Fetva Meclisi
Soru
Selamun Aleyküm Hocam, bugün Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması gerektiği üzerine konuşan bir takım şahıslar; 1-“Ayasofya’nın ana ibadet alanı cami, üst galerileri kilise olsun”, 2-“Ayasofya’nın ana ibadet alanı cami, üst galerileri müze olsun” 3- “3 ay müze, 3 ay kilise, 3 ay cami olsun” Gibi şu ana kadar fiiliyatını görmediğimiz, iki ayrı inancın bir arada mabedi gibi ‘Dinlerarası Diyaloga Hizmet’ edecek teklifleri bulunmakta. Eğer Ayasofya bu şekilde ibadete açılırsa ne olur? Bu durumun memleketimizin sosyal dokusuna vereceği zararlar nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Ayasofya, onlar için de bizim için de bir semboldür. Onun cami olması fethin hâlâ aktif olması demektir. Sizin düşünceleriniz bu gerçeğin yanında lüks düşmektedir. Şu anda onun kapalı olmasının kimin hoşuna gittiğinden hareketle gerçeği görebilirsiniz. Beş asır orayı ibadetle ihya eden nesli karşınıza alma manasında bir düşünceye yer vermemelisiniz.
Canlı resmi çizmenin ve bulundurmanın umumi bir kural olarak sakıncalı olduğu bilinen bir dini hükümdür. Müslüman’ın namaz kıldığı bir yerde veya üzerinde canlı resmi bulunması ise namazın kabulü açısından bir sakınca oluşturmaz. Bu şu anlama gelir: Bir yerde canlı resmi varken orada kılınan namaz kabul olmaz diye bir fıkıh ölçüsü yoktur. Özellikle de kıble yönünde resim bulunmasını fakihler namazda huşuun dağılmasına sebep olması bakımından sakıncalı bulmuşlar ve resim bulunan bir yerde namaz kılınmasına mekruhtur demişlerdir. Aynı ölçü kullanıldığında açık durumda ve ekranı hareketli bir bilgisayarın bulunduğu odadaki namaz da böyledir. Ayasofya’da kılınacak namazların oradaki resimler sebebiyle namazın kabulünde biiznillah engeli yoktur. Fıkıhtaki genel bilgi bu şekildedir. Meselenin namaz ciddiyeti, sakıncalı bir duruma karşı gösterilmesi gereken hassasiyetler gibi bölümünü ise ele alabileceğimiz bir ortamın bulunmadığını zannederiz. Allah Teâlâ nimetlerinin tamamına ermeyi hepimize nasip etsin.
Dinimize ait meseleleri günlük tartışma konusu yapmamız, bile bile kendimizi ateşe atmamız olabilir. Bu konu ne yazık ki, pratikte hiçbir Müslümana dünya veya ahiret faydası getirmeyecek bir tartışma olduğu halde uluorta konuşulabilmektedir. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere Selef-i Salihin böyle bir cedelleşmeye girmediler. Kur'an'da ve hadislerde geçeni olduğu gibi aldılar, inanıp dinlerini yaşadılar, ahiretleri için hazırlandılar. Bu mesele bugünkü tartışılan şekli ile onların gündeminde yoktu. Daha sonraki nesiller, gelişen felsefe akımlarının ifsadını önlemek için bu meselede “şöyle dense daha iyi olur” tarzında teoriler ürettiler. İlk nesil veya sonrakiler, bizim bugünkü düştüğümüz seküler bataklığı görselerdi bize “siz önce iman edin” derlerdi. Zira mevcut imana ait görüntümüz, bu mesele ile bağlantı kurulduğunda temeli olmayan bir binaya çatı yapmaya benzeyecek kadar zayıf ve dağınıktır. İbadetlerle ilgili halimiz ise çok daha vahimdir. Bunlar gayet önemli meseleler ama bizim gibi laiklik ve dünyevileşmenin girdabına düşmüşler için çok ötelerde durmaktadır. Allah Teâlâ muinimiz olsun. Âmin.
Selamünaleyküm. Camide böyle bir şey olur mu? Sorusundan önce, böyle bir açılışa gerek var mı idi? Sorusunu sormalıyız. Modası geçmiş adetleri Müslümanlar olarak biz yaşatmaya çalışıyoruz adeta. Allah Teâlâ rızasından ayırmasın bizi. Her hâlükârda olan sadece berbattır. Sebep olanlar istiğfar etmelidir. Tekrarından da içtinap edilmelidir.
Camiler ve ibadetlerimiz hakkında yazdıklarınız büyük oranda doğrudur. Bundan daha ağırları da yazılabilir. Ne yazık ki hakikat böyledir. Yalnız şunu unutmamalıyız: Her şeye rağmen camiler, bütün eksikliklerine ve iticiliklerine rağmen İslam'ın bu zamandaki camileridir. Biz de bu zamanda İslam'ın Müslümanlarıyız. 'Papaza kızıp oruç bozmak' diye izah edilen atasözünde olduğu gibi camileri, muhtevasındaki bütün eksikliklere rağmen terk edemeyiz. Şeytan bu açığımızı iyi kullanır ve neticede bizi ibadetten külliyen soğutur maazallah. Gidecek ve aslına dönüştürmek için gayret edeceğiz.
Selamünaleyküm. Her üçünün de Sünnet de yeri yoktur ama yapıldığında hoş görülen işlerdir bunlar. Bizim için ise esas olan ashabın yaptığını yapmaktır, bunları ise yapmadılar.
ayasofya konusundaki diğer fetvalar
Olur olmasına da Ayasofya’yı Müslümanlar ibadete açarsa olmaz. İslam ve namaz kimseye sığınmacı olarak yanaşmaz.
İslam’da her mescit, Allah’a ibadet edilen mübarek bir mekândır ve burada kılınan namazlar elbette büyük bir sevaba vesiledir. Ancak bazı camiler, dinimizde manevi olarak daha faziletli ve özel kabul edilmiştir ve bu camilerde kılınan namazların sevabı daha fazladır. Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor: "Şu üç mescitten başka bir yere ibadet için yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ." (Buhârî, Fazlu’s-Salât, 1; Müslim, Hac, 511) Günlük olarak gittiğimiz camilerde kıldığımız namazlar da çok kıymetlidir. Cemaatle namaz kılmak, bireysel namazdan 27 kat daha fazla sevap kazandırır (Buhârî, Ezân, 30). Önemli olan huşû içinde ve samimi olarak namazı kılmaktır. Yani nerede olursak olalım asıl sorumluluğumuz namazı ihlas ve huşû içinde eda etmektir. Eğer bir caminin İslam tarihinde önemli bir yeri varsa, mesela Ayasofya gibi fetihle özdeşleşmiş bir camide namaz kılmak, insanın manevi duygularını güçlendirdiği için güzel bir fırsat olarak görebiliriz.