Fetva Meclisi
Soru
Hocam sular çok fazla kireçli olduğu için insanlar arıtıcı taktırıyorlar. Suyun temizlik seviyesine göre bir de atık su oluşturuyor. Örneğin bir su bardağı su arıtıyorsa iki su bardağı suyu döküyor gibi. Bu şartlarda arıtıcı kullanmak israf mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Su hayattır. Allah’ın en büyük ve olmazsa hiç olmaz nimetlerinden biri sudur. Her canlı sudan yaratılmıştır, susuz yaşamak yoktur. Bu nedenle su konusu “su savaşları” oluşturacak çapta büyük bir konudur. İnsanların atık suları arıtıp kullanmayı keşfetmesini bir nimet olarak gördüğümü belirtmeliyim. Evet, bir tiksindirici ifade ilk bakışta kulağa çarpmaktadır ama hayat gerçeği ve insanın su ihtiyacı düşünüldüğünde bu bir ihtiyaçtır. Konu derin bir kimya, biyoloji ve fıkıh bilgisi gerektirmektedir. Bizim çapımızda cevap verilebilecek bir konu değildir. Bu konuyla alakalı yapılmış ilmi toplantılar vardır. O toplantılardan sizin için bir derleme yapabilirim: Kullanılmış suların varlığı sağlık açısından bir tehdittir esasen. Arıtma yöntemiyle bu tehdit nispeten de olsa uzaklaştırılmış olmaktadır. Belirttiğiniz arıtma yaklaşık olarak beş ayrı kademeden oluşuyor. Kaba atıkların arıtılmasından en son bakteri tasnifine varan bir süreç izlenmektedir. En son noktada sudaki mikroplar arıtılmış oluyor. Kimyasal olarak bu şekilde arıtılmış bir su önümüze konduğunda, derelerde akan sudaki RENK, TAT, KOKU aynı ise yani bu üç şey aslı gibi ise ve tıbben insan sağlığı açısından bu arıtılmış suda sakınca yoksa bu su temizdir, kullanılabilir. Arıtmadaki düzeye göre tarımda, günlük kullanımda, ibadetlerde ve içmede kullanılabilir. Bizim için iki çizgi önemlidir: a- Renk, tat ve kokunun aslı gibi olması, b- Tıbben insan sağlığına zararının olmaması. Bu iki ayrıntı ile helallik ortaya çıkar veya kalkar. Evet, Anadolu insanı bu konuyu mide bulandırıcı olarak görecektir ama iyi düşünüldüğünde gerçek bunu kabul edeceğimiz yola götürür bizi. Kirletip toprağa saldığımız sular da bir tür bu şekilde arınıp tekrar temiz su olarak bize dönmekte değil midir?
Fakihler tabaklama, yakma, çok içinde kaybolma, toprakta kaybolma, kimyasal dönüşüm gibi nedenlerle pisin temiz, temizin de pis olarak değişebileceği üzerine görüş belirtmişlerdir. Teknolojik çalışmaları da bu kategoriye ilave etmemiz mümkündür. Hanefi fukahasının da içinde bulunduğu bazı fakihler dönüşümün (istihale) bir temizlenme çeşidi olabileceğine hükmetmişlerdir. Bunu biz daha açık bir ifade ile tam bir kimyasal dönüşüm yaşayan nesnenin yeni bir kimliği olacağı, pis iken temiz sayılabileceği şeklinde söyleyebiliriz. Toprağa bulaşan bir necasetin toprakta kuruyup kaybolması durumunda da toprak için temizlendi hükmü verilmiştir. Alkol, kimyasal bir değişimle sirkeye dönüştüğünde de temiz sayılır ve sirke olarak kullanılabilir. Bir bardak olarak pis iken büyük bir havuza karıştırıldığında havuzdaki yoğunluğun içinde kaybolup giderse o da artık pis değildir. Atık suların arıtılması sisteminde önce kaba pislikler giderilir, insan atıkları giderilir, bakteriyel malzeme ile mikroplardan arındırılır, dinlendirilip ikinci bir arıtmadan geçirilip klor ve benzeri dezenfekte malzemesi ilave edilirse bu su adeta ilk yaratılış sürecine dönüştürülmüş olmaktadır. Son haliyle kullanma suyu olarak tüketilebilir, necis değildir. Merhalelere göre de kullanılabilir. Mesela ilk arıtılma merhalesinde bahçe sulamasında son merhalede ise ev ihtiyaçlarında kullanılması gibi bir tasnif yapılabilir. Özet olarak son merhaleden de geçen arıtılmış atık suyun her türlü kullanılabileceği üzerine muasır fukaha görüş belirtmiştir.
