bir konudur. Şeytanın tuzak sorularının en rahat zemin bulabileceği alanlardandır. Bunun için, felsefeden arınmış olarak, ‘iman ettim’ deyip kurtulmak her zaman en kestirme yoldur. Kader etrafında derin tartışmalara girenlerin, tartışmayı genelde o noktada bırakamadıkları, aslında kaderle ilgisi olmayan konuları bile tartışma alanına çektikleri veya böyle bir tuzağa düştükleri görülmüştür. Kaderi doğru anlayabilmek için şu dört doğruyu kavramış olmak gerekir: a- Allah Teâlâ’nın bilgisi sınırsızdır. Bizim bilgimizin geçmişi ve geleceği sınırlıdır. Kaynaklarımız açısından da sınırlı bir bilgi kullanıyoruz. Sadece bize bildirilenler ve duyu organlarımızın ulaşabildiklerini bilebiliriz. Allah Teâlâ ise, Olanı, Olacağı, Olmayan, olacak olsaydı nasıl olacağını, Mevcudu ve yoğu, Mümkünü ve imkânsızı bilmektedir. Allah Teâlâ için ‘bilmek’ bu çapta bir bilgiyi ihtiva etmektedir. Bilgisi bu olan Allah’ın kuluna ait bir konuyu, geçmişte bilip kader diye yazmasını, bilmesi duyu organlarıyla sınırlı bir kulun yorumlaması makul sayılmaz. b- Allah Teâlâ, kıyamete kadar olacak her şeyi LEVHİ MAHFUZ’da yazmıştır. Bu yazma, göklerin ve yerin yaratılmasından elli bin yıl önce olmuştur. c- Allah Teâlâ diler ve dilediğini yapar. O’nun dilemesinde mesela, ‘imkânlar ölçüsünde’ gibi bir sınır yoktur. Dildiği gibi diler. Dilediği şeyi de yapar. Yapmak istemesinin önünde hiçbir engel bulunmaz. Dilemediği şey için de ‘olma’ imkânı yoktur. Mülk O’nundur. Her şey O’nun emri karşısında O’nun askeridir. d- Her şeyi yaratan Allah’tır. İçinde insanın da bulunduğu bu geniş evreni dileyip yara-tan O’dur. Evrenin içinde kıyamete kadar olup bitecek ne varsa onları da yaratan O’dur. O’nun dışındakilerin yaratılmış olmaktan başka seçenekleri yoktur. Hiçbir güç, O’na rağmen yaratmış olamaz. Kulların yaptığı işleri, onlar henüz yaratılmadan o işleri yapacaklarını biliyordu ve o bilgisini de Levhi Mahfuz’a yazmıştı. Kullar, o işi yaptığı için yazmış olmadığı gibi, Allah yazdığı için kullar o işi yapmış da olmadılar. Kulların yapacağını bildi ve yazdı. Kullar da yazılanı yaptı. Bu noktada tekrar, ‘bilme’ sözcüğünün insanlar tarafından kullanılan boyutu ile Allah Teâlâ’nın zatı için kullanılan boyutuna dikkat etmek durumunda olduğumuzu unutmayalım. Kader konusunu irdelemeden, Kur’an ve Sünnet’te belirtildiği kadarı ile yetinip, derin tartışmalara girmemenin en selim yol olduğunu ele almamızın gerektiğini bilmeliyiz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kader insanların müdahale edebileceği bir şey değildir. Müdahale edemeyeceğin bir şey hususunda da bu kadar endişelenmene gerek yok. İnsan sadece verdiği kararlardan, söylediği sözlerden, yaptığı davranışlardan mesuldür, sorumludur. Kadere dair durduğumuz nokta şu olmalı, geçmiş hakkında pişmanlıklar kuyusuna düşme riski oluşunca veya gelecek hakkında kaygılar ve korkular fırtınasına yakalanınca kaderi hatırlayarak kalbimizi sakinleştirmeliyiz. Allah'ın vardır bir bildiği, deyip Allah'a tevekkül edebilmeyi kolaylaştırmalıyız. Arkadaşlarını kader karşına çıkarmış olsa ne olur, çıkarmamış olsa ne olur? Her halükarda onlarla karşılaşınca sorumlulukların olmuyor mu? Sözlerinden, fiillerinden sorumlu değil misin? Öyleyse sen bu konularla ilgilen. Diğer kısmı ne değiştirebileceğin, ne öğrenmekle çok faydalar elde edebileceğin bir şeydir. Sana yarayacak olan sorumluluklarının farkında bir birey olarak iyiliği ve güzelliği hedefleyen ve bu uğurda gayret ve samimiyet gösteren bir Müslüman olmak. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.

Hocam ben sizi uzun zamandır takip ediyorum, video kesitlerinizi de ilgiyle izli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.

