Fetva Meclisi
Soru
Hocam malumunuz son günlerde Ayasofya tartışması yine alevlendi. Bu arada bir kaç gün önce Türkiye Ermenileri patriği bir teklifte bulundu. Ayasofya, hem cami hem kilise olsun dedi. Ben de bir Müslüman olarak gayriihtiyari olabilir mi acaba diye düşünmeye başladım. İnternetten araştırdım bir bilgiye ulaşamadım, acaba tarihte de bir örneği var mıdır bunun?
Cevap
Benzer fetvalar
Ayasofya, onlar için de bizim için de bir semboldür. Onun cami olması fethin hâlâ aktif olması demektir. Sizin düşünceleriniz bu gerçeğin yanında lüks düşmektedir. Şu anda onun kapalı olmasının kimin hoşuna gittiğinden hareketle gerçeği görebilirsiniz. Beş asır orayı ibadetle ihya eden nesli karşınıza alma manasında bir düşünceye yer vermemelisiniz.
İslam toprağı olmayan yerlerin ahkâmı için farklılıklar olabilir. İnşallah hayırda kullanılmalarında bir sakınca yoktur. Allah'a emanet olun.
Ölen bir insan Müslüman olmasa bile insan olduğu için yakılamaz. Kanunen bir sıkıntı oluşmayacaksa annesinin yakılmamasını sağlasın. Böyle bir imkânı yoksa mesuliyeti olmaz biiznillah.
Selamünaleyküm. Haramın yayılmasına aracı olmayı kalbinize nasıl kabul ettireceksiniz?
İncelemediğim için ayrıntıları hakkında bilgi veremem ama ilke olarak okuyabilirsiniz.
Bu bir aşırılıktır. Açık küfür olan bir şey duymadıkça böyle davranmamalısınız.
ayasofya konusundaki diğer fetvalar
Canlı resmi çizmenin ve bulundurmanın umumi bir kural olarak sakıncalı olduğu bilinen bir dini hükümdür. Müslüman’ın namaz kıldığı bir yerde veya üzerinde canlı resmi bulunması ise namazın kabulü açısından bir sakınca oluşturmaz. Bu şu anlama gelir: Bir yerde canlı resmi varken orada kılınan namaz kabul olmaz diye bir fıkıh ölçüsü yoktur. Özellikle de kıble yönünde resim bulunmasını fakihler namazda huşuun dağılmasına sebep olması bakımından sakıncalı bulmuşlar ve resim bulunan bir yerde namaz kılınmasına mekruhtur demişlerdir. Aynı ölçü kullanıldığında açık durumda ve ekranı hareketli bir bilgisayarın bulunduğu odadaki namaz da böyledir. Ayasofya’da kılınacak namazların oradaki resimler sebebiyle namazın kabulünde biiznillah engeli yoktur. Fıkıhtaki genel bilgi bu şekildedir. Meselenin namaz ciddiyeti, sakıncalı bir duruma karşı gösterilmesi gereken hassasiyetler gibi bölümünü ise ele alabileceğimiz bir ortamın bulunmadığını zannederiz. Allah Teâlâ nimetlerinin tamamına ermeyi hepimize nasip etsin.
Boş lakırdılardır bunlar. Ayasofya Fatih’indir. O da orayı cami olarak bırakmıştır. İşin başı ve dibi budur. Belki gecikir ama taşlar biiznillah yerine oturacak. Küfrün kudurması da, küfre çanaklık edenlerin hasreti de boşa akıp duran sel suları gibidir. Mülk Allah’ındır. Allah’ın dediği olacaktır. O da yeryüzünün tamamını mescit olarak bu ümmete bahşetmiştir. Gerisi boş lakırdıdan başka bir şey değildir. Onlar Ayasofya’yı bölmeyi hayal ede dursun. Yeryüzünün tamamı mescit olacak biizinllah.
İslam’da her mescit, Allah’a ibadet edilen mübarek bir mekândır ve burada kılınan namazlar elbette büyük bir sevaba vesiledir. Ancak bazı camiler, dinimizde manevi olarak daha faziletli ve özel kabul edilmiştir ve bu camilerde kılınan namazların sevabı daha fazladır. Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor: "Şu üç mescitten başka bir yere ibadet için yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ." (Buhârî, Fazlu’s-Salât, 1; Müslim, Hac, 511) Günlük olarak gittiğimiz camilerde kıldığımız namazlar da çok kıymetlidir. Cemaatle namaz kılmak, bireysel namazdan 27 kat daha fazla sevap kazandırır (Buhârî, Ezân, 30). Önemli olan huşû içinde ve samimi olarak namazı kılmaktır. Yani nerede olursak olalım asıl sorumluluğumuz namazı ihlas ve huşû içinde eda etmektir. Eğer bir caminin İslam tarihinde önemli bir yeri varsa, mesela Ayasofya gibi fetihle özdeşleşmiş bir camide namaz kılmak, insanın manevi duygularını güçlendirdiği için güzel bir fırsat olarak görebiliriz.