İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Neden köpek pis kabul ediliyor? İnsana en yakın hayvanlardan biri olduğu halde, köpeğin girdiği yere melek girmediği, bereketi götürdüğü söylenmektedir.

Cevap

Köpeği ve bizi yaratan sonra da şeriat koyan Allah Teâlâ’dır. O diliyor ve dilediğini emrediyor. Bizim tercih hakkımız yoktur. Sadece ‘itaat ettik’ deriz. Eğer bize, o emredilen işe dair bir hikmet, sır ulaşırsa onu inceleriz. Sırrını bilmediğimiz emirleri irdelemeyiz. Ona itaatimizin o yönüyle değerli olacağını anlarız. Kur’an-ı Kerim, Ashabı Kehf’in peşine takılan köpeği bize kadar ulaştırmıştır. Kur’an’da köpeğin anıldığı ayetler de vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinde ise köpeğe karşı titiz bir uyarı görmekteyiz. Köpekle ilgili önemli bir mesele şudur: Köpek, gerektiği yerde yasak değildir. Zevk için beslenip, büyütüldüğünde sakıncalı olmaktadır. Köpeğin böyle bir hüküm taşıması yanında, insana sempatisini, sadakatini iyi bir imtihan konusu olarak görmek zorundayız. Köpekten daha soğuk hayvanlar hakkında konmayan kural köpek için konmuştur. Onca ekonomik verimliliğine rağmen domuz, Müslüman kültüründen uzak tutulmuştur. Bunun adı imtihandır!
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere İslam akıl dini değildir. İslam akıllıların dinidir. Bunu yeniden oturtun zihninizde. Buna göre de şunu anlamış olursunuz: Ayetler veya sahih hadisler bizim zevk ve beğenimize göre tanzim edilebilir değerler değildir. Her şeye rağmen köpek düşmanı olmamız emredilmiş değildir. Köpeğe sempati beslemek de sakıncalı değildir. Köpek necistir, gereksiz yere süs maksatlı beslenmesi caiz değildir. Meselenin özeti böyledir. Sizin, köpeklere iyiliği en güzel iyilik gibi görmenizde bir aşırılık olduğunu anlamalısınız. Köpekler dahil mahlukat insan için yaratılmıştır ama hiçbir insan diğer mahlukat için yaratılmamıştır. Onlar bizim bekçimiz olabilir biz köpeklerin bekçisi olamayız. Sizdeki duyguları lütfen insan için kullanın; Suriye başta olmak üzere insanın sıfır değere indirgendiği olaylarla ilgilenin. Belli ki siz, hayatınızı insanla ve insanın saadeti için var olan İslam ile dolu dolu geçiremiyorsunuz. Tekrar düşünün lütfen. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, ben hayvanlara özellikle köpeklere karşı aşırı bir sevgi besliyorum. Bu k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu dünya bizim değildir, biz burada misafiriz. Allah’ın mülkünde Allah’ın kulları olarak misafiriz. Hayvanlar da bütün türleri ile bizim gibi misafirlerdir. Ne biz hayvanları yok kabul edebiliriz ne de hayvanlar yüzünden biz dünyayı terk edebiliriz. Bu birinci gerçektir. İkinci gerçek de şudur: Asıl olan hayvanların insanlar için yaratılmış olmasıdır. İnsanların hayvanlar için yaratılmış olması gibi bir mantık sapıklıktır. Kıyamete adım adım yaklaştığımız bu zamanda ne yazık ki hayvanlar insanlardan daha değerli gibi bir durum oluşmuştur. Allah’a sığınmaktan başka bir çaremiz yoktur. Mesele kedi besleme meselesi değildir. Asıl mesele Allah’tan kopmuş bir neslin kedi köpekle teselli bulması meselesidir. Kediye mama vermek bir sevap iken sapıklık düzeyine taşındığında vebale ve insanlara eziyete dönüşecektir elbette. Bir yakınınız sizinle arasına kedi köpek koyacak düzeye geldi ise sizin de insanlığınızı onunla aranıza koyup belli bir mesafede kalmanızda hiçbir sakınca yoktur. Eriyenle eriyemeyiz, kaçanla kaçamayız.

Hocam bu sokak köpekleri mevzularına bakışımız ne olmalı? Yani başta kendi ablam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Köpekle alakalı olarak hadisi şerifler vardır. Bu hadisler köpek üzerinden ticareti de yasaklar niteliktedir. Zorunlu olarak bulundurulması dışında köpek bulundurmak ve köpekle iştigal etmek caiz değildir. Özellikle de Şafii mezhebindeki içtihatlar daha da sıkıdır.

Şafii mezhebinde köpek alıp satmak, çiftleştirmek ve bununla para kazanmak helal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bekçi veya av köpeği dışında köpek beslemek caiz değildir. Özellikle de süs köpeği türü köpekler boş iştir. Bu bir batılı kültürünü taklittir. Müslüman bir insan böyle bir köpeği bahçesinde bile beslememelidir. Allah Teâlâ’nın tabiat içinde yarattığı hayvanlardan olan köpeği insan barınağı olan eve almak bize ait bir iş değildir. Köpek bulunan bir evde meleklerle gelen bereket yoktur. Besleyen için de çokça günah vardır. Siz o evde yaşamaya mecbur iseniz: Köpekle ilgilenmeyin, oynamayın. Köpeğin bulunduğu odada uyumayın. Köpeğin bulunmadığı odada oturmayı yeğleyin. Daha ağır bir hataya mesela annenizin kırılmasına neden olmayacak şekilde yanlışı dillendirin. İnşaallah vebale ortak olmazsınız.

Hocam kız kardeşim eve köpek aldı. Ben de mecbur aynı evde kalıyorum. Söz dinlet
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zararı önlemez olan hayvanın itlaf edilmesi günah değildir. Zararını önleyemeyeceğinizi anlarsanız eziyet etmeden hayvanı öldürebilirsiniz.

Bir köpeği hayvanlarım için besliyordum. Bekçiliğini yaptığı hayvanları öldürmey
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Evcil olarak beslenecek şekilde yaşayan hayvanların ev ortamında beslenmesinde sakınca yoktur. Doğa hayvanlarını ise evde hapsetmek caiz değildir. Peygamber aleyhisselam döneminde buna benzer bir olay olmuştu ve yasak olmadığı oradan anlaşılmıştı.Hayvanları besleme veya sahiplenmenin en temel kuralları, onların da sahibi üzerinde hakları olacağını bilerek besliyor olmaktır. Hayvanı bir canlı gibi görüp beslemek gerekir.Bir başka husus da, bu tür hayvanları bakmak asıl işleri alıkoymamalıdır.

Selamünaleyküm kıymetli hocam. 2 sorum olacak demiştim, ancak birincisini yazark

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farzlar, vacipler, sünnetler görüntü olarak yerine getirildiğinde namaz, fiziki olarak kılınmış olur. Şu kadar dakikada kılınacağına dair bir kayıt yoktur, konması da doğru değildir. Kişinin takvasına, dünya meşgalesine, sıhhat durumuna bağlı olarak, bir rekâat iki dakikada da kılınabilir, iki saatte de. Önemli olan bilhassa farzların eksik kalmamasıdır. Fatiha suresinin, hurufatı belli olacak şekilde okunması, daha sonra okunan zammı surenin, tilavet kurallarına uygun okunması önemlidir. Buradaki hızlılık ve yavaşlılık Kur’an tilaveti kurallarına göredir. Çok titiz bir tecvid uygulamasına dönüşmüş tilavet de namazda uygun görülmemiştir. Doğal bir okuyuşla, hatasız okunduğunda gerekli olan süre namaz için aranan süredir. Elle yapılan hareketlerin namazda huşuyu zedelediği bilinmelidir. Namazın gözden kaçan en önemli şartlarından biri, TA’DİL-İ ERKÂN şartıdır. Fıkıh imamlarının büyük bölümüne göre Ta’dil-i Erkân namazın farzlarındandır. Bu da, ihmal edilmesi halinde namazın yeniden kılınmasını gerektiren bir noktaya dikkatimizi çekmektedir.

Hızlı namaz kılan birine, boşuna kıldığı söylendiğinde çok etkilenmiştim. Namazı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kim bir imama uyuyorsa o imamın açık bir ayet veya hadise muhalif olmayan uygulamalarından ötürü namazını yok saymamalıdır. Mezhepler arasındaki farklılıklar namazımızın yok sayılmasını gerektirecek farklılıklar değildir. İmam olan arkasındakinin farklı görüşüne itibar etmeli, tabi olan da imamı imam bilmelidir. Allah kabul etsin.

Ben Hanefi mezhebine mensubum, arkadaşım Şafii mezhebine. Beraber namaz kılarken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıtr sadakası bayram namazından sonraya kaldığında vakti çıkmış olur. Bu da gösteriyor ki son vakti bayram namazı öncesidir. İlk vakti ise bayramdan üç gün öncesi olarak belirlenebilir. Bu iki vakit arasında yerine getirilmelidir.

Fıtır sadakası tam olarak ne zaman verilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rüya görmen şart değildir. İçinde bir şey hissetmenle alakalı olarak da şunu bilmelisiniz: İçinizde bir olumsuzluk hissetmemeniz de bir şey hissetmektir.

Ben 1 hafta boyunca istihare yapıyorum. Ama istiharede ne rüya görüyorum ne de i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir konu, iman edilmesi gerekli konular arasındaysa, o konunun ağır olduğunu anlamamız gerekir. Taşın sert, pamuğun yumuşak olduğuna iman etmek gerekmez. Gözle görünen ve ilk bakışta kavranabilen bir nesne için iman dosyası açılmaz elbette. Gayb başta olmak üzere, imanla ilgili başlıkların tamamı için geçerlidir bu kural. Bizden binlerce yıl önce gelmiş ve elimizde hiçbir izi bulunmayan on binlerce peygamberin geldiğine iman ediyoruz. Hiçbir şekilde görüp, konuşamadığımız meleklere iman ediyoruz. Kur’an zikrettiği için cinlere iman ediyoruz. Yine Kur’an zikretti diye ahirete ve dirilmeye iman ediyoruz. Topluca bakıldığında bunların hangisi, KADER konusundan daha hafif, anlaşılması kolay, insan beyninin tartışmak istemeyeceği konulardır? Asırlarca mezarlarda çürüyüp erimiş cesetlerin yeniden, ilk kıvamındaki gibi yaratılacağına inanmak, gözümüzün önünde yıllarca seyretmiş ve belli bir devir izleyen olaylarda Allah’ın hâkimiyetini yani KADER’i kabul etmekten daha kolay değildir. Kader’e iman, asırlardan beri tartışılmak istenen ve çizgileri çok ince olduğu için alenen tartışılamayan konulardandır. Önceki âlimlerimizin kitaplarında bu tartışmalar vardır. Şu bir hakikattir ki, KADER adeta tartışılmak için önümüze konmuş kadar, karmaşık bir konudur. Şeytanın tuzak sorularının en rahat zemin bulabileceği alanlardandır. Bunun için, felsefeden arınmış olarak, ‘iman ettim’ deyip kurtulmak her zaman en kestirme yoldur. Kader etrafında derin tartışmalara girenlerin, tartışmayı genelde o noktada bırakamadıkları, aslında kaderle ilgisi olmayan konuları bile tartışma alanına çektikleri veya böyle bir tuzağa düştükleri görülmüştür. Kaderi doğru anlayabilmek için şu dört doğruyu kavramış olmak gerekir: a- Allah Teâlâ’nın bilgisi sınırsızdır. Bizim bilgimizin geçmişi ve geleceği sınırlıdır. Kaynaklarımız açısından da sınırlı bir bilgi kullanıyoruz. Sadece bize bildirilenler ve duyu organlarımızın ulaşabildiklerini bilebiliriz. Allah Teâlâ ise, Olanı, Olacağı, Olmayan, olacak olsaydı nasıl olacağını, Mevcudu ve yoğu, Mümkünü ve imkânsızı bilmektedir. Allah Teâlâ için ‘bilmek’ bu çapta bir bilgiyi ihtiva etmektedir. Bilgisi bu olan Allah’ın kuluna ait bir konuyu, geçmişte bilip kader diye yazmasını, bilmesi duyu organlarıyla sınırlı bir kulun yorumlaması makul sayılmaz. b- Allah Teâlâ, kıyamete kadar olacak her şeyi LEVHİ MAHFUZ’da yazmıştır. Bu yazma, göklerin ve yerin yaratılmasından elli bin yıl önce olmuştur. c- Allah Teâlâ diler ve dilediğini yapar. O’nun dilemesinde mesela, ‘imkânlar ölçüsünde’ gibi bir sınır yoktur. Dildiği gibi diler. Dilediği şeyi de yapar. Yapmak istemesinin önünde hiçbir engel bulunmaz. Dilemediği şey için de ‘olma’ imkânı yoktur. Mülk O’nundur. Her şey O’nun emri karşısında O’nun askeridir. d- Her şeyi yaratan Allah’tır. İçinde insanın da bulunduğu bu geniş evreni dileyip yara-tan O’dur. Evrenin içinde kıyamete kadar olup bitecek ne varsa onları da yaratan O’dur. O’nun dışındakilerin yaratılmış olmaktan başka seçenekleri yoktur. Hiçbir güç, O’na rağmen yaratmış olamaz. Kulların yaptığı işleri, onlar henüz yaratılmadan o işleri yapacaklarını biliyordu ve o bilgisini de Levhi Mahfuz’a yazmıştı. Kullar, o işi yaptığı için yazmış olmadığı gibi, Allah yazdığı için kullar o işi yapmış da olmadılar. Kulların yapacağını bildi ve yazdı. Kullar da yazılanı yaptı. Bu noktada tekrar, ‘bilme’ sözcüğünün insanlar tarafından kullanılan boyutu ile Allah Teâlâ’nın zatı için kullanılan boyutuna dikkat etmek durumunda olduğumuzu unutmayalım. Kader konusunu irdelemeden, Kur’an ve Sünnet’te belirtildiği kadarı ile yetinip, derin tartışmalara girmemenin en selim yol olduğunu ele almamızın gerektiğini bilmeliyiz.

İman etmenin şartlarından biri de kadere iman etmektir, bunu biliyor ve elhamdül
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Buna karanlıkta tırnakları uygun olmayacak yerlere kaçırmak şeklinde bakın. Dinen tırnak kesmenin sakıncalı olacağı bir zaman dilimi yoktur.

Gece tırnak kesmek sakıncalı mı?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.