İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam Afrika’da bir cami yaptırmayı planlıyoruz. Düşüncemiz şöyle: Peygamberimizin Medine’deki mescidini aynıyla kopyalayalım. Yapısal olarak ve şekil olarak aynısı olsun. Bu düşüncemizi yerinde bulur musunuz?

Cevap

Mü'minlerin namaz kılacağı bir mescit/cami inşa etmek en büyük ibadetlerden biridir. Büyük bir sevap kapısı açmak demektir. İnşa edilen mescit/cami ne kadar büyük olursa kazanılacak sevap da biiznillah o kadar büyük olur. Caminin büyüklüğünü ise içinde namaz kılacakların sayısı ile ölçmek gerekir. Yapısal görkeme değil namaz kılan sayısına bakılmalıdır. Peygamber aleyhisselamın mescidi küçüktü, çatısı yoktu. Onun bir benzeri bugün şehir merkezlerinde kurulsa insanlar orada namaz kılmayı bile terk edebilirler. Bu nedenle inşa edilecek camilerde israfa kaçılmadan, riyaya düşülmeden yaşanan çağın ve ortamın şartlarına dikkat edilerek inşa yapılmalıdır. Ve cami inşa edenler de tamamını yapamıyorsa da yapabildikleri kadar böyle büyük bir ecre katılmalıdırlar. Medine’deki Peygamber aleyhisselamın mescidine aynen benzetmek ise isabetli ve gerekli olmayabilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kâbe dışındaki yapıların taklidinde sakınca olmayacağını düşünürüz.

Muhterem hocam, âcizane bir konuda bilginize ihtiyacımız oldu. Sivas'ta bir grup
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam’da her mescit, Allah’a ibadet edilen mübarek bir mekândır ve burada kılınan namazlar elbette büyük bir sevaba vesiledir. Ancak bazı camiler, dinimizde manevi olarak daha faziletli ve özel kabul edilmiştir ve bu camilerde kılınan namazların sevabı daha fazladır. Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor: "Şu üç mescitten başka bir yere ibadet için yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ." (Buhârî, Fazlu’s-Salât, 1; Müslim, Hac, 511) Günlük olarak gittiğimiz camilerde kıldığımız namazlar da çok kıymetlidir. Cemaatle namaz kılmak, bireysel namazdan 27 kat daha fazla sevap kazandırır (Buhârî, Ezân, 30). Önemli olan huşû içinde ve samimi olarak namazı kılmaktır. Yani nerede olursak olalım asıl sorumluluğumuz namazı ihlas ve huşû içinde eda etmektir. Eğer bir caminin İslam tarihinde önemli bir yeri varsa, mesela Ayasofya gibi fetihle özdeşleşmiş bir camide namaz kılmak, insanın manevi duygularını güçlendirdiği için güzel bir fırsat olarak görebiliriz.

Hocam bildiğiniz üzere dünyada birbirinden eşsiz ve değerli binlerce cami bulunm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.Bir yer, olduğu gibi mescid olarak tahsis edildikten orası cami hükmündedir. Orası iptal edilmedikçe camidir. Bir binanın belli bir bölümü cemaatle namaz kılmak için tahsis edilip gerisi de mesela abdestlik, oturma yeri, kitaplık gibi bir sebeple namaz kılınan yerden kapı ile ayrılırsa orası mescid değil müştemilat sayılır. Müştemilat olan bölümde abdestli veya abdestsiz olarak bulunmak caizdir. Özellikle namaz kılınan bölüme ise kadınların özel durumlarında girmeleri caiz değildir. Buna göre durumu değerlendirin.

Ben size Almanya’dan yazıyorum. Bizim cami, daha doğrusu büyük bir ev, cami olar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mevcut sistem içinde müftülüklerin namaz kılınabilir diye ruhsat verdiği her yer cami veya mescit hükmünde olur. Özellikle de Cuma Beratı verildi ise hiçbir sakınca kalmamış demektir. Bir mescidin üzerinde meskün evlerin olması orayı mescitlikten çıkarmaz. Orada eda edeceğiniz her namaz evinizde kılacağınız namazdan daha evladır, daha sevaplıdır. Allah kabul etsin.

Mahallemizde özel bir alanda yapılmış camimiz yok. Büyük bir binanın alt katını
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu soruların ve endişelerin tamamı doğru olan bir noktadan hareketle söylenmektedir. Doğru bir noktadan hareketle söylenmesi uygulamada da doğru olmayı gerektirmiyor. Dinimiz, boğulup gitmemizi emretmiyor. Çare üretmek zorundayız. Mesela bugünkü camileri devlet değil Müslüman halk inşa etmektedir. Eğer camiler dırar mescidi ise bu çok tabii olarak o camileri inşa edenlerin de münafık olmalarını gerektirir. Çünkü dırar mescidini münafıklar inşa etmişti. İmanı ilgilendiren konularda bu kadar aşırı tepki, kendi kendini yemek gibi bir şeydir. Daha mutedil olmak gerekir.

Hocam sorum şudur; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanında dırar mes
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Camiler, mescitler Allah’ın evleri olarak bildiğimiz mekânlardır. Bu sebeple mescitlerimizi namaz ve takva ile canlı tutmak, güzelleştirmek gayemiz olmalıdır. Sanat eserleri ile süslenmiş mescit Allah’ın bizden oluşturmamızı istediği mescit değildir. Şüphesiz dinimizi temsil eden bir mekân, her türlü güzelliğe ve hizmete layıktır ama bu, asla o mekânın asıl misyonuna galip gelmemelidir. Caminin duvarlarının sıva ile bırakılmış olmasından daha ağırı o caminin cemaatinin olmamasıdır. Böyle düşünmeliyiz. Sorunuzun cevabı olarak net ve kesin bir zaman, şekil veremeyeceğim, bunu incelemeye de vaktim yoktur, hakkınızı helal edin ama kısaca şunları söyleyebilirim: Mescitlere sanat eseri denebilecek ilk uygulamalar yaklaşık olarak Osman bin Affan radıyallahu anh zamanına dayandırılabilir. İlk resmi müdahale de Emevi halifesi Velid bin Abdülmelik zamanına tesadüf eder. O günler, ashabı kiramın yaşadığı son zamanlara rastlamaktadır. Mescitlere yapılan nakışlar, duvarlarına yazılan âyetler ne kadar benimsendi, ne kadar tepki gösterildi bilemiyoruz ama huzur adına açık bir haram olmayan şeylerde sessiz kalmış olmaları da muhtemeldir. Netice olarak teberrük için, okuyana vaaz olsun için yazılmış olabilir. Fukaha ise Kur'an âyetlerine saygıda sıkıntı oluşturma riski olan durumlar için kerih olarak görmüşlerdir bu yazma işlemini. Bilhassa kıble duvarındaki bu tür işlemelerin, namaz kılanın dikkatini dağıtma sıkıntısı da bulunmaktadır. Bu da ayrı bir kerahet konusudur. Bunu direkt bir haram konusu olarak görmek yerine; • Yazılan âyet veya hadisin ya da asılan bir âyet levhasının, bir basit görme oluşturup oluşturmadığına, • Anlaşılır bir şekilde ve uygun olanın olup olmadığına bakılarak bir karar verilebilir. Öyle veya böyle, camilerimizi oradaki namazlarımız ve uhuvvetimizle süslemeliyiz. Gerisi olmasa da olur.

Camilerin duvarlarındaki âyetler ne zamandan beri camilere yazılıyor ve bu doğru

afrika konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın ibadet olarak gerçekleşmesinin şartlarından biri, zekât olarak verilecek şeyin fakire bizzat verilmesi yani eline konmasıdır. Anonim hizmetler bu açıdan zekât olarak kabul edilemez; o tür hizmetlerde fakire vermek yani teslim etmek gerçekleşmemiş olur. Açılan kuyu, bir yandan fakirlerden birinin değil hepsinindir. Bu bir manidir. Bir mani de kuyudan zengin fakir herkesin içeceği meselesidir. Bu sebeple kuyu açmada zekât fonunun kullanılmışa “olabilir” denmesi zor bir durumdur. Bazı âlimler bunu olur görmeye başlamış iseler de biz kadim ulemanın içtihadının korunması gerektiğini düşünüyoruz.

Afrika veya başka bir yerde insanların su bulamadığı ortamlarda ZEKÂT PARASI İLE
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nerede olursa olsun zekât parası kamusal nitelikli alanlarda kullanılamaz. Çeşme kamusal niteliklidir.

Hocam zekât olarak Afrika’da çeşme yaptırabilir miyiz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu yaptığınız işten bir vebal oluşabileceğini zannetmeyiz. Allah yardımcınız olsun.

Hocam biz on kadar arkadaş toptancılardan aldığımız ürünleri evlerde satıyoruz.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim, benim bir söz söyleyemeyecek kadar bilgi kıtlığı yaşadığım konularda çok rahat konuşacak kadar bilginiz bulunduğuna göre size söyleyebilecek bir sözüm yoktur.

Hocam biz Afrika’daki çocukları kısır yapan ve hasta eden Dünya Sağlık Örgütüne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadınların sünnet ettirilmeleri dinimizin farz bir emri değildir. Kadın açısından sünnet ettirilme en iyi ihtimalle caiz olabilir işlerden kabul edilmiştir. Bu da daha çok örfi bir durumdur. Dolayısıyla yapılsın diye uğraşılmasının gereği yoktur. Mevcut, özellikle Afrika’daki kadın sünneti uygulamalarının dini hassasiyetten uzak, tıbben sakıncalı durumlar içerdiği de bilindiğinden daha da dikkatli olunması gerekmektedir.

Hocam ben yabancı öğrenciyim, Türkiye'de okuyorum ama şu an memleketimdeyim (Som
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öncelikli hedefin MESLEĞİNDE KALİTEYİ YAKALAMAK olmalıdır. İyi bir doktor olduktan sonra gerisini kolay çözebilirsin. İkinci olarak da bir hanım kız olarak şunu bilmenizi isterim: Bu duygularınızı tam anlamı ile MÜBAREK duygulardır, Allah Teâlâ sizden razı olsun. Pek güzel düşünüyorsun. Yalnız daha önce bu ve benzeri hissiyatlarını bana aktaran özellikle hanım doktor adayları, mesleklerine dalınca bu sözleri çabuk unutuyorlar. Temenni ederim siz farklı olun. Şunu söylemek istiyorum: Şimdi bunları hissediyor olmanız güzel ama vakti gelince bunları korumanız daha da güzel olacak! Hanım doktor olacak dünyanın her yerinde dua alırsınız. Her yerde ibadet durumunda olabilirsiniz. Yeter ki niyetiniz baki olsun. Yeter ki ihlasınız var olsun. Doktorlukta muhakkak uzmanlaşın, kabiliyetinize göre bir alanda uzmanlaşın. Ve çalışın. İffetiniz açısından riske girmediğiniz sürece çalışın. Tıp ibadet nitelikli bir alandır, kaçırmayın fırsatı.

Doktorluk emeliyle okuluma devam ediyorum. Yokluğun egemen olduğu topraklarda in

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.