Fetva Meclisi
Soru
Size gelen sorularda, hanımının bakkala gitmesine bile izin vermeyen eşe ‘aşırıya gittiğini’ söylemişsiniz. Aynı zamanda da, hanımların balkondan balkona konuşması, arkadaşlarına dizi izlemeye gitmesi, sahilde erkeklerin içinde çekirdek yemesi gibi şeyleri de ‘kabul edemeyeceğinizi’ belirtmişsiniz. Ben bu konuyu tam anlayamadım. Mesela, balkonda tesettürlü oturmak mı yanlış olan yoksa balkondan balkona konuşunca sesin sokağa yayılması mı? Yoksa her iki durum da mı yanlış?
Cevap
Benzer fetvalar
Ortada şöyle bir gerçek var: Oturup kalkmadaki mahremiyet inceliklerine dikkat edilerek girip çıkma yapılıyorsa sizin eşinizin ailesi ve yakınlarına ziyarete gitmeniz insanî olan, gerekli olduğu tartışılamayacak olan bir hakikattir. Bunu sormaya bile gerek yoktur. Ancak durum sizde olduğu gibi kadının psikolojik de olsa eziyet görmesine neden olan tavırlar barındırıyorsa gitmek zorunda değilsiniz. Eşinizin sizi her durumda eziyetten koruması gerekmektedir. Yakınlarının sılayırahimi kadar sizin korunmanız da ona görevdir. Eşinizin yakınları sizin kan bağı ile oluşmuş yakınlarınız değildir. Dolayısıyla onların sılayırahimi size farz değildir. Eşinizin bunu zorlamaya hakkı yoktur. Eşiniz sizi eziyet görmeye karşı koruyamadığı bir yere götüremez. Şunu bilmenizde fayda vardır: Aile bu tür tartışmaların başlaması ile risk altında kalır, keşke bu tartışmaya girmese idiniz, sabredebilse idiniz, çok daha iyi ederdiniz. Dinen size mecburiyet getirilmemiş olsa bile sizin aile huzurunuzu dikkate almanız sizin lehinize bir durumdur.
Meseleye şöyle bakabiliriz: Kadının sesi erkeğe, özellikle bir salma ve savrulma denebilecek ölçüsüzlük yoksa haram değildir. Bu şu anlama geliyor: Kadının sesi ile erkeğe hitap etmesi yasak değildir. Kadının, çarşıda pazarda bulunması da kıyafeti ve konumu açısından sıkıntı yoksa yasak değildir. Buradaki kıyafet ve konum zaten mü'min kadının genel tavrına dâhildir, özellikle izah edilmesi gerekmez. Bu hassasiyetin korunabildiği bir salonda da bulunması haramdır denemez. İnsanların izleyeceği bir TV programında ya da benzeri bir ortamda bulunması ve konuşması meselesi yeni bir durum olduğu için kaynaklarımızda özellikle bunu açıklayan bir bölüm bulunamaz. Bunun da içine dâhil olduğu genel kurallar vardır. Prensip olarak kadının bir film üzerinden konuşma yapmasının evla olmayan tercih olacağını söylemeye bile gerek olmadığı kanaatindeyiz. Ortada bir ihtiyaç varsa ve kadın da kendisini yeteri kadar muhafaza edebildi ise mesela asgari olarak çekiciliğini yok duruma getirdi ise öyle bir ortamda zaruri olan konuşmayı yapabileceğini söyleriz. Yalnız burada, “asgariye indirme” durumunun ne kadar gerçekleşebileceği herkesin imanı ve takva idraki ile alakalı bir durumdur.
