Fetva Meclisi
Soru
Hocam Afrika’da bir cami yaptırmayı planlıyoruz. Düşüncemiz şöyle: Peygamberimizin Medine’deki mescidini aynıyla kopyalayalım. Yapısal olarak ve şekil olarak aynısı olsun. Bu düşüncemizi yerinde bulur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kâbe dışındaki yapıların taklidinde sakınca olmayacağını düşünürüz.
İslam’da her mescit, Allah’a ibadet edilen mübarek bir mekândır ve burada kılınan namazlar elbette büyük bir sevaba vesiledir. Ancak bazı camiler, dinimizde manevi olarak daha faziletli ve özel kabul edilmiştir ve bu camilerde kılınan namazların sevabı daha fazladır. Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor: "Şu üç mescitten başka bir yere ibadet için yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ." (Buhârî, Fazlu’s-Salât, 1; Müslim, Hac, 511) Günlük olarak gittiğimiz camilerde kıldığımız namazlar da çok kıymetlidir. Cemaatle namaz kılmak, bireysel namazdan 27 kat daha fazla sevap kazandırır (Buhârî, Ezân, 30). Önemli olan huşû içinde ve samimi olarak namazı kılmaktır. Yani nerede olursak olalım asıl sorumluluğumuz namazı ihlas ve huşû içinde eda etmektir. Eğer bir caminin İslam tarihinde önemli bir yeri varsa, mesela Ayasofya gibi fetihle özdeşleşmiş bir camide namaz kılmak, insanın manevi duygularını güçlendirdiği için güzel bir fırsat olarak görebiliriz.
Selamünaleyküm.Bir yer, olduğu gibi mescid olarak tahsis edildikten orası cami hükmündedir. Orası iptal edilmedikçe camidir. Bir binanın belli bir bölümü cemaatle namaz kılmak için tahsis edilip gerisi de mesela abdestlik, oturma yeri, kitaplık gibi bir sebeple namaz kılınan yerden kapı ile ayrılırsa orası mescid değil müştemilat sayılır. Müştemilat olan bölümde abdestli veya abdestsiz olarak bulunmak caizdir. Özellikle namaz kılınan bölüme ise kadınların özel durumlarında girmeleri caiz değildir. Buna göre durumu değerlendirin.
Mevcut sistem içinde müftülüklerin namaz kılınabilir diye ruhsat verdiği her yer cami veya mescit hükmünde olur. Özellikle de Cuma Beratı verildi ise hiçbir sakınca kalmamış demektir. Bir mescidin üzerinde meskün evlerin olması orayı mescitlikten çıkarmaz. Orada eda edeceğiniz her namaz evinizde kılacağınız namazdan daha evladır, daha sevaplıdır. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Bu soruların ve endişelerin tamamı doğru olan bir noktadan hareketle söylenmektedir. Doğru bir noktadan hareketle söylenmesi uygulamada da doğru olmayı gerektirmiyor. Dinimiz, boğulup gitmemizi emretmiyor. Çare üretmek zorundayız. Mesela bugünkü camileri devlet değil Müslüman halk inşa etmektedir. Eğer camiler dırar mescidi ise bu çok tabii olarak o camileri inşa edenlerin de münafık olmalarını gerektirir. Çünkü dırar mescidini münafıklar inşa etmişti. İmanı ilgilendiren konularda bu kadar aşırı tepki, kendi kendini yemek gibi bir şeydir. Daha mutedil olmak gerekir.
