İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Biz Avrupa’da yaşıyoruz. Şöyle bir sorun bizi meşgul ediyor, yardımcı olursanız memnun oluruz: Burada Türkiye’deki deyimiyle kanalizasyon suları arıtılarak yeniden kullanıma veriliyor. Ben yıllardır bunu içime sindiremedim. Abdest bile almıyorum o sularla, parayla su alıyorum. Bu da beni sarsıyor. Ne dersiniz bu konuda?

Cevap

Su hayattır. Allah’ın en büyük ve olmazsa hiç olmaz nimetlerinden biri sudur. Her canlı sudan yaratılmıştır, susuz yaşamak yoktur. Bu nedenle su konusu “su savaşları” oluşturacak çapta büyük bir konudur. İnsanların atık suları arıtıp kullanmayı keşfetmesini bir nimet olarak gördüğümü belirtmeliyim. Evet, bir tiksindirici ifade ilk bakışta kulağa çarpmaktadır ama hayat gerçeği ve insanın su ihtiyacı düşünüldüğünde bu bir ihtiyaçtır. Konu derin bir kimya, biyoloji ve fıkıh bilgisi gerektirmektedir. Bizim çapımızda cevap verilebilecek bir konu değildir. Bu konuyla alakalı yapılmış ilmi toplantılar vardır. O toplantılardan sizin için bir derleme yapabilirim: Kullanılmış suların varlığı sağlık açısından bir tehdittir esasen. Arıtma yöntemiyle bu tehdit nispeten de olsa uzaklaştırılmış olmaktadır. Belirttiğiniz arıtma yaklaşık olarak beş ayrı kademeden oluşuyor. Kaba atıkların arıtılmasından en son bakteri tasnifine varan bir süreç izlenmektedir. En son noktada sudaki mikroplar arıtılmış oluyor. Kimyasal olarak bu şekilde arıtılmış bir su önümüze konduğunda, derelerde akan sudaki RENK, TAT, KOKU aynı ise yani bu üç şey aslı gibi ise ve tıbben insan sağlığı açısından bu arıtılmış suda sakınca yoksa bu su temizdir, kullanılabilir. Arıtmadaki düzeye göre tarımda, günlük kullanımda, ibadetlerde ve içmede kullanılabilir. Bizim için iki çizgi önemlidir: a- Renk, tat ve kokunun aslı gibi olması, b- Tıbben insan sağlığına zararının olmaması. Bu iki ayrıntı ile helallik ortaya çıkar veya kalkar. Evet, Anadolu insanı bu konuyu mide bulandırıcı olarak görecektir ama iyi düşünüldüğünde gerçek bunu kabul edeceğimiz yola götürür bizi. Kirletip toprağa saldığımız sular da bir tür bu şekilde arınıp tekrar temiz su olarak bize dönmekte değil midir?
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakihler tabaklama, yakma, çok içinde kaybolma, toprakta kaybolma, kimyasal dönüşüm gibi nedenlerle pisin temiz, temizin de pis olarak değişebileceği üzerine görüş belirtmişlerdir. Teknolojik çalışmaları da bu kategoriye ilave etmemiz mümkündür. Hanefi fukahasının da içinde bulunduğu bazı fakihler dönüşümün (istihale) bir temizlenme çeşidi olabileceğine hükmetmişlerdir. Bunu biz daha açık bir ifade ile tam bir kimyasal dönüşüm yaşayan nesnenin yeni bir kimliği olacağı, pis iken temiz sayılabileceği şeklinde söyleyebiliriz. Toprağa bulaşan bir necasetin toprakta kuruyup kaybolması durumunda da toprak için temizlendi hükmü verilmiştir. Alkol, kimyasal bir değişimle sirkeye dönüştüğünde de temiz sayılır ve sirke olarak kullanılabilir. Bir bardak olarak pis iken büyük bir havuza karıştırıldığında havuzdaki yoğunluğun içinde kaybolup giderse o da artık pis değildir. Atık suların arıtılması sisteminde önce kaba pislikler giderilir, insan atıkları giderilir, bakteriyel malzeme ile mikroplardan arındırılır, dinlendirilip ikinci bir arıtmadan geçirilip klor ve benzeri dezenfekte malzemesi ilave edilirse bu su adeta ilk yaratılış sürecine dönüştürülmüş olmaktadır. Son haliyle kullanma suyu olarak tüketilebilir, necis değildir. Merhalelere göre de kullanılabilir. Mesela ilk arıtılma merhalesinde bahçe sulamasında son merhalede ise ev ihtiyaçlarında kullanılması gibi bir tasnif yapılabilir. Özet olarak son merhaleden de geçen arıtılmış atık suyun her türlü kullanılabileceği üzerine muasır fukaha görüş belirtmiştir.

