Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleykum hocam, geçen hafta yayımladığınız Cuma fetvanızı okudum. Fakat çevremdeki birçok kişi kendi başlarına 2-3 kişi Cuma namazı kılıyorlar. Cuma namazının şartları nelerdir? Bizim de böyle yapmamız mı gerekir? Ben, eşim ve çocuklarım 1 haftadır evdeyiz, hep beraber Cuma namazı kılabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir durumda öğlen namazını kılmalı idiniz.
Cuma namazı öğlen namazı değildir, evde kılınamaz. Camide veya ona tahsis edilen mekânda kılınamıyorsa evlerde ÖĞLEN NAMAZI kılınabilir. Cuma namazı evde olmaz.
Sizin özel bir durumunuz var; eğer cuma namazını tek değil de cemaatle kılıyorsanız inşaallah bir sıkıntısı yoktur.
Biri imam ikincisi cemaat olan her iki kişi Cuma namazı hariç cemaattir. Elbette bu cemaat, bir camideki cemaat gibi değildir ama cemaattir.
Selamünaleyküm. Evet, Cuma namazı aynen kılınmalıdır, bir değişik durum yoktur. Ne kadar yapabiliyorsak o kadar yapalım ibadetleri.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Bu süreci yürüten doktorun tavsiyesine uyarsanız vebal altında olmazsınız biiznillah.
Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.
Sorunuz: Nafile oruçları erteleme anlamında ise cevap şudur: Nafile adı üstünde Müslüman’ın dilediği zaman yaptığı bir ibadettir. Her zaman için yapmak veya yapmamak serbesttir.
Cuma namazı vaktinde ticaretin haram olması, Cuma namazı kılması farz olanlar için bir kuraldı. Nedeni de Cuma namazına mani oluşturması ihtimali idi. Bu durumda ‘Cuma namazına mani olma’ riski bulunmadığına göre o saatte ticarete de engel yok demektir.
Yapacak işi olmayanların gördüğü rüyalar, dini için iş yapanların gördüğünden daha fazladır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize güneş gibi bir şeriat bırakmıştır. Onu ihmal edenlerin rüyasının bize vereceği bir şey yoktur.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.