Fetva Meclisi
Soru
Hocam maymun çiçeği ismiyle bir hastalıktan söz ediliyor. Bu hastalık korkusu ile camiye gitmemek günah olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Size yaklaşık olarak beş km yakın bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa Cuma namazına gitmeniz gerekir. Hutbenin Arapça olmaması engel değildir. Temiz olmamaları da gitmenize mani olmaz. Kendinize bir seccade edinin ve gittiğinizde onu serin ve üzerinde kılın. Eğer bulaşıcı hastalık tehlikesi açık bir şekilde camiden geliyor diye kesin bir bilginiz olursa gitmeyebilirsiniz. Tahminle bu kararı vermeniz doğru olmaz. Maaşınızın oranına göre değil elinizdeki birikime göre fitre verirsiniz. Elinizdeki birikim 81 gram altın alacak kadar ediyorsa fitre verin. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin.
Allah Teâlâ size afiyet versin, sabırla yaşamayı kolay kılsın. Âmîn. Evet, camide namaz kılmak namazın önemli şartlarından biridir ama namazın kabul olmasının şartlarından değildir. Belli sebeplerle camiye gidilmeyebilir. Belirttiğiniz şişmanlık bu sebeplerden biridir Çünkü şişmanlık bir hastalıktır. Her hastalık gibi o da bir özürdür. Mesela merdiven çıkamamak, eve dönünce nefes zorluğu çekip yatma durumunda olmak gibi “hasta” muamelesi görmeyi gerektirecek durumdaki şişman hastalık özrü ile camiye gidemeyebilir, evde kıldığı namazla da inşaallah aynı sevabı kazanabilir. Buradaki rahatlatıcı ölçü şudur: Böyle hasta değil iken camiye gidiyordu da şu anda “gidemiyor” ise sebep bu hastalıktır ve özürdür. Özürlü de biiznillah muaftır. Cuma namazına muhakkak gitmeye çalışın. Cami ile bağınız kopmaması için de ara sıra da olsa kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gitmeye çalışın. Allah Teâlâ kabul buyursun, eksiğimizi telafi etsin. Âmîn.
Eğer doktorun hastanedeki görevi camiye gidip gelmesi ile aksamayacak ise camiye çıkmasını fazilet olarak öncelikli buluruz. Hastaların tedavisi gecikmek veya hastanın durumunda risk olmak gibi bir durum söz konusu ise kesinlikle doktora camiye gitmemesi gerektiğini söyleriz. O bulunduğu yerde ve durum gerektiriyorsa sadece farzları kılarak namazını eda etmelidir. Aynı durum ortaya çıkan riske göre Cuma namazı için dahi geçerlidir. Bu hüküm evinde hasta bakan için de böyledir. Hastanın ağırlığı ve aciliyeti oranında Cuma namazına bile gitmeyebilir.
Selamünaleyküm.Hastalığı bir ceza olarak düşünmek, cezayı hak edecek bir hatadır. Bu Allah’ın işine karışmaktır. Her insan Allah’tan gelecek sıkıntılara hazır olmalıdır. Hastalık mü'mine de kâfire de gelir. Kâfir o hastalık sebebiyle sadece sıkıntı çeker, mü'min ise hastalığını ecre dönüştürür. Bizim farkımız budur. O hastalık nedeniyle Allah Teâlâ, annenizi, sizi, doktorunu, eşini ve pek çok kimseleri imtihan etmeyi murat etmiştir. Herkes imtihanını kazansın. Anneniz, hastalığını günahlarının sonucu olarak değil günahlarını eritmek için gelmiş bir bela olarak görürse kazanır. Şunu da bilmelisiniz ki, hastalık kemdi ise sıkıntıyı o çeker. Annenizin hâlini takdir etmelisiniz. Özelilkle yakın akraba ve benzeri kadınların onu ziyaret ettiğinde afet senaryoları yazmalarına fırsat vermeyin, annenizi erken öldürürler. Geçmiş olsun. Sizin de annenizin de ecir kazanmasına vesile olsun.