Dünyadaki su azlığı sorununu gidermek için atık suların kullanma suyuna dönüştür
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Arıtma cihazı satanların sudaki kirliliği abarttıklarını, adeta mevcut suları içenin çamurlu su içtiklerini izah eder gibi tanıtım yapabileceklerini bilmemiz gerekir. Evet, bir su arıtıldığında arıtma cihazının farklılığına göre içinden istenmeyen şeyler çıkabilir. Bu normaldir. Neticede biz akü suyu içmiyoruz, içemeyiz de. Şehre su veren resmi kurumun su kalitesi ile alakalı vereceği bilgiyi esas almamız gerekir. Aksi takdirde su nimetinden yoksun kalabilir ya da kendimizi sudan uzak tutacağımız bir takıntıya düşebiliriz. Arıtma cihazının kullanılması eğer resmi kurumun ürettiği su için “içilmez” raporuna dayanıyorsa cihazı kullanmamız bir zaruretten kaynaklanacağı için “böyle bir cihaz her şeye rağmen kullanılabilir” deriz. Resmi kurumun böyle bir raporu yoksa kullanacağımız cihazın suyu israf etmesi durumunda böyle bir cihaza caiz denmesi mümkün değildir. Muhakkak kullanılacaksa israf edilen suyu ikinci bir kullanım alanında tüketme şartı ile “kullanılabilir” deriz. Zira su, Allah’ın en büyük nimetlerinden biridir ve insanlığın gitgide hayatına mal olacak sorunlarından biri olarak önümüzde durmaktadır. Bir bardağını bile israf edemeyiz. Meselenin özeti budur.

Hocam sular çok fazla kireçli olduğu için insanlar arıtıcı taktırıyorlar. Suyun
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ortada bir gerçek vardır, o gerçek de şudur: Bugünkü mikrobik ortam bin dört yüz yıl önce bu kadar değildir. Şimdi neredeyse her şey mikrop oldu. Bu nedenle bugüne mahsus tıbbi tedbirleri göz ardı edemeyiz. Tıbbın sağlık için önerdiklerini almak zorundayız. Bir tabaktan yemeyi ölümcül görme düzeyinde abartmanın yanlış olacağını da söyleriz, ayrı ayrı yemenin daha sağlıklı olacağını da. İtidali bulmamız mümkündür. O zamanın insanları dişlerini misvakla temizleyebiliyorlardı. Bizim dişlerimizi fırça ve macun bile temizleyemiyor. Ortada bir hayat farkı var ne yazık ki. Başımıza bela olmuş nimetler içinde yüzüyoruz adeta. Bu meseleyi iki tarafın da abarttığını zannediyorum; hadis inkâr etmek/böyle bir ithama sebep olmak gibi riskli bir uç noktaya çekmemelisiniz konuyu.

Hocam eş adayım ilminize güvendiği için bilhassa sizin fetvanızı sormak ihtiyacı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle bir tespit yapabiliriz: 1. Dinimiz temizliği emretmiştir. Bu temizlik bireysel olarak temiz olmakla başlayıp evden caddeye kadar insanın bulunduğu her yer için bir kuraldır. O kadar ki temizlik imanın yarısı olarak bize gösterilmiştir. Bu kuralı insanın bastığı her yer için geçerli görmek zorundayız. 2. Özellikle su konusundaki hassasiyetimiz, temizlik açısından bakılınca karşımıza çıkan en önemli mü'min kimlik ile bağlantı konulardandır. Tabiat deyince kastettiğimiz değerlerin başında su kaynakları gelmektedir. Tüketim tarzından kirletmeye varıncaya kadar su kaynaklarımız imanımızın çizgisinde görülmesi gereken değerlerimiz arasında olmalıdır. Suyun kirletilmesi ve israf edilmesi en temel kaynaklarımıza kadar önemli ikaz maddelerinden sayılmıştır. 3. Ormanlar, yeşil alanlar, tabiat olarak isimlendirilen mekânlar Allah’ın nimetleri arasındadır. Her nimet gibi bu nimeti de gereği gibi ve hakka riayet ederek kullanmak zorunludur. İnsanların yollarına zarar vermek, yol nedeniyle hakka tecavüz etmek bile ciddi bir uyarı konusu yapılmış iken, gelecek nesillerin hayati ihtiyaçlarını karşılayacak olan tabiata zarar vermek günah çizgisinin dışında kalamaz. Özet olarak isimlendirilecek olursak tabiata bireysel veya topluca verilen zararlar yeryüzünde ifsat yapmaktır ve haram olarak görülebilecek bir suçtur.

