Fetva Meclisi
Soru
Hocam eş adayım ilminize güvendiği için bilhassa sizin fetvanızı sormak ihtiyacı hâsıl oldu. Bahis konusu yüzünden aramız açıldı ve bana sapkına varacak kadar ithamlarda bulunuldu. Bundan sonrası birlikteliğimiz ayrı konu ama en azından bir hakikatin ortaya çıkmasına vasıta olur ümidiyle soruyorum. Ben mikrobiyoloji ve sağlık konusunda çalışıyorum. Bu konuda ehilim. Tükürük ile namütenahi mikrobun kişiden kişiye taşınabildiğini biliyorum. Nitekim bugün ekseri tıp kaynakları bunun doğruluğunu teyit etmektedir. Elbette kendisinde mikrop yoktur fakat ümmetine örnek olması açısından Resûlullah’ın mikropların aşılanmasına sebep olacak şekilde bir sünneti olduğuna inanmıyorum. Hurma gibi taneli olanları tek tek aynı kaptan aldığını ama salgının bulaştığı kaşığın kaba girmesi ve diğer kaşığın ona teması ile iletimin pek kolay olabildiği ortak çanak için veya aynı bardaktan kullanmak şeklinde bir uygulamaya örnek olmadığını düşünüyorum. Hadis olarak sunulan Hz. Ayşe validemizle bilhassa bardağın aynı yerinden içtiği, onun ısırdığı yerden ısırdığı şeklinde ifadeler var. Umumi içtihatta Arap ve Anadolu coğrafyasında bir kaba kaşık sallamanın, aynı kaptan içmenin yaygın olduğunu da biliyoruz. Yaygın uygulama ne olursa olsun sünnetlerle bilimin çeliştiği bir numune yok iken ben ancak bu hadisin sahihliğinden şüphe duyarım. Bunu dillendirip ayrı kaptan yemek içmekten dolayı sapkın olarak ilan edildim, bu da ayrı bir üzüntü kaynağıdır. Görüşünüzü alabilirsem sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Oruçlunun makattan su sızdırmasının oruca zararı hakkında mesele şöyledir: Mevcut mezheplerimizin içtihadına göre makattan içeri su girmesi orucu bozar. Sadece İbni Teymiye ve onun görüşünü destekleyen bazı âlimler, makattan su girmesini orucu bozan yeme içme gibi bir durum olarak görmemişlerdir. Çünkü orucu bozan şey, mideye ulaşacak bir yeme içme durumudur. Ayrıntısını bilmiyor olmakla beraber Diyanet’in, bu ikinci görüşü esas aldığını zannediyorum. Annenizin özel bir durumu bulunmaktadır. Bu ikinci görüşle amel etmesinin inşaallah sakıncası yoktur. Biz ise birinci görüşü, genel görüş olarak uyguluyoruz. Allah Teâlâ annenize afiyet ihsan buyursun.
Ben şahsen modern tıbbın dışındaki yöntemleri referans olarak kabul etmiyorum. İnsanların zafiyetlerini sömürmek olarak karşımızda duran bu uygulamalardan uzak kalınması gerektiği kanaatindeyim. Ticarete insan ve din kurban edilebiliyor, önümüze çıkan manzaranın özeti budur.
Selamünaleyküm. Hocaefendi'nin anlattığı bir vakıadır, yabana atılabilir bir tespit değildir. Dinimizi özü itibarıyla yaşamanın mantığını izah etmektedir. Ancak sakal ve misvak örneği bir arada verilirken yanlış anlaşılmaya müsait bir üslup kullanılmıştır. Sakal, sıradan bir Sünnet değil, emir kalıbında bize ulaşmış bir Sünnet'tir. Aynı şey misvak için geçerli değildir. Keşke bu ifadede sakal örneği verilmemiş olsaydı. Fakat bu ifadelerde bir kasıt aramak zannederim doğru olmaz. Allah'a emanet olun.
Alakanıza teşekkür ederim. Bir kere daha tekrara gerek yok zannederim, biz bu sitede ilmi bir çalışma yapmıyoruz. Doğru bildiğimizi HALK KÜLTÜRÜ DÜZEYİNDE mü’min kardeşlerimize taşıyoruz. Şunu bilmelisiniz: Verilen kaynağı anlayacak düzeyde olan birinin bu sitede verilecek bir bilgiye zaten ihtiyacı yoktur. Kaynak inceleme imkânı olmayan için ise o kaynaklandırma sadece yer ve zaman israfı niteliğindedir. O kardeşlerimiz, bu siteden bilgi edinmek mecburiyetinde değildirler. Zaten ilmi manada bir site de değildir. Herkes kendine uygun olanı bulmalıdır. Bu siteden dini için istifade edenlerin düzeyi budur, biz onların duasını alıyoruz. Kendimize bunu vazife bildik. Bir diğer kardeşimiz de o kardeşlerimizin ihtiyacı olanı hazırlar, böylece de herkes vazifesini yapmış olur. Allah yardımcımız olsun, duanızı beklerim.
