Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim babam, şeker, tansiyon, Parkinson, böbrek hastası ve aynı zamanda cilt kanseri (duanızı bekleriz). Abimle beraber babamla kalıyoruz ama abim hem çalıştığı için hem de babama tahammülü olmadığından babamın her şeyiyle ben ilgileniyorum. Banyosunu bile bir süredir ben yapmaya başladım. Ayrıca bir erkek kardeşim var, evli ve il dışında yaşıyor. Freelance, yani serbest zamanlı çalıştığı için babama bakabilecek en uygun kişi o. Kendisi ne babamı yanına almak istiyor ne de buraya gelip burada yaşamak istiyor. Tüm arkadaşları, iş çevresi, sürekli takıldığı ve hizmet ettiği (İslami) vakıf orada. Babamı banyo yaptırırken, hastaneye götürdüğümde zar zor sandalyeyle taşırken, gece/gündüz aniden hastalandığında tek başıma hastaneye yetiştirmekte zorlanırken kardeşimin babamla ilgilenmemesi onu vebal altına sokmaz mı? Oradaki vakıfta koşturup ettiği hizmetler boşa gitmez mi? Artık çok zorlanıyorum ve beni duymuyorlar. Kardeşim sizi seven biri olduğundan sizin ağzınızdan bir cevap almak istedim.
Cevap
Benzer fetvalar
Anne babanızın verdiği iş yükü sizi gerçekten yıpratıyorsa ve sizi olmadık gerginliğe/isyana sürüklüyorsa bu süreci atlatana kadar izin isteyin. Örneğin haftada bir arkadaşlarınızla hasbihal etme ortamınız varsa oraya gidebilir veya boşluk olduğunda zaman zaman kardeşlerinizi ziyaret ederek içinizdeki yorgunluğu atabilirsiniz. Yani ara ara sizi motive edecek işlerle kendinizi toparlamaya çalışın. Bu süreci doğru yönetmek için mutlaka kardeşlerinizden de destek isteyin. Onlara sizi yalnız bırakmaması için rica edin. Sakinliği elden bırakmamaya gayret edin. Belki de Allah size cenneti bu anne babanıza değer vermeniz sebebiyle lütfedecek. Belki de dünyada bazı iyiliklere bu yaptıklarınız sebebiyle ikram edecek. Allah sizi görüyor. Yaptıklarınızı da biliyor. İçiniz rahat olsun; yalnız değilsiniz. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/520-anne-babaya-itaatin-sinirlari-nelerdir https://fetvameclisi.com/fetva/303-anne-babaya-itaatte-sinir-nedir
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Senin vazifen anne babanın gönlünü yapmak değildir. Vazifen Allah’ın anne babana hizmet et emrini yerine getirmektir. Sen hizmete hazır bekle. Beni arayın de. Arayınca koş, dediklerini yap. Gerisinden sana ne? Senden bir şikâyetleri de yok. Demek ki sen işi vesveseye kaydırıyorsun. Gerek yok buna. Sen, Allah’ın emrini yerine getirmeye hazır bekle.
Selamünaleyküm. Kaş yaparken göz çıkarmayın. Tatlı dille ve ikna ederek yapın ki, iyiliğiniz işe yarasın. Annenizden değil de sizden olduğunu bilsin babanız ve ikna olsun. İyilik, her zaman kolay yapılamaz.
Bir genç kızın yemesi, barınması, giyinmesi kendisinden sorumlu olan babanın görevlerindendir. Bir ailede baba veli konumundadır, bu sebeple evini geçindirmek de kendisine aittir. Bu süreçte farklı bir durum olmadıkça bir evladın çalışmasına gerek olmamaktadır. Ailede olağanüstü bir durum vardır ve ailece maddi bir kalkınma ile mücadele edilecek bir durum olmuşsa ise o zaman uygun şartlar altında gerekirse tüm aile çalışarak destek verilir. Sizin durumunuza gelince elhamdülillah ki çalışma zorunluluğu olan bir durumda değilsiniz, maddi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Bu durumda ailenizin sizden çalışmanızı talep etmesi söz konusu olmaması gerekir. Belki maddi destek için değil de babanız çevresine kıyas ederek “benim de kızım çalışsın” der duruma gelmiş, çevresinden etkilenmiş olabilir. Sizi üzmeyi kasıtlı yaptığınızı düşünmeyin öncelikle ki şeytan aranıza soğukluk sokmasın. Bundan sonraki süreçte; - Kendinizi geliştirecek farklı meşguliyetler bulabilirsiniz, aileniz bundan memnun olabilir. - Onları asla incitmeyin ve bu durumu işinden çıkılmaz olağanüstü bir durum olarak görmeyin. - Onları mutlu etmek istediğinizi hissettirin, kullandığınız yumuşak dil size karşı muameleyi de farklılaştıracaktır. - Sonunda çalışmak zorunda bir durum söz konusu olursa kendinizi geliştiren, Rabbimizin razı olacağı ortamları tercih etmeye çalışın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Dua eder dua beklerim.
Mesajınızdan aileye, İslam’a ve hizmete olan bağlılığınız, sabrınız ve nezaketiniz apaçık görünüyor. Rabbim yuvanıza rahmet, eşinize basiret, size de kuvvet ve sebat ihsan eylesin. İnsanlara faydalı olmak, ilim ve hizmete vesile olmak elbette çok değerlidir. Ancak kişinin kendi hakkını ve ailesinin huzurunu feda ederek bu hizmeti sürdürmesi ne doğru ne de caizdir. Dolayısıyla vakıf çalışmaları, aile huzurunu, mali istikrarı ve eşler arasındaki dengeyi bozuyorsa, bu noktada durup düşünmek gerekir. Bir hizmet, önce evi yakarak başkaları için ışık olmaya dönüşüyorsa, bu sağlıklı bir yol değildir. Borç yükü, evin sorumluluğunu taşıyan bir erkeği yıpratır, yıpranan erkek de maalesef bazen haksız davranışlara yönelir. Bu, doğru değildir ama sebeplerinden biri olabilir. Burada yapılması gereken, hizmeti azaltmak veya istişareyle yeniden düzenlemektir. Sadece maddi kaynak değil eşin rızası ve aile huzuru da bu hizmetin temelidir. Kocanın karısından itaat beklemesi, tahakküm değil emniyet ve sevgiyle yönetilen bir beraberliğin parçası olarak görülmelidir. Ama bu itaat, haksızlığa boyun eğmek değildