Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz Afrika’daki çocukları kısır yapan ve hasta eden Dünya Sağlık Örgütüne mi güveneceğiz yoksa ona tabi olan Sağlık Bakanına mı? Kanserden, alkolden, sigaradan, zinadan(AİDS) ölen milyonlar için neden kimse katı tedbirler almıyor da bunların yanında sivrisinek gibi kalan Covid-19 için kıyameti koparıyorlar? Ya eğer tedbirler adı altında dünyada firavunca bir sistem geliyorsa ona da evet mi diyeceğiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Evet, bu tür bilgiler dolaşıyor ama ne kadar güvenli olduğunu bilemiyoruz. Bu sebeple biraz daha bulutların dağıldığı günlerde fikir adamlarımızın tavsiyelerini öğrenerek ne yapabileceğimizi tespit ederiz inşaallah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Böyle bir durumda iki seçenek vardır. Birincisi, oruç tutacak kişi kendisini “tutamaz” durumda görür. Buna da elbette orucu emredenin Allah olduğunu bilerek karar verecektir. İkincisi de uzman doktoru ona tutmamasını söyler. O da tutmayabilir.
Biz bir yığın zihin bulandırıcı şeyi ekmek için bile duyuyoruz, ekmeği buna rağmen yemeye devam ediyoruz? Artık hayat, her şeyin birbirine karıştığı bir şekil aldı. Devletin yetkili kurumlarını çok açık bir yanlış söz konusu olmadıkça dikkate almak zorundayız. Dediler, yaptılar gibi sözlerle kendimizi tüketemeyiz, çocuklarımızı tehlikeye atamayız. Allah yardımcımız olsun.
Dinimize açık bir aykırılık barındırmayan yasalara, kurallara uyulmalıdır. Bu nedenle sağlık konusunda sağlık yetkililerinin, başka bir alanda da o birimin yetkililerinin çizgileri esas alınmalıdır. Huzurlu bir toplumda yaşamak ve bunun gereğini yapmak herkesten önce mü'min insanın hakkı ve görevidir.
Böyle bir tespit isabetli olmaz. Dışarıdan izlendiği kadarıyla, Kâ’be etrafında tavafın güvenlik/sağlık gibi nedenlerle geçici olarak engellenmesi tabii görülmelidir. Tabiki yöneticilerin niyetini Allah bilir. Bu durum tarihte ilk değildir. Evet, yaygın olmayan bir durumdur ama ilk değildir. Bunu kıyametle ilişkilendirmek yerine insanoğlunun isyanı sebebiyle yer yüzünün afetler diyarına dönmesinin sebep ve akıbetleri üzerine kafa yormak daha doğru olur. Corona virüsü veya benzeri salgın bir hastalık, Müslüman doktorların ve bilim adamlarının tespitleri doğrultusunda umre ve haccın geçici bir süre yasaklanmasının sebebi de olabilir. Böyle bir uygulama biiznillah sakıncalı değil, aksine Müslümanların menfaatine, insanlığın lehinedir. Dinin maksadına daha yakın bir uygulama olacağını umarız. Allah Teâlâ ümmetimizi ve insanlığı benzer afetlerden muhafaza buyursun.
afrika konusundaki diğer fetvalar
Kadınların sünnet ettirilmeleri dinimizin farz bir emri değildir. Kadın açısından sünnet ettirilme en iyi ihtimalle caiz olabilir işlerden kabul edilmiştir. Bu da daha çok örfi bir durumdur. Dolayısıyla yapılsın diye uğraşılmasının gereği yoktur. Mevcut, özellikle Afrika’daki kadın sünneti uygulamalarının dini hassasiyetten uzak, tıbben sakıncalı durumlar içerdiği de bilindiğinden daha da dikkatli olunması gerekmektedir.
Öncelikli hedefin MESLEĞİNDE KALİTEYİ YAKALAMAK olmalıdır. İyi bir doktor olduktan sonra gerisini kolay çözebilirsin. İkinci olarak da bir hanım kız olarak şunu bilmenizi isterim: Bu duygularınızı tam anlamı ile MÜBAREK duygulardır, Allah Teâlâ sizden razı olsun. Pek güzel düşünüyorsun. Yalnız daha önce bu ve benzeri hissiyatlarını bana aktaran özellikle hanım doktor adayları, mesleklerine dalınca bu sözleri çabuk unutuyorlar. Temenni ederim siz farklı olun. Şunu söylemek istiyorum: Şimdi bunları hissediyor olmanız güzel ama vakti gelince bunları korumanız daha da güzel olacak! Hanım doktor olacak dünyanın her yerinde dua alırsınız. Her yerde ibadet durumunda olabilirsiniz. Yeter ki niyetiniz baki olsun. Yeter ki ihlasınız var olsun. Doktorlukta muhakkak uzmanlaşın, kabiliyetinize göre bir alanda uzmanlaşın. Ve çalışın. İffetiniz açısından riske girmediğiniz sürece çalışın. Tıp ibadet nitelikli bir alandır, kaçırmayın fırsatı.
Nerede olursa olsun zekât parası kamusal nitelikli alanlarda kullanılamaz. Çeşme kamusal niteliklidir.
Zekâtın ibadet olarak gerçekleşmesinin şartlarından biri, zekât olarak verilecek şeyin fakire bizzat verilmesi yani eline konmasıdır. Anonim hizmetler bu açıdan zekât olarak kabul edilemez; o tür hizmetlerde fakire vermek yani teslim etmek gerçekleşmemiş olur. Açılan kuyu, bir yandan fakirlerden birinin değil hepsinindir. Bu bir manidir. Bir mani de kuyudan zengin fakir herkesin içeceği meselesidir. Bu sebeple kuyu açmada zekât fonunun kullanılmışa “olabilir” denmesi zor bir durumdur. Bazı âlimler bunu olur görmeye başlamış iseler de biz kadim ulemanın içtihadının korunması gerektiğini düşünüyoruz.
Mü'minlerin namaz kılacağı bir mescit/cami inşa etmek en büyük ibadetlerden biridir. Büyük bir sevap kapısı açmak demektir. İnşa edilen mescit/cami ne kadar büyük olursa kazanılacak sevap da biiznillah o kadar büyük olur. Caminin büyüklüğünü ise içinde namaz kılacakların sayısı ile ölçmek gerekir. Yapısal görkeme değil namaz kılan sayısına bakılmalıdır. Peygamber aleyhisselamın mescidi küçüktü, çatısı yoktu. Onun bir benzeri bugün şehir merkezlerinde kurulsa insanlar orada namaz kılmayı bile terk edebilirler. Bu nedenle inşa edilecek camilerde israfa kaçılmadan, riyaya düşülmeden yaşanan çağın ve ortamın şartlarına dikkat edilerek inşa yapılmalıdır. Ve cami inşa edenler de tamamını yapamıyorsa da yapabildikleri kadar böyle büyük bir ecre katılmalıdırlar. Medine’deki Peygamber aleyhisselamın mescidine aynen benzetmek ise isabetli ve gerekli olmayabilir.
Bu yaptığınız işten bir vebal oluşabileceğini zannetmeyiz. Allah yardımcınız olsun.