Sokak şartlarının korunduğu bir ortam sağlandığında mahrem olmayan kadın-erkek oturup yemek yiyebilir. Sokak şartlarını şu şekilde özetleyebiliriz: Bedensel temasın olmaması, dikkatli bir gözle bakıldığında bile sokak kıyafetinden başka bir şeyin fark edilmemesi, gözün korunması, gözden korunulması, laubalilik imkânının açılmaması, sadece sokakta halledilecek işin (alışveriş vb.) gerektirdiği kadarıyla konuşulması, alınıp verilmesi. Bu şartlar sağlanınca yemek yenebilir. Fakat böyle yemek yemenin pek anlamı olmadığı, ağza kaşık götürmek bile mümkün olmadığı ya da bu şartlarda oturmanın muhabbet anlamı olmayacağı için ön tedbir olarak kadın-erkek birlikte oturması yasaklamıştır. Gözü bile haramdan koruma, fitneye zemin oluşturmama mantığı üzerinden dinimizin oluşturduğu bütünlüğü bozmamak ana hedefimiz olmalıdır. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Evlilik maksadı ile görüşen erkek ve kadının, birbirleri ile görüşmelerinin sınırsız olduğunu söylemek caiz değildir. Görüşebilirler. Bu görüşmede de zaten kadının erkeğe bakmasında bir sakınca yoktur. Erkeğin kadına bakması ise belli bir ölçüde mümkündür. Bir kere elle temas kesinlikle yoktur. İkinci olarak da, en fala bayanın ev kıyafeti denebilecek bir kıyafetle bulunduğu kadarı ile görülmesi mümkündür. Bundan fazlası için özel durumlar denebilir. Özel durumlar için de bir genel ruhsat gibi algılama mümkün değildir.
Allah seni hayırlı bir kul, mutlu bir yuva kurucusu ve örnek bir mümine kılsın. Sorun hem önemli hem de senin içinde bulunduğun düşünce iklimini açıkça yansıttığı için cevap verirken sadece fetva değil, bir abla–ağabey sohbeti gibi bir üslupla konuşmamız uygun olur. Bu uzun ama derli toplu cevabı dikkatlice okumanı isterim. İtaat Meselesi Dinimizde Nasıl Anlaşılmalı? İslam’da kadının kocasına “itaati”, zulme boyun eğmesi, ezilmesi veya bir kölenin efendisine boyun eğmesi gibi anlaşılmaz. Bu bir sorumluluk paylaşımıdır. Aile bir gemidir; kaptanı vardır, rotası vardır. Allah bu düzende erkeğe kaptanlık sorumluluğu vermiştir. Ancak bu, erkeğin keyfine göre yönettiği bir diktatörlük değil Allah’ın emir ve yasaklarına göre hesap vereceği bir liderliktir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim." (Tirmizî, Radâ’ 10.) Bu hadis itaatin kutsiyetini, yani evlilikte saygının ne kadar büyük bir değer olduğunu vurgular. Ama bu bir zulüm çağrısı değil düzen ve merhamet temelli bir ilişki kurulması gerektiğini bildirir. Kadın Çalışabilir mi? Kendi Parasını Kazanabilir mi? Evet, kadın çalışabilir. Helal ve uygun bir işte çalışmasında, eşinin rızasıyla veya evini aksatmadan yaptığı sürece hiçbir sakınca yoktur. Ama buradaki asıl mesele şudur: Kadın çalışmak zorunda değildir ama erkek aile geçindirmek zorundadır. Bu Allah’ın erkeğe yüklediği bir sorumluluktur. Kadın isterse kazancını harcar, istemezse harcamaz. Erkek ise eşine ve çocuklarına harcamakla mükelleftir. Dolayısıyla ekonomik güç erkeğe haklılık kazandırmaz, kadına da keyfi isyan hakkı vermez. Peki İtaatin Sınırı Nedir? Nerede Başlar, Nerede Biter? İtaat, sadece "erkeğin dediği olacak" demek değildir. İslam’da itaatin sınırı vardır: Allah’a isyan olan yerde kula itaat yoktur. (Mesela namazı yasaklıyorsa, tesettüre karşı çıkıyorsa dinen dinlenmez.) Zulüm ve psikolojik baskı varsa, kadın bu itaatten sorumlu olmaz. (Hakaret eden, sürekli engelleyen, baskıcı bir adam varsa itaat değil, sabır + çözüm yolları aranır.) Ortak akıl ve merhamet varsa, itaat sevgidir, güzelliktir. (İki kişi anlaşarak yürür. Biri yürütmezse, ilişki sürmez.) Örnek Olaylara Cevaplar: "Eşim telefona bakma diyor." Eğer kötü niyetin yoksa ve eşin sadece kıskançlık ya da güven problemiyle bunu söylüyorsa, burada eşine anlayışla yaklaşman güzel olur. Ama bu bir baskıysa, konuşularak çözülmeli. "Arkadaşla görüşmeye izin vermiyor." Kıskançlık mı, güvensizlik mi, kötü zan mı? Sebep makul değilse bu konuda da çözüm yolu şura ve danışma ile bulunmalı. "Para vermiyor, çocuklara bile izin vermiyor." Bu bir evliliğin sağlıklı devam etmesinin önüne geçer. Kadın böyle bir durumda aile büyükleriyle görüşebilir, dini danışma alabilir,gerekirse boşanmayı bile gündeme getirebilir. Çünkü İslam’da zulüm altında itaat istenmez. Sözün Özü: İtaat, Arkadaşlığa Benzeyen Bir Saygıdır İtaat, evliliğin bir gereği olarak erkeğin liderliğini kabul etmek demektir. Ancak bu, kadının yok sayıldığı bir kölelik değil, sevgiyle şekillenen bir dostluktur. Aynı Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurmuştur ki: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanım." (Tirmizî, Menâkıb, 63) Bu hadisin geçtiği bir dinin erkeği, karısına efendilik değil refiklik yapar. Son Söz: Genç Kız Kardeşim! Senin gibi bilinçli, okumayı düşünen, kendi parasını helal yoldan kazanmak isteyen bir genç hanım ümmetin umududur. Ama unutma: Kadın, erkekten aşağı değildir. Evlilik, yarış değil, birlikteliktir. İtaat, ezilmek değil, aileyi ayakta tutma gayretidir. Evlilik, iki tarafın birbirini idare etmesiyle yürür. Allah Teâlâ sana hayırlı bir eş nasip etsin. Senin kıymetini bilecek, sana “haydi beraber cennete yürüyelim” diyecek bir adamla yuva kurmayı nasip etsin.
Ders anlamak için ‘göze bakma’ gerekliliği biraz mübalağa olmuş. Evet, bayanın bir fitne riski oluşmadıkça erkeğe bakması, erkeğin bayana bakması gibi değildir ama sizin dikkatli ve ihtiyatlı olmanız gerekir. Gevşemeyin, gevşetmeyin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sadece belli beden hareketleri olarak bakıldığında yoga için haramlık belgesi bulunmayabilir. Yoktur da. Ne var ki bütün dünyada YOGA sözcüğü ilk kulağa geldiğinde Hinduizm, Budizm ve Janizm gibi putçuluk, ırk denebilecek sistemleri akla getirmektedir. Bu da demektir ki içinde bal varsa da o balı çöpten üreteceksiniz. Çiçekten bal üretmek varken neden çöpten üretesiniz. Ateşin etrafında dönmenin ne anlamı vardır. Bari adına yoga demeyin. Spor veya başka bir isim verin. Mü'min bir bayan olarak küfre ait kelimeleri bile telaffuz etmekten kaçınacak hassasiyeti göstermeli değil misiniz?
Sizin o evde oturmakla bir sorumluluğunuz olmaz biiznillah.
Bu hayvanı et için ayırıp yenisini kurban etmeniz gerekir. Kalbinizi rahatlatacak olan hüküm budur.
Masrafların haram para ile karşılanması evliliğin varlığına ve geçerliliğine mani olmaz. Bu bir hatadır. İstiğfar ederek, varsa hak sahiplerine haklarını vererek hatadan kurtulmak gerekir.
Mü'min olarak farz ve haramlardan hiçbir taviz veremeyiz. Farz ve haram olmayan şeylerde zaman ve çevre şartlarına dikkat ederiz. Sözünü ettiğiniz gibi bir tehlike şu anda yoktur. Özellikle dikkat çekici bir aşırılık yapmamak gerekir. Buna rağmen bir tedbir uygulaması gerekiyorsa yapılabilir. Evhama kaymadan bunu yapmak gerekir.
TEVBE NAMAZI Sünnet ile sabittir. Bir günahtan kurtulmaya karar veren mü'min iki rekât normal namaz kılar. Sonra da tevbesini Rabbine bildirir. O namazın adı budur.