Fetva Meclisi
Soru
Hocam altınlarımın zekâtını maddi durumumuzdan dolayı iki yıl boyunca verememiştim. İki yıl sonrasında biriken zekâtlarımı kardeşimin okuması için dershaneye yatırdım. Ancak sonrasında kardeşim dershaneye gitmek istemedi. Bu durumda zekâtım geçerli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Zekâtın geçerli olması için fakire verilecek para veya malın ona temlik edilmesi yani onun mülküne geçirilmesi şarttır. Bu da zekâtın fiilen fakire teslimi ile gerçekleşir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/369) Mesela yemek hazırlayıp bunu fakirlerin yiyebileceğini ilan etmekle ya da onlara yedirmekle o yemek temlik edilmiş/verilmiş olmaz. Ancak aynı yemek yapılıp zekât niyeti ile fakire teslim edilirse, temlik gerçekleşmiş yani zekât verilmiş olur. Buna göre, bir kimseye borç verirken zekâta niyet edilmediği, daha sonra da bu parayı zekâta saymaya niyet edildiği zaman, paranın kendisi ortada bulunmadığı için temlik gerçekleşmiş olmayacaktır. Dolayısıyla bir kimseye borç olarak verilmiş olan paranın daha sonra borçluya zekât niyeti ile bağışlanması ile zekât verilmiş olmaz. Dört mezhep âlimleri bu görüştedir. Temlik kavramına daha geniş bir anlam yükleyen bazı âlimler ise fakirin zimmetinde bulunan kira vb. alacağın ona bağışlanmasını da temlik olarak değerlendirmişler ve bunu caiz görmüşlerdir. (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât,3/325-326; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 3/1981) Bu son görüşle de amel edilebilir.
Zekât, ferdi bir ibadettir. Topladığınız para, aranızda bölüşmediğiniz ve ortak rızanızla kullanılan bir paradır. O paranın zekâtı gerekmesi için size dağıtılması ve her birinize 81 gram altın alacak kadar düşmesi, ondan sonra da üzerinden 255 gün geçmesi gerekir. Eğer daha önce zekâtını verdiğiniz bir mal varsa bu malı ona ilave edebilirsiniz. Onunla beraber bu paranın da zekâtı verilir. Allah'a emanet olunuz.
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.
Selamünaleyküm. Ödemeniz gereken taksitlerin toplamı, elinizdeki paranın sekiz bin TL’sine karşılık geliyorsa zekât vermeniz gerekmez. Çünkü bu yılki altın fiyatları ile nisap yani zekât için baraj yaklaşık olara yedi bin TL yapmaktadır. Borç olarak şu anda elinizde tahakkuk etmiş faturalar varsa onları da düşebilirsiniz. Eğer o kadar borcunuz yoksa elinizdeki paranın, borçtan artan kısmının yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin.
Selamünaleyküm. Yetim olmak, zekât almak için yeterli değildir. Yetim ve fakir ise zekât alabilir. Zekâtınız o kız için fakirlik şartı da uyuyorsa verilebilir. Kardeşinize de zekât verebilirsiniz. Onun annenize harcamış olmasında sakınca yoktur. Sizin zekâtınızın onun eline geçmesinden sonra onun elinde iken zekât niteliği de bitmiş olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
dersane konusundaki diğer fetvalar
Bu, ateşin etrafında dönüp durmak gibidir. Uzak durursan yanmazsın, yaklaştıkça yanma riskin artar.
Selamünaleyküm. Dershane direk haram için işletilen bir yer değildir. Orada haram da işlenebiliyor denebilir. Bu durumda da engel olmaya muktedir olduklarına engel olur, gerisinden mesul olmaz.
Selamünaleyküm. Sadece o dershaneye gidip, müdürü ile görüşerek o günkü ücretini ödemeyi teklif etmeniz yeterlidir. Almazlarsa da siz arınmış olursunuz.