Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bugün tüm dünyayı büyük bir belirsizliğe sürükleyen Koronavirüs salgını, 2017 yılında BM tarafından yürütülen ID2020 organizasyonunda blokchain tabanlı dijital kimliğin önünü açıyor. Bu da Koronavirüsün biyolojik bir silah olarak dünyaya yayıldığı iddiasını kuvvetlendirir. ID2020 projesi ile oluşturulan kimlik, gizliliği ve güvenliği korurken aynı zamanda kişilerin her yerde takip edilmesini de sağlayabilecek. Yani insanlar takılan çiplerle kontrol edilecek. Her ne kadar bu bir komplo teorisi olarak görülse de bir eczacılık öğrencisi olarak bunu gerçekleştirebilecek teknolojiye sahip olduğumuzu biliyorum. Üstelik gerek yazılan kitaplar, çekilen diziler, filmler, klipler sayesinde bunun otoriteler tarafından bize normalleştirildiğini görüyoruz. Böyle bir dünya düzeni oluşturulmaya çalışılıyor bunu fark ediyoruz ama bu sistemin çarklarında dönüyoruz. Çip takmayı reddetsek bile bir şekilde takmayan virüse infekte olup zaten ölecek. Böyle bir sistemin içinde bizim tavrımız nasıl olmalıdır veya şimdiden nasıl önlemler alabiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Mü'min, kalbinin sesine kulak veren insandır.
Sizin bunu sorduğunuz tarih itibariyle yaygın bir pratiği yoktur; yapılacak edilecek türünden bilgiler ulaşıyor bize. İkinci olarak da bu uygulamanın ne için yapıldığı, gerçekten insan sağlığı mı öne çıkarılıyor yoksa başka amaçlar mı var, bu da netleşmiş değildir. Üçüncü olarak da böyle bir uygulamanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa olumsuz bir etki yapacak mıdır, elimizde yeterli ve kesin bir araştırma sonucu yoktur. Bir nevi bilimsel çalışma deneyi gibi durmaktadır. Dolayısıyla böyle bir soruya verilebilecek net cevap olmaz. Sağlık açısından bir risk söz konusu değilse ve ikinci ve üçüncü sorulardaki endişe izale edilebilirse bir nevi kola saat takmak gibi kabul edebiliriz.
Selamünaleyküm. Kalbinizde bir reklam uru oluşmadıkça bunlara takılmayın. Başka türlü bir şey toplayamazsınız.
Biz bir yığın zihin bulandırıcı şeyi ekmek için bile duyuyoruz, ekmeği buna rağmen yemeye devam ediyoruz? Artık hayat, her şeyin birbirine karıştığı bir şekil aldı. Devletin yetkili kurumlarını çok açık bir yanlış söz konusu olmadıkça dikkate almak zorundayız. Dediler, yaptılar gibi sözlerle kendimizi tüketemeyiz, çocuklarımızı tehlikeye atamayız. Allah yardımcımız olsun.
Ne yazık ki atsan atılmaz tutsan tutulmaz bir durumla karşı karşıyayız. Allah yardımcımız olsun. Boykot, fıkıhtan çok stratejik bir konu olarak görülmelidir. Küfre ve kafire karşı bir strateji oluşturmaya ne kadar muktedir olduğumuz ise ayrı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Boykot yapmamız gereken işlerdendir ama sadece boykotla asıl yapmamız gerekeni beceremeyeceğimiz anlaşıldı. Bizim de sanayileşmemiz, bilim yolunda ilerlememiz hatta bunu ibadet heyecanı ile yapmamız boykottan daha öncelikli olmalıdır. Bu da ümmet adına hareket eden, nesil yetiştirme iddiasında olan partilerin, vakıfların, cemaatlerin yapacağı bir iştir. Umarım bu şuura kavuşmamız yakın olur. Birileri bu görevi üstleninceye kadar da biz bireyler olarak elimizden geldiği kadarını yapmaya gayret edeceğiz.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Fitre, Ramazan bayramı ile alakalı bir ibadettir. Bayramdan üç gün önce veya bir hafta kadar önce verilebilir. Bazı Hanefi fakihleri Ramazan ayının başında da ihtiyaç üzerine verilebilir demişlerdir. Bugün itibariyle henüz Ramazan ayına yirmi günden fazla vakit vardır. Fitrenizi böyle bir zaruri ihtiyaca binaen Ramazan başında vermenizi tavsiye ederiz size.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.
Yapacak işi olmayanların gördüğü rüyalar, dini için iş yapanların gördüğünden daha fazladır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize güneş gibi bir şeriat bırakmıştır. Onu ihmal edenlerin rüyasının bize vereceği bir şey yoktur.
Sorunuz: Nafile oruçları erteleme anlamında ise cevap şudur: Nafile adı üstünde Müslüman’ın dilediği zaman yaptığı bir ibadettir. Her zaman için yapmak veya yapmamak serbesttir.
Bu süreci yürüten doktorun tavsiyesine uyarsanız vebal altında olmazsınız biiznillah.
Cuma namazı öğlen namazı değildir. Öğleni camide kılamadığımız için evde tek veya cemaatle kılabiliriz. Cuma namazı ise sadece camide ve devletin tayin ettiği görevlinin arkasında kılınır. İbadet ciddiyetimizle duygusallığımızı karıştırmamalıyız. Cuma kılamama nedenimiz biiznillah makuldür. Bu nedenle bir vebalimiz yoktur.