Bu zikrettiğiniz sebepler beş dakika daha fazla yürüyeceğiniz camiye gitme nedenidir. Bu da bir bölücülük değildir. Kahve dedikodusu düzeyine taşırsanız bölücülük olur. Namazımız için en iyi zemini bulmak zorundayız.
Allah yardımcınız olsun. Her Müslüman muhakkak bir işin görevlisidir, Allah Teâlâ kimseyi boş ve gereksiz yaratmamıştır. İnsan kendi ağırlığının oturacağı yeri bulamayınca gereksiz ve yersiz gibi kalır. Siz de bulunduğunuz yeri bu mantıkla değerlendirmeye bakınız. Asıl vazifeniz ve sorumluluğunuzun ÖNCE KENDİNİZİ iman ve ahlâk olarak muhafaza etmek olduğunu bilmelisiniz. Bulunduğunuz ya da bulanabileceğiniz yer şeytanın erkeği ile kadını ile insanı parçaladığı bir yer olabiliyor. Zaman ahiret zamanı denebilecek bir açılım içindedir, bu bir risk. Makamın getireceği rehavet ve “gereğini yapmaya mecbur kalma ezilmişliği” bir risktir. Bu risklere karşı adeta mücadele ederek bir ömür geçireceksiniz. Kendinizi bir an bile boşlukta bırakırsanız şeytan o anı sizin kayma anınız olarak yakalar ve bir daha geri dönmeniz olmayabilir maazallah. Size şunları tavsiye edebilirim: a- Önceliği kendiniz olarak görün. Dünya ve ahiretiniz olarak siz siz olmadıkça kime ne yararınız olacak da kalbiniz ondan huzur bulacak? Mum gibi eridikten sonra vereceğiniz mini bir ışık için “aydınlatma” demenin anlamı yoktur. b- Evliliğinizin bir iş uğruna heba olmasına izin vermeyin. Fıtratla ters düştüğünüz yerde kesin kaybedersiniz. c- Bulunmanız muhtemel görev neticede bir beşerî düzeni besleme görevi olacaktır. Dikkat edin, ahireti verip dünyayı almayasınız. Kerhen ve bin bir tedbirle bulunun orada. d- Bir bayan olarak erkeklerle bulunabileceğiniz ortam, çarşı pazarda bulanabileceğiniz kıyafet ve şartların ortamı olacaktır. Bu ciddiyetinizi asla gevşetmeyin. e- Beşerî bir sistemin ayrıntılarını öğrenirken dininize ait bilgileri ihmal etmeyin. f- Açık bir şekilde şirk veya haram olan sözler, teoriler ve benzeri sakıncalarla karşılaştığınızda imanınız sizi hareketlendirsin. En azından kalbinizden “Allah’ım ben bu sözleri, teorileri, maddeleri beğenmiş değilim, reddediyorum, ben senin dininden yanayım, beni affet” deyin. g- Bulunduğunuz noktada en iyiye talip olun, sürekli öğrenin. Orada bulunmanıza değecek bir gayret ve çalışma içinde olun. h- Bir istişare edilir kimseler listeniz olsun. İstişare etmeye çekinmeyin. Fıkıhta, Kur'an ilimlerinde veya benzeri ilimlerde istişare ederek kendinizi canlı ve aktif din bilgisi ile ayakta tutmaya çalışın. i- Çok dua edin. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Bulaşıcı konusundaki diğer fetvalar
Ortada bir gerçek vardır, o gerçek de şudur: Bugünkü mikrobik ortam bin dört yüz yıl önce bu kadar değildir. Şimdi neredeyse her şey mikrop oldu. Bu nedenle bugüne mahsus tıbbi tedbirleri göz ardı edemeyiz. Tıbbın sağlık için önerdiklerini almak zorundayız. Bir tabaktan yemeyi ölümcül görme düzeyinde abartmanın yanlış olacağını da söyleriz, ayrı ayrı yemenin daha sağlıklı olacağını da. İtidali bulmamız mümkündür. O zamanın insanları dişlerini misvakla temizleyebiliyorlardı. Bizim dişlerimizi fırça ve macun bile temizleyemiyor. Ortada bir hayat farkı var ne yazık ki. Başımıza bela olmuş nimetler içinde yüzüyoruz adeta. Bu meseleyi iki tarafın da abarttığını zannediyorum; hadis inkâr etmek/böyle bir ithama sebep olmak gibi riskli bir uç noktaya çekmemelisiniz konuyu.