Hocam, ben 29 yaşında bir bayanım. Evlilik konusunda karar veremiyorum, talibim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kader ve kaza, her şeyin Allah’ın belli ve düzen içerisinde yarattığı ve takdir ettiğine delâlet eden âyetlerin yanı sıra ilahi ilmin olmuş ve olacak tüm varlık ve olayları kuşattığını belirten âyetlerde de vurgulanmıştır. Bu âyetlerin bir kısmında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “...O’nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir.” (er-Ra‘d, 13/8); “...Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.” (el-Furkân, 25/2); “De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez...” (et-Tevbe, 9/51) Bu âyetlerden başka Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğunu, -kulun tercihi ile irtibatlı olarak- dilediğini dalalette bırakıp dilediğini hidâyete erdirdiğini, insanların ölümlerini O’nun takdir ettiğini bildiren âyetler de (bk. ez-Zümer, 39/62; es-Sâffât, 37/96; el-A`râf, 7/178; el-Vâkıa, 56/60) kapsam açısından kâinatta her şeyin belli bir kadere bağlı bulunduğu, bunun da Allah Teâlâ tarafından belirlendiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Cibrîl hadisi” diye bilinen hadiste, kaderi, iman edilmesi gereken şeyler arasında saymıştır. Bu hadise göre Cebrail (a.s.), Peygamberimize, “İman nedir?” diye sormuş, o da, “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır.” (bk. Müslim, Îmân, 1 [8]; Ebû Dâvûd, Sünnet, 17 [4695]; Tirmîzî, Îmân, 4 [2610]) cevabını vermiştir. Ehl-i sünnet âlimleri belirtilen âyetler ve Hz. Peygamber’in hadisleri çerçevesinde kader ve kazaya inanmayı iman esaslarından saymışlardır.

Kader ve kazaya inanmak iman esası mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiç tartışmamak hayatı durdurmak olur. Biz bizi yaratan Allah ile tartışmayız, onun şeriatı ile tartışmayız. Bizim gibi insanlarla tartışırız. Edebine uyulabildikten sonra tartışmanın sakıncası yoktur. Dini konularda tartışırken şu kurallara uymaya çalışın: a. Düşündüklerini ve savunduklarını “din” olarak görme ve gösterme. “Dine ait olduğunu zannettiğin” şeyler olarak gör. Bu bakış sana haddini bilme ve ileri gitmeme nezaketi getirecektir. b. Senin için kesin gibi olan şeylerin karşındakiler için de öyle olmayabileceğini kabul et. c. Dine ait olarak bildiğin hususlarda baştan sona her şeyin tek düzey olması gibi bir tutum içinde olma. Sen ne konuşursan o konuştuğun dinin en önemli meselesi gibi olmasın. Dinin temelleri var, farzları var, vacipleri var… Bu derece olmayan hususları var. Âyet var hadisten öncelikli. Âlim sözü var hadisten sonra gelir. Din bir kurallar ve o kuralların tertibi üzerine kuruludur. Buna uy. d. Bazı doğruların ilk bakışta görülemeyebileceğini bilmelisin. İnsanların kavrama düzeyleri de farklı olunca sana açık seçik gibi gelen bir hususun bir başkası için kapalı olabileceğini bil. Bu da bazı doğruların farklı ihtimaller üzerinden anlaşılabileceği gerçeğini gösterir. e. Mü'minler arasında ülfet ve muhabbetin bulunması ve yükselmesinin kimi meseleleri konuşmaktan daha önemli olacağını asla unutma. Tartışınca ne olacak, tartışmayınca ne olacak denklemini iyi kurmalısın. f. Sık sık kendini test et; gerçekten doğruyu karşındaki ispat ederse kabul edebilecek ve susacak mısın yoksa inadın sürecek mi, bunu kalbine sık sık danış. Adalet ve insaf hissiyatın ne durumdadır diye kendini sorgula. g. Ve hiçbir zaman şunu unutma: Din yaşanması içindir tartışılması için değildir.

Hocam, ilim adamları ve hocalar çok fazla tartışıyorlar. Ben de ilahiyat bitirdi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah size sabır versin. Bu durum anlattığınız gibi ise yasal süreç işleterek ayrılmanız durumunda bir vebale girmeyeceğinizi aksine kendi sağlığınız ve geleceğinizi koruyacağınızı düşünürüm.

Hocam size eşimle olan dini görüş farklılığından kaynaklı soruna dair tavsiye al
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette şeytan bu tür vesveseleri beyne sokup, moral kırdıracaktır. Doğru son söz Allah’ındır. O ne yazdıysa o gerçekleşecek. Ama Allah, kuluna, kulun yapacağı şeyleri yazmıştır. Sonunda nereye gideceğini bildiği için Allah öyle yazmıştır. Kadere gerçekten iman eden, hiç oturamaz. Değil tembelleşmek aksine, normalden daha fazla çalışır. Allah kaderi yazdı fakat yazdığı şeyi bize göstermedi. Firavun bile son ana kadar beklendi. Son kararla ilgili kimsenin bilgisi olmadığına göre herkes en büyük hedefe doğru koşmak durumunda olacaktır. Kadere iman, rahatlığın sediri değil teşvikin kırbacıdır.