Selamünaleyküm. Diyanet takvimine uymanız durumunda yanlış söz konusu olsa bile sizin orucunuz muteberdir biiznillah. Rahat olun, bu tip dedikodularla ibadetinizi zedelemeyin, huzurunuzu kaçırmayın. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Diyanet'in böyle bir izni olduğunu bilmiyorum. Kesen Müslüman olursa yiyebiliriz ama satıcının Müslüman olması işi değiştirmiyor. Dini yaşamak böyle bir şeydir. Allah Teâlâ imtihan eder kulunu; kim ne kadar dayanacak, görmek ister. Midelerine giren rızkın ne olduğunu merak etmeyen bir nesil nasıl iyi bir mümin nesil olabilir? Direnin ve ayakta kalın. Bin yıl yaşayın ama midenize Allah'ın helallerinden başkasını koymayın. Bir gün ebedî yurdumuza cennetlere geçince kim ne yiyecek göreceğiz, kim aşırı kim normal belli olacak! Allah'a emanet olun.
Bulaşıcı konusundaki diğer fetvalar
Allah hepinize afiyet versin. Bu konuyu çocukların yaşlarına göre, dini hassasiyetlerimizi bilen uzman psikolog ve çocuk doktorlarına danışarak karara bağlamanızı tavsiye ederiz. Endişelerinizde haklısınız ama istişarede fayda vardır.
Öncelikle şunu bilmelisin: Rabbimiz Tevvab'dır, Gafûr’dur, Rahîm’dir. Sen içtenlikle tevbe ettiysen ve bir daha o yola dönmemeye azmettiysen Allah katında yeni bir sayfa açılmıştır. Tevben makbul, geçmişin Allah’a teslim edildi. Ama evlilik sadece duygusal bir bağ değil; bedenî, ruhî ve fıkhî sorumluluklar da taşıyan bir akittir. Buna göre eğer taşıdığınız hastalık bulaşıcıysa, karşı tarafın sağlığını etkileyebilecekse, ileride çocuğa veya eşe zarar verecekse, bu bilgiyi saklamak doğru değildir/haramdır. Çünkü bu bir nevi kusuru gizleyerek akde hıyanet ve yalan bulaştırmak olur ki, fıkhen sakıncalıdır. Ama nasıl anlatılmalı? — Bu durumu, evlilik öncesi uygun bir dille, saygı çerçevesinde, korkutmadan ve utanmadan ifade etmek gerekir. — "Geçmişimde böyle bir hastalık oluştu, şu an tıbbî kontrol altındadır ama seni de ilgilendirdiği için bilmeni istedim." tarzında bir açıklama, hem dürüstlük olur hem de ahiret sorumluluğunu hafifletir. Unutma ki saklarsan ve eşin bundan habersiz kalırsa, hakkına girmiş olursun. Açıklarsan ve seni yine de kabul ederse, bu da Allah’ın bir lütfu olur. Son söz olarak günah tevbe ile temizlenir ama başkasının sağlığı tevbeyle değil, tedbirle korunur. Allah sana iffetli bir eş ve helalinden huzurlu bir yuva nasip etsin.
MAYMUN ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık vardır. Bu hastalık için de bulaşıcılığı ve tedavi zorluğundan söz edilmektedir. Buna göre de bulaşıcı nitelikli hastalıklar için hangi hükümler söz konusu ise maymun çiçeği hastalığı için de o hükümler geçerli olur. Yalnız bu hastalık daha çok geri kalmış coğrafyalarda bilinmektedir. Sağlık Bakanlığı bu hastalık için bizim yaşadığımız bölgede de ciddi bir durum uyarısı yapmadığı sürece fıkıh açısından bir farklılık gerekmez. Yine de her zamanki gibi temasa, temiz olmaya ve benzeri sağlık için gerekli tedbirlere dikkat etmeliyiz. Böyle bir hastayı ziyaret etme konusunda doktorların uyarılarına önem vermek gerekir. Bu hastalığa bulaşanların veya bulaşanla temas edenlerin de camiye cemaate ve benzeri toplu bulunulan yerlere doktorların izin vermesi durumunda gitmeleri caiz olur.
Dinimizin açık emirlerinden biri bulaşıcı hastalığa yakalananın kendisini tedavi ettirmesi kadar başkalarına bulaştırmamasına özen göstermesidir. Bulaşıcı bir hastalığı olan uzak duracak, sağlıklı olan da ondan uzak duracaktır. Bunun dini bir görev olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Bulaşıcı hastalığını fark etmeden ve elinde olmayan nedenlerle başkasına bulaştıran için bir vebal söz konusu olmaz. Önemsememekten veya benzer bir nedenle başkasına hastalık bulaştıran kesinlikle vebal altında olur. Ciddi bir kul/kullar hakkı ihlal etmiş olur. Eğer kendisine hastalık bulaşan ikinci kişi/kişiler o hastalık nedeniyle ölecek olurlarsa bulaştırana “insan öldürmeye sebep olma” hükmü uygulanabilir. Bu da onun ölüme sebep olma günahına girmiş olması demektir. Bugün gelinen noktada salgın hastalıkla alakalı göz önünde yaşanan bir gerçek ve o gerçek etrafında gündem yapılan komplo teorileri bulunmaktadır. Göz önündeki gerçeğin öncelikli olarak dikkate alınması gerekir. Sağlıkla ilgili çalışmaları yürüten yetkililerin tavsiyelerine ve belirledikleri kurallara uyulmasının şart olduğu bir gerçektir.