Dinimizin açık emirlerinden biri bulaşıcı hastalığa yakalananın kendisini tedavi ettirmesi kadar başkalarına bulaştırmamasına özen göstermesidir. Bulaşıcı bir hastalığı olan uzak duracak, sağlıklı olan da ondan uzak duracaktır. Bunun dini bir görev olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Bulaşıcı hastalığını fark etmeden ve elinde olmayan nedenlerle başkasına bulaştıran için bir vebal söz konusu olmaz. Önemsememekten veya benzer bir nedenle başkasına hastalık bulaştıran kesinlikle vebal altında olur. Ciddi bir kul/kullar hakkı ihlal etmiş olur. Eğer kendisine hastalık bulaşan ikinci kişi/kişiler o hastalık nedeniyle ölecek olurlarsa bulaştırana “insan öldürmeye sebep olma” hükmü uygulanabilir. Bu da onun ölüme sebep olma günahına girmiş olması demektir. Bugün gelinen noktada salgın hastalıkla alakalı göz önünde yaşanan bir gerçek ve o gerçek etrafında gündem yapılan komplo teorileri bulunmaktadır. Göz önündeki gerçeğin öncelikli olarak dikkate alınması gerekir. Sağlıkla ilgili çalışmaları yürüten yetkililerin tavsiyelerine ve belirledikleri kurallara uyulmasının şart olduğu bir gerçektir.
Allah hepinize afiyet versin. Bu konuyu çocukların yaşlarına göre, dini hassasiyetlerimizi bilen uzman psikolog ve çocuk doktorlarına danışarak karara bağlamanızı tavsiye ederiz. Endişelerinizde haklısınız ama istişarede fayda vardır.
Öncelikle şunu bilmelisin: Rabbimiz Tevvab'dır, Gafûr’dur, Rahîm’dir. Sen içtenlikle tevbe ettiysen ve bir daha o yola dönmemeye azmettiysen Allah katında yeni bir sayfa açılmıştır. Tevben makbul, geçmişin Allah’a teslim edildi. Ama evlilik sadece duygusal bir bağ değil; bedenî, ruhî ve fıkhî sorumluluklar da taşıyan bir akittir. Buna göre eğer taşıdığınız hastalık bulaşıcıysa, karşı tarafın sağlığını etkileyebilecekse, ileride çocuğa veya eşe zarar verecekse, bu bilgiyi saklamak doğru değildir/haramdır. Çünkü bu bir nevi kusuru gizleyerek akde hıyanet ve yalan bulaştırmak olur ki, fıkhen sakıncalıdır. Ama nasıl anlatılmalı? — Bu durumu, evlilik öncesi uygun bir dille, saygı çerçevesinde, korkutmadan ve utanmadan ifade etmek gerekir. — "Geçmişimde böyle bir hastalık oluştu, şu an tıbbî kontrol altındadır ama seni de ilgilendirdiği için bilmeni istedim." tarzında bir açıklama, hem dürüstlük olur hem de ahiret sorumluluğunu hafifletir. Unutma ki saklarsan ve eşin bundan habersiz kalırsa, hakkına girmiş olursun. Açıklarsan ve seni yine de kabul ederse, bu da Allah’ın bir lütfu olur. Son söz olarak günah tevbe ile temizlenir ama başkasının sağlığı tevbeyle değil, tedbirle korunur. Allah sana iffetli bir eş ve helalinden huzurlu bir yuva nasip etsin.