Fetva Meclisi
Soru
Hocam, içinde bulunduğumuz salgın dolayısıyla nafile oruçta herhangi bir kısıtlama yapılır mı? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin böyle bir kısıtlaması olmuş mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir niyetle iki ibadet yapmak olmaz ama kazaya rağmen tutulan nafile oruç geçerlidir. Önceliği kazalara verseniz daha iyi olur.
Selamünaleyküm. Nafile ibadetlerin bir sebeple bozulması durumunda iade edilmeleri vaciptir.
Selamünaleyküm. Nafile oruçlarda niyeti, bir yememiş olmak şartıyla saat on birlere kadar ertelemek caizdir. Buna göre sizin orucunu da niyeti ertelenmiş bir oruç sayılır, yaptığınız caizdir.
Nafile bir orucun hayati bir tehlike olmasa bile bozulmasından ötürü bir ceza gerekmez; o günün orucu başka bir zaman kaza edilir.
Selamünaleyküm. Öyle değil; reklam edilen oruç veya nafile bir ibadet değer kaybeder. Riya ibadeti öldürür. Siz özellikle reklam etmedikçe sıkıntı yoktur. Allah kabul buyursun.
İş sahibine gözle izlenebilir bir zarar verecekse bunu belirtmenizde fayda vardır.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Yapacak işi olmayanların gördüğü rüyalar, dini için iş yapanların gördüğünden daha fazladır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize güneş gibi bir şeriat bırakmıştır. Onu ihmal edenlerin rüyasının bize vereceği bir şey yoktur.
Bu süreci yürüten doktorun tavsiyesine uyarsanız vebal altında olmazsınız biiznillah.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.
Cuma namazı öğlen namazı değildir. Öğleni camide kılamadığımız için evde tek veya cemaatle kılabiliriz. Cuma namazı ise sadece camide ve devletin tayin ettiği görevlinin arkasında kılınır. İbadet ciddiyetimizle duygusallığımızı karıştırmamalıyız. Cuma kılamama nedenimiz biiznillah makuldür. Bu nedenle bir vebalimiz yoktur.
Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.
Evet, bu tür bilgiler dolaşıyor ama ne kadar güvenli olduğunu bilemiyoruz. Bu sebeple biraz daha bulutların dağıldığı günlerde fikir adamlarımızın tavsiyelerini öğrenerek ne yapabileceğimizi tespit ederiz inşaallah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.