Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yabancı öğrenciyim, Türkiye'de okuyorum ama şu an memleketimdeyim (Somali). Buraların bazı bölgelerinde kadın sünneti uygulanıyor, bu konuda çok bilgim yok dinen nedir ne değildir, caiz mi, haram mı, sünnet mi? Hocam bu mazlum kızlara yardım etmek istiyorum Allah rızası için. Siz de bana bilginizle yardım eder misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bayanların Sünnet edilmesi, erkeklere ait Sünnet emri gibi değildir.
Kadının farz olan bir iş için eşinin iznini alması gerekmez. Ancak farz düzeyinin altındaki işler için eşinin rızası şarttır. Durumunuzu buna göre değerlendirebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Endişenizde haklısınız. Dine uygun sürdürülebilecek olsa sakıncası olmaz ama öyle bir garanti verilemez. Risk almaktan ise uzak durulmalıdır.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Aleykümselam. Haklısınız, Sünnette öyle bir uygulama yoktur. Siz şunu çözün önce, mukabele Sünnet diye mi takip ediliyor yoksa Ramazan kültürü gereği mi?Öyle veya böyle, günah diyebileceğimiz bir durum yoktur ortada; sevap eksikliği ve bereketsizliktir bu durum.
Siz de iki rekâtta selam verin ve onlarla farza başlayın, farzdan sonra istediğiniz kadar sünnet kılabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun.
afrika konusundaki diğer fetvalar
Güzel kardeşim, benim bir söz söyleyemeyecek kadar bilgi kıtlığı yaşadığım konularda çok rahat konuşacak kadar bilginiz bulunduğuna göre size söyleyebilecek bir sözüm yoktur.
Öncelikli hedefin MESLEĞİNDE KALİTEYİ YAKALAMAK olmalıdır. İyi bir doktor olduktan sonra gerisini kolay çözebilirsin. İkinci olarak da bir hanım kız olarak şunu bilmenizi isterim: Bu duygularınızı tam anlamı ile MÜBAREK duygulardır, Allah Teâlâ sizden razı olsun. Pek güzel düşünüyorsun. Yalnız daha önce bu ve benzeri hissiyatlarını bana aktaran özellikle hanım doktor adayları, mesleklerine dalınca bu sözleri çabuk unutuyorlar. Temenni ederim siz farklı olun. Şunu söylemek istiyorum: Şimdi bunları hissediyor olmanız güzel ama vakti gelince bunları korumanız daha da güzel olacak! Hanım doktor olacak dünyanın her yerinde dua alırsınız. Her yerde ibadet durumunda olabilirsiniz. Yeter ki niyetiniz baki olsun. Yeter ki ihlasınız var olsun. Doktorlukta muhakkak uzmanlaşın, kabiliyetinize göre bir alanda uzmanlaşın. Ve çalışın. İffetiniz açısından riske girmediğiniz sürece çalışın. Tıp ibadet nitelikli bir alandır, kaçırmayın fırsatı.
Nerede olursa olsun zekât parası kamusal nitelikli alanlarda kullanılamaz. Çeşme kamusal niteliklidir.
Zekâtın ibadet olarak gerçekleşmesinin şartlarından biri, zekât olarak verilecek şeyin fakire bizzat verilmesi yani eline konmasıdır. Anonim hizmetler bu açıdan zekât olarak kabul edilemez; o tür hizmetlerde fakire vermek yani teslim etmek gerçekleşmemiş olur. Açılan kuyu, bir yandan fakirlerden birinin değil hepsinindir. Bu bir manidir. Bir mani de kuyudan zengin fakir herkesin içeceği meselesidir. Bu sebeple kuyu açmada zekât fonunun kullanılmışa “olabilir” denmesi zor bir durumdur. Bazı âlimler bunu olur görmeye başlamış iseler de biz kadim ulemanın içtihadının korunması gerektiğini düşünüyoruz.
Mü'minlerin namaz kılacağı bir mescit/cami inşa etmek en büyük ibadetlerden biridir. Büyük bir sevap kapısı açmak demektir. İnşa edilen mescit/cami ne kadar büyük olursa kazanılacak sevap da biiznillah o kadar büyük olur. Caminin büyüklüğünü ise içinde namaz kılacakların sayısı ile ölçmek gerekir. Yapısal görkeme değil namaz kılan sayısına bakılmalıdır. Peygamber aleyhisselamın mescidi küçüktü, çatısı yoktu. Onun bir benzeri bugün şehir merkezlerinde kurulsa insanlar orada namaz kılmayı bile terk edebilirler. Bu nedenle inşa edilecek camilerde israfa kaçılmadan, riyaya düşülmeden yaşanan çağın ve ortamın şartlarına dikkat edilerek inşa yapılmalıdır. Ve cami inşa edenler de tamamını yapamıyorsa da yapabildikleri kadar böyle büyük bir ecre katılmalıdırlar. Medine’deki Peygamber aleyhisselamın mescidine aynen benzetmek ise isabetli ve gerekli olmayabilir.
Bu yaptığınız işten bir vebal oluşabileceğini zannetmeyiz. Allah yardımcınız olsun.