Fetva Meclisi
Soru
Hocam bildiğiniz üzere dünyada birbirinden eşsiz ve değerli binlerce cami bulunmaktadır. Her gün gittiğim Çankaya’daki bir cami ile Ayasofya veya Mescid-i Aksa gibi İslam açısından büyük öneme sahip camilerde kılınan namazın sevabı aynı mıdır? Yoksa bazı camilerde kılınan namazın sevabı diğerlerine göre daha fazla mı olur? Şimdiden ayırdığınız vakit için teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Teravih namazı kılmak sünneti müekkededir. Gücünüz yettiğince yirmi rekât da kılabilirsiniz on rekât da. Bir camide on rekât kılınıyor ve bu rekâtlarda Kur’an hatmediliyorsa, bu da meşru ve kıymetli bir uygulamadır. Çünkü asıl maksat, Ramazan gecelerini ihya etmek, Kur’an’la meşgul olmak ve cemaatle ibadeti canlı tutmaktır. Hatimle kılınan, tadili erkânına riayet edilen, daha derin huşu ile eda edilen on rekâtlı bir teravih, aceleyle ve ruhsuzca kılınan yirmi rekâttan çok daha faziletli olabilir. Özetle iç huzuru buluyorsan, huşu ile kılıyorsan ve Kur’an’ı daha çok dinleyip anlama imkânı oluyorsa, o camiye gitmen dinen uygundur ve sakınca yoktur. Allah ibadetini kabul etsin, Ramazan bereketinle dolsun.
Aleykümselam. Kesinlikle camiye git. Mekruh da olsa git.Sana sorulmadıkça da kimseye bilgi vermeye çalışma. Kendini hesaba kat, sorulunca cevap ver. Gayret et, yılma. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz doğrudur. Ancak namaza uzun bir vakit varsa kılmak daha güzeldir.
Camiye gidip de cemaat varken tek başına namaza durmak şeytanı sevindiren büyük bir yanlıştır. Çünkü cemaatle kılınan namaz, bireysel kılınandan kat kat faziletli ve sevaplıdır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, cemaatle kılınan namazın bireysel namazdan yirmi yedi derece üstün olduğunu haber vermiştir. Üstelik müslümanların birlik görüntüsüne de muhalefettir. Dolayısıyla mecbur ve çok özel bir durum olmadıkça böyle yapılmaz. Eğer kişi geç kaldıysa ve cemaat bitmek üzereyse, yetişebildiği kadarına katılması gerekir. Çünkü cemaatten ayrılıp bireysel kılmak hem sevaptan mahrum bırakır hem de kalpteki birlik duygusunu zedeler. Biz müminiz, cemaat ruhuyla ayakta dururuz. O sebeple camide cemaat varsa, ona katılmak hem sünnet-i müekkededir hem de kalpleri birleştiren bir ibadettir.
1- Cami cami dolaşıp 'cami namazı' şeklinde bir namaz kılmak yoktur. Sadece üç mescit için bu geçerlidir: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa. Bunun dışındaki camilerde namaz, namaz vaktinde ise kılınır. Namazı farklı bir camimiz yoktur. 2- Bir camiye girildiğinde kerahet vakti değilse oturmadan önce iki rekât namaz kılınır. Buna da 'tahiyyetü'l-mescid/mescidi selamlama namazı' denir. Bu da Sünnet'tir. 3- Vakit namazlarının camilerde kılınması ise Müslüman olmanın gereklerindendir. Bilhassa erkeklerin namazları camilerde cemaatle kılmaları en önemli görevlerdendir. Duyalım veya duymayalım İslam budur. Allah'a emanet olun.
Evde de cemaat yapabiliyorsanız bir sıkıntı yoktur. Elli yüz metrelik yakın bir mesafede cami varsa camiye gitmeniz gerekir. En azından günün bir vakti muhakkak camiye gidin. İmtihan yoğunluğu ve benzeri olağanüstü denebilecek zamanları müstesna yapabilirsiniz. Rabbim sizi bu merhume ümmete bağışlasın. Hizmetiniz insanlığın yüzünü güldürsün. Meleklerin duaları ile yoğunlaşasınız. Bize de dua ediniz.
ayasofya konusundaki diğer fetvalar
Ayasofya, onlar için de bizim için de bir semboldür. Onun cami olması fethin hâlâ aktif olması demektir. Sizin düşünceleriniz bu gerçeğin yanında lüks düşmektedir. Şu anda onun kapalı olmasının kimin hoşuna gittiğinden hareketle gerçeği görebilirsiniz. Beş asır orayı ibadetle ihya eden nesli karşınıza alma manasında bir düşünceye yer vermemelisiniz.
Canlı resmi çizmenin ve bulundurmanın umumi bir kural olarak sakıncalı olduğu bilinen bir dini hükümdür. Müslüman’ın namaz kıldığı bir yerde veya üzerinde canlı resmi bulunması ise namazın kabulü açısından bir sakınca oluşturmaz. Bu şu anlama gelir: Bir yerde canlı resmi varken orada kılınan namaz kabul olmaz diye bir fıkıh ölçüsü yoktur. Özellikle de kıble yönünde resim bulunmasını fakihler namazda huşuun dağılmasına sebep olması bakımından sakıncalı bulmuşlar ve resim bulunan bir yerde namaz kılınmasına mekruhtur demişlerdir. Aynı ölçü kullanıldığında açık durumda ve ekranı hareketli bir bilgisayarın bulunduğu odadaki namaz da böyledir. Ayasofya’da kılınacak namazların oradaki resimler sebebiyle namazın kabulünde biiznillah engeli yoktur. Fıkıhtaki genel bilgi bu şekildedir. Meselenin namaz ciddiyeti, sakıncalı bir duruma karşı gösterilmesi gereken hassasiyetler gibi bölümünü ise ele alabileceğimiz bir ortamın bulunmadığını zannederiz. Allah Teâlâ nimetlerinin tamamına ermeyi hepimize nasip etsin.
Olur olmasına da Ayasofya’yı Müslümanlar ibadete açarsa olmaz. İslam ve namaz kimseye sığınmacı olarak yanaşmaz.
Boş lakırdılardır bunlar. Ayasofya Fatih’indir. O da orayı cami olarak bırakmıştır. İşin başı ve dibi budur. Belki gecikir ama taşlar biiznillah yerine oturacak. Küfrün kudurması da, küfre çanaklık edenlerin hasreti de boşa akıp duran sel suları gibidir. Mülk Allah’ındır. Allah’ın dediği olacaktır. O da yeryüzünün tamamını mescit olarak bu ümmete bahşetmiştir. Gerisi boş lakırdıdan başka bir şey değildir. Onlar Ayasofya’yı bölmeyi hayal ede dursun. Yeryüzünün tamamı mescit olacak biizinllah.