Kadere iman bir anlamda tembelliğe teşvik değil midir? Her şey kaderde yazılı is

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıtr sadakası bayram namazından sonraya kaldığında vakti çıkmış olur. Bu da gösteriyor ki son vakti bayram namazı öncesidir. İlk vakti ise bayramdan üç gün öncesi olarak belirlenebilir. Bu iki vakit arasında yerine getirilmelidir.

Fıtır sadakası tam olarak ne zaman verilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farzlar, vacipler, sünnetler görüntü olarak yerine getirildiğinde namaz, fiziki olarak kılınmış olur. Şu kadar dakikada kılınacağına dair bir kayıt yoktur, konması da doğru değildir. Kişinin takvasına, dünya meşgalesine, sıhhat durumuna bağlı olarak, bir rekâat iki dakikada da kılınabilir, iki saatte de. Önemli olan bilhassa farzların eksik kalmamasıdır. Fatiha suresinin, hurufatı belli olacak şekilde okunması, daha sonra okunan zammı surenin, tilavet kurallarına uygun okunması önemlidir. Buradaki hızlılık ve yavaşlılık Kur’an tilaveti kurallarına göredir. Çok titiz bir tecvid uygulamasına dönüşmüş tilavet de namazda uygun görülmemiştir. Doğal bir okuyuşla, hatasız okunduğunda gerekli olan süre namaz için aranan süredir. Elle yapılan hareketlerin namazda huşuyu zedelediği bilinmelidir. Namazın gözden kaçan en önemli şartlarından biri, TA’DİL-İ ERKÂN şartıdır. Fıkıh imamlarının büyük bölümüne göre Ta’dil-i Erkân namazın farzlarındandır. Bu da, ihmal edilmesi halinde namazın yeniden kılınmasını gerektiren bir noktaya dikkatimizi çekmektedir.

Hızlı namaz kılan birine, boşuna kıldığı söylendiğinde çok etkilenmiştim. Namazı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Buna karanlıkta tırnakları uygun olmayacak yerlere kaçırmak şeklinde bakın. Dinen tırnak kesmenin sakıncalı olacağı bir zaman dilimi yoktur.

Gece tırnak kesmek sakıncalı mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce şunu bilmeliyiz: Şiddetli bir diş ağrısı durumunda oruçlunun tedavi olmasında hiçbir sakınca yoktur. Normal bir tedavi durumunda ise DİŞİN ÇEKİLMESİ orucu bozmaz. Çekim esnasında iğne vurulması veya ilaç alınması oruca zarar verir. Böyle bir durum olursa da oruç sadece kaza edilir. Tavsiyemiz Ramazan günlerinde diş tedavisini geceye almaktır. Dişçi kardeşlerimiz de özel Ramazan uygulamaları yapmalıdırlar.

Oruçlu iken diş çektirmek orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Köpeği ve bizi yaratan sonra da şeriat koyan Allah Teâlâ’dır. O diliyor ve dilediğini emrediyor. Bizim tercih hakkımız yoktur. Sadece ‘itaat ettik’ deriz. Eğer bize, o emredilen işe dair bir hikmet, sır ulaşırsa onu inceleriz. Sırrını bilmediğimiz emirleri irdelemeyiz. Ona itaatimizin o yönüyle değerli olacağını anlarız. Kur’an-ı Kerim, Ashabı Kehf’in peşine takılan köpeği bize kadar ulaştırmıştır. Kur’an’da köpeğin anıldığı ayetler de vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinde ise köpeğe karşı titiz bir uyarı görmekteyiz. Köpekle ilgili önemli bir mesele şudur: Köpek, gerektiği yerde yasak değildir. Zevk için beslenip, büyütüldüğünde sakıncalı olmaktadır. Köpeğin böyle bir hüküm taşıması yanında, insana sempatisini, sadakatini iyi bir imtihan konusu olarak görmek zorundayız. Köpekten daha soğuk hayvanlar hakkında konmayan kural köpek için konmuştur. Onca ekonomik verimliliğine rağmen domuz, Müslüman kültüründen uzak tutulmuştur. Bunun adı imtihandır!

Neden köpek pis kabul ediliyor? İnsana en yakın hayvanlardan biri olduğu halde,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Harama bakmak, sadece bakmak olarak kalırsa orucu bozmaz. Ahlâkı bozar, takvayı eritir.

Harama bakmak orucu bozar mı?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.