Allah yardımcınız olsun. Bir iş ne kadar risk taşıyorsa o kadar da sevap yüklü demektir. Haramdan kaçmak, kaçma direncini canlı tutmak imanımızın aktif olmasından kaynaklanır. Meseleyi imanımızın aktif olması meselesi olarak görmeye çalışın. Hedefiniz SIFIR KABUL olsun. Bir bardak su bile kabul etmeyin. Zira bugün bir bardak su yarın bir litre mazot olur. Bir zaman sonra da ne olduğu bile takip edilemez. Size kati bir kural olarak şunu söyleyebiliriz: Belki bir bardak su için haram değildir diyebiliriz ama bir zaman sonra o suyun bir tanker petrol olmasını engelleyemeyeceğinizi de söyleriz. Şeytan önce yutulabilecek lokmalarla haram yedirmeye başlayacaktır. Sabredin, direnin. Allah yardımcınız olsun.
Haklısınız, doğru olanı yapmak bile abartma zannedilecek durumdayız. Allah yardımcımız olsun. Bu hususta evhama kaymadan, çevremizle küslük nedeni oluşturmadan yol almamız gerekmektedir. Biz doğru bildiğimizi yapalım, sorulduğunda gerekçemizi izah edelim. Bunun ötesinde elimizden gelmeyen şeyler için gereksiz enerji israfı ve gerginlikten de uzak duralım.
Şöyle bir tespit yapabiliriz: 1. Dinimiz temizliği emretmiştir. Bu temizlik bireysel olarak temiz olmakla başlayıp evden caddeye kadar insanın bulunduğu her yer için bir kuraldır. O kadar ki temizlik imanın yarısı olarak bize gösterilmiştir. Bu kuralı insanın bastığı her yer için geçerli görmek zorundayız. 2. Özellikle su konusundaki hassasiyetimiz, temizlik açısından bakılınca karşımıza çıkan en önemli mü'min kimlik ile bağlantı konulardandır. Tabiat deyince kastettiğimiz değerlerin başında su kaynakları gelmektedir. Tüketim tarzından kirletmeye varıncaya kadar su kaynaklarımız imanımızın çizgisinde görülmesi gereken değerlerimiz arasında olmalıdır. Suyun kirletilmesi ve israf edilmesi en temel kaynaklarımıza kadar önemli ikaz maddelerinden sayılmıştır. 3. Ormanlar, yeşil alanlar, tabiat olarak isimlendirilen mekânlar Allah’ın nimetleri arasındadır. Her nimet gibi bu nimeti de gereği gibi ve hakka riayet ederek kullanmak zorunludur. İnsanların yollarına zarar vermek, yol nedeniyle hakka tecavüz etmek bile ciddi bir uyarı konusu yapılmış iken, gelecek nesillerin hayati ihtiyaçlarını karşılayacak olan tabiata zarar vermek günah çizgisinin dışında kalamaz. Özet olarak isimlendirilecek olursak tabiata bireysel veya topluca verilen zararlar yeryüzünde ifsat yapmaktır ve haram olarak görülebilecek bir suçtur.
Çevrecilik, tabiatın bozulmasına karşı hassas olma adına kullanılan bir deyimdir. Mü’min, Allah’ın mülkünde başıboş değildir. Gören ve murakabe eden bir Allah’ın nimetlerini, hesabı sorulacak lütuflar olarak bilir ve değerlendirir. İsraf etmez, boşa kullanmaz. Mü’min, dere kenarında abdest alırken dahi suyu israf etmeme aşısı almış insandır. Kendisini ‘Allah’ın mülkünde geçici ve imtihan için bekleyen’ biri olarak gören için çevrecilik uyduruk bir sıfattır. Mü’min tabii insandır. Bozmaz, azmaz. Yaşadığımız dünyada çevreyi koruma mücadelesi yapanların çalışmaları görünürde güzel şeylerdir. Biz ise olaya farklı boyuttan bakıyoruz. Bugün insanlık, bir yandan çevre kirliliğinden şikâyet ederken bir yandan da en çok kirleten durumunda yaşamaktadır. Çevreyi kim ve nasıl kirletiyor? Bir iki pet şişenin sahile atılması ile oluşan kirlilikle, zalim devletlerin bir defalığına okyanuslarda denedikleri silah arasında benzerlik kurulabilir mi? Pasifik okyanusunda denenen bir silahın çevreye maliyeti, kaç milyar pet şişenin sahile atılmasıyla oluşur? İnsanlar pet şişeye baktırılırken, dünyanın geleceğini imha eden silahlar unutturulmaktadır. Yağmurları ve tarımı berbat eden sistemleri habire üreten laboratuvarlar takdir toplarken, anız yakan çiftçiler ayıplanmaktadır. Münafıklığın zirvesinde eğlenip duran bir anlayışın çevreci veya dağcı olması bir şey değiştirmez. Bize akidemizin verdiği terbiye, ikinci bir vasıf almamıza gerek bırakmamıştır. Biz çevreci olduğumuz için değil, Rabbimizin güzel nimetleri, her türlü korumaya layık olduğu için onları koruruz. Dünya, binlerce senedir kirlenmediği kadar yirmi-otuz yılda kirlendi. Son yüzyıla damgasını vuran uygarlık kimin uygarlığıysa onlar susmalıdırlar. Onlar, çevreci olmayı hak edemezler. Ne yazık ki, herkesten çok konuşuyorlar!