Devletin ormanlarına, milli parklarına veya genele isim verecek olursam tabiata
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konumda şunu bilmelisiniz: Siyasetten ziraata kadar tam bir şeytan kuşatması altındayız. Hangi noktada ayağımıza basılıyorsa sadece orada acı hissediyoruz. En büyük sorun da burada zaten. Yalnız bir noktaya kilitlenip kalınca maazallah insanın aklı bile oynayabilir. Biraz daha itidalli ve gıda gündemini; - Helal, - Mekruh, - Riskli, - Tehlikeli, - Çok tehlikeli, - Haram! Şeklinde sıralamalıyız. Aksi takdirde kendi kendimizi yer bitiririz maazallah. Şeytan da bir taşla iki kuş vurmuş olur. Bu konuda internette dolaşan bilgilere itimat edemeyiz. Uzman olmayanların görüşlerine uyduğumuzda psikiyatrik vakalara alet olabiliriz. Bir başka ifadeyle dinimizin geniş bıraktığı alanı daraltmanın da anlamı yoktur. Bilhassa bazı hanım kardeşlerimizin esasen gerekli olan bu gıda titizliğini, varsa yoksa hayatın tek gündemi gibi tuttuklarını izleyebiliyoruz. Daha dengeli olmak şarttır. Allah yardımcımız olsun.

Hocam hazır baklava yufkalarında insan saçı olduğunu duymuştum. Araştırdığımda i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlığın ve toplumun makul ve helal bir ihtiyacını karşılayan her iş kendi ekseninde önemlidir. Haram olmadıktan sonra hiçbir iş için “gereksiz” denemez. Böyle bir iddia ya kendimizi başkalarından üstün görme yani kibir gösterir ya da bindiğimiz dalı kesmeyi gösterir; ikisi de kabul edilemez. Atık su işinde çalışmak basit ve seviyesiz görülebilir ama bugünkü hayatta kaç gün o işin bakımı yapılmadan sağlıklı yaşanabilir? Tepeden bakan anlayışı hayata uyumlu bir anlayış olarak göremeyiz. Helal ve sağlıklı olduktan sonra her iş rızık kazanmak için uygundur. Elbette belli bir kabiliyet, eğitim ya da benzeri birikimlere sahip olanlar daha iyi işleri seçeceklerdir. Müslüman olarak da seçmelidirler. Ancak böyle bir seçme gerekliliği başka işlerde bulunanları hor görmeye ruhsat oluşturmaz. Kur'an’ımız bize Davud aleyhisselamı büyük bir Peygamber aleyhisselam olarak tanıtırken aynı zamanda bir DEMİRCİ USTASI olduğunu da bildiriyor. Tekrar vurgulayacak olursak, biz ve çocuklarımız kaliteli ve zengin işlerde çalışsın isteyebiliriz, istemeliyiz de ama onların kabiliyetlerini ve toplumun ihtiyacını istesek de yok kabul edemeyiz. Allah Teâlâ’nın yarattığı bu düzende büyük bir planlama ve hikmetler bulunmaktadır. Biz en iyi için yatırım yaparız ama taş yuvarlanır yerini bulur; hayat budur, böyledir. Ölçümüz helal ve sağlıklı olmalıdır. Kabiliyet ve fırsatları yok kabul edemeyiz. İnsanları meslekleri ve işleri üzerinden değerlendirmek asla kabul edilemez.

Hocam çocuklarımızın vasıfsız ya da düşük işlerde çalışıyor olmasından sorumlu o

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.