Camiler, mescitler Allah’ın evleri olarak bildiğimiz mekânlardır. Bu sebeple mescitlerimizi namaz ve takva ile canlı tutmak, güzelleştirmek gayemiz olmalıdır. Sanat eserleri ile süslenmiş mescit Allah’ın bizden oluşturmamızı istediği mescit değildir. Şüphesiz dinimizi temsil eden bir mekân, her türlü güzelliğe ve hizmete layıktır ama bu, asla o mekânın asıl misyonuna galip gelmemelidir. Caminin duvarlarının sıva ile bırakılmış olmasından daha ağırı o caminin cemaatinin olmamasıdır. Böyle düşünmeliyiz. Sorunuzun cevabı olarak net ve kesin bir zaman, şekil veremeyeceğim, bunu incelemeye de vaktim yoktur, hakkınızı helal edin ama kısaca şunları söyleyebilirim: Mescitlere sanat eseri denebilecek ilk uygulamalar yaklaşık olarak Osman bin Affan radıyallahu anh zamanına dayandırılabilir. İlk resmi müdahale de Emevi halifesi Velid bin Abdülmelik zamanına tesadüf eder. O günler, ashabı kiramın yaşadığı son zamanlara rastlamaktadır. Mescitlere yapılan nakışlar, duvarlarına yazılan âyetler ne kadar benimsendi, ne kadar tepki gösterildi bilemiyoruz ama huzur adına açık bir haram olmayan şeylerde sessiz kalmış olmaları da muhtemeldir. Netice olarak teberrük için, okuyana vaaz olsun için yazılmış olabilir. Fukaha ise Kur'an âyetlerine saygıda sıkıntı oluşturma riski olan durumlar için kerih olarak görmüşlerdir bu yazma işlemini. Bilhassa kıble duvarındaki bu tür işlemelerin, namaz kılanın dikkatini dağıtma sıkıntısı da bulunmaktadır. Bu da ayrı bir kerahet konusudur. Bunu direkt bir haram konusu olarak görmek yerine; • Yazılan âyet veya hadisin ya da asılan bir âyet levhasının, bir basit görme oluşturup oluşturmadığına, • Anlaşılır bir şekilde ve uygun olanın olup olmadığına bakılarak bir karar verilebilir. Öyle veya böyle, camilerimizi oradaki namazlarımız ve uhuvvetimizle süslemeliyiz. Gerisi olmasa da olur.
afrika konusundaki diğer fetvalar
Zekâtın ibadet olarak gerçekleşmesinin şartlarından biri, zekât olarak verilecek şeyin fakire bizzat verilmesi yani eline konmasıdır. Anonim hizmetler bu açıdan zekât olarak kabul edilemez; o tür hizmetlerde fakire vermek yani teslim etmek gerçekleşmemiş olur. Açılan kuyu, bir yandan fakirlerden birinin değil hepsinindir. Bu bir manidir. Bir mani de kuyudan zengin fakir herkesin içeceği meselesidir. Bu sebeple kuyu açmada zekât fonunun kullanılmışa “olabilir” denmesi zor bir durumdur. Bazı âlimler bunu olur görmeye başlamış iseler de biz kadim ulemanın içtihadının korunması gerektiğini düşünüyoruz.
Nerede olursa olsun zekât parası kamusal nitelikli alanlarda kullanılamaz. Çeşme kamusal niteliklidir.
Bu yaptığınız işten bir vebal oluşabileceğini zannetmeyiz. Allah yardımcınız olsun.
Güzel kardeşim, benim bir söz söyleyemeyecek kadar bilgi kıtlığı yaşadığım konularda çok rahat konuşacak kadar bilginiz bulunduğuna göre size söyleyebilecek bir sözüm yoktur.
Kadınların sünnet ettirilmeleri dinimizin farz bir emri değildir. Kadın açısından sünnet ettirilme en iyi ihtimalle caiz olabilir işlerden kabul edilmiştir. Bu da daha çok örfi bir durumdur. Dolayısıyla yapılsın diye uğraşılmasının gereği yoktur. Mevcut, özellikle Afrika’daki kadın sünneti uygulamalarının dini hassasiyetten uzak, tıbben sakıncalı durumlar içerdiği de bilindiğinden daha da dikkatli olunması gerekmektedir.
Öncelikli hedefin MESLEĞİNDE KALİTEYİ YAKALAMAK olmalıdır. İyi bir doktor olduktan sonra gerisini kolay çözebilirsin. İkinci olarak da bir hanım kız olarak şunu bilmenizi isterim: Bu duygularınızı tam anlamı ile MÜBAREK duygulardır, Allah Teâlâ sizden razı olsun. Pek güzel düşünüyorsun. Yalnız daha önce bu ve benzeri hissiyatlarını bana aktaran özellikle hanım doktor adayları, mesleklerine dalınca bu sözleri çabuk unutuyorlar. Temenni ederim siz farklı olun. Şunu söylemek istiyorum: Şimdi bunları hissediyor olmanız güzel ama vakti gelince bunları korumanız daha da güzel olacak! Hanım doktor olacak dünyanın her yerinde dua alırsınız. Her yerde ibadet durumunda olabilirsiniz. Yeter ki niyetiniz baki olsun. Yeter ki ihlasınız var olsun. Doktorlukta muhakkak uzmanlaşın, kabiliyetinize göre bir alanda uzmanlaşın. Ve çalışın. İffetiniz açısından riske girmediğiniz sürece çalışın. Tıp ibadet nitelikli bir alandır, kaçırmayın fırsatı.