Fetva Meclisi
Soru
Ben 1 hafta boyunca istihare yapıyorum. Ama istiharede ne rüya görüyorum ne de içimden bir şey hissediyorum. Sebebi ne olabilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.İstiharede rüyada görülene değil kalbinizin meylettiğine bakmalısınız.
Selamünaleyküm. İSTİHARE’nin rüya ile direk bir alakası yoktur. Evet, rüya da etkili olabilir ama zamanı önemli değildir. Siz şu andaki hislerinize bakın; o işe kendinizi daha yakın hissediyorsanız istihareniz olumlu sonuç vermiş demektir.
Zannaderim İSTİHAREyi tarif ediyorsunuz. İstihare, uyku ile ilgili değildir. Maalesef, sanki istihare için illa uykuda olmak gerekir gibi bir anlayış yayılmıştır. Bu doğru değildir. Siz, hangi konu için istihare yaptı iseniz o konunun şu anda zihninizde ne durumda olduğuna bakın; eğer olumlu görülüyorsa istihareniz olumludur. Aksi ise sonucu olumsuz kabul ediniz. Allah'a emanet olunuz.
İstihareden önce, aradığınız fiziki şartların bulunup bulunmadığına bakın. Dış şartlar oluşuyorsa istihareye bakılır. Onun istiharesi de onu ilgilendirmektedir. Siz kendi istiharenize bakmalısınız.
İSTİHARE için bir rüya görmek şart değildir. Rüyanın da çok önemi yoktur. İki rekât namaz kılıp dua ettikten sonra daha sonraki zaman diliminde kalbinizin meylettiği düşünce sizin istiharenin sonucu demektir. Rüyaya takılmayın.
Selamünaleyküm.İSTİHARE, rüya görmek değildir. Rüyalarımızı gereğinden fazla abartmanın da anlamı yoktur. 'Kalbinize gelene bakılması', duygularınızın ne durumda olduğu şeklinde anlaşılmalıdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kim bir imama uyuyorsa o imamın açık bir ayet veya hadise muhalif olmayan uygulamalarından ötürü namazını yok saymamalıdır. Mezhepler arasındaki farklılıklar namazımızın yok sayılmasını gerektirecek farklılıklar değildir. İmam olan arkasındakinin farklı görüşüne itibar etmeli, tabi olan da imamı imam bilmelidir. Allah kabul etsin.
ŞERİAT İslam dini demektir. Bir insan namaz kılıp da İslam dini hakkında istemiyor kanaati besleyebilir mi? Elbette cennet onun hayaline bile giremez. Yalnız şu var ki, sıradan insanların Şeriat hakkındaki bilgileri İslam düşmanlarının oluşturduğu kanaatlerden ibaret olabilir. Bilmeden söylenmiş bir söz için inşallah mağfiret kapısı açıktır.
Köpeği ve bizi yaratan sonra da şeriat koyan Allah Teâlâ’dır. O diliyor ve dilediğini emrediyor. Bizim tercih hakkımız yoktur. Sadece ‘itaat ettik’ deriz. Eğer bize, o emredilen işe dair bir hikmet, sır ulaşırsa onu inceleriz. Sırrını bilmediğimiz emirleri irdelemeyiz. Ona itaatimizin o yönüyle değerli olacağını anlarız. Kur’an-ı Kerim, Ashabı Kehf’in peşine takılan köpeği bize kadar ulaştırmıştır. Kur’an’da köpeğin anıldığı ayetler de vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinde ise köpeğe karşı titiz bir uyarı görmekteyiz. Köpekle ilgili önemli bir mesele şudur: Köpek, gerektiği yerde yasak değildir. Zevk için beslenip, büyütüldüğünde sakıncalı olmaktadır. Köpeğin böyle bir hüküm taşıması yanında, insana sempatisini, sadakatini iyi bir imtihan konusu olarak görmek zorundayız. Köpekten daha soğuk hayvanlar hakkında konmayan kural köpek için konmuştur. Onca ekonomik verimliliğine rağmen domuz, Müslüman kültüründen uzak tutulmuştur. Bunun adı imtihandır!
Rüya tabiri sadece TAHMİN olabilir. Müslüman bir insanın TAHMİN üzerinden hayat yaşaması doğru değildir.
Eşlerden birinin Hanefi, diğerinin Şafii olmasının evliliği olumsuz etkileyebilecek bir neticesi yoktur. Erkek hangi mezhebi takip ediyorsa aile de onun izinde kurulur. Bir ilmihal kitabı alarak ne yapacağınızın ana ilkelerini belirleyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Farzlar, vacipler, sünnetler görüntü olarak yerine getirildiğinde namaz, fiziki olarak kılınmış olur. Şu kadar dakikada kılınacağına dair bir kayıt yoktur, konması da doğru değildir. Kişinin takvasına, dünya meşgalesine, sıhhat durumuna bağlı olarak, bir rekâat iki dakikada da kılınabilir, iki saatte de. Önemli olan bilhassa farzların eksik kalmamasıdır. Fatiha suresinin, hurufatı belli olacak şekilde okunması, daha sonra okunan zammı surenin, tilavet kurallarına uygun okunması önemlidir. Buradaki hızlılık ve yavaşlılık Kur’an tilaveti kurallarına göredir. Çok titiz bir tecvid uygulamasına dönüşmüş tilavet de namazda uygun görülmemiştir. Doğal bir okuyuşla, hatasız okunduğunda gerekli olan süre namaz için aranan süredir. Elle yapılan hareketlerin namazda huşuyu zedelediği bilinmelidir. Namazın gözden kaçan en önemli şartlarından biri, TA’DİL-İ ERKÂN şartıdır. Fıkıh imamlarının büyük bölümüne göre Ta’dil-i Erkân namazın farzlarındandır. Bu da, ihmal edilmesi halinde namazın yeniden kılınmasını gerektiren bir noktaya dikkatimizi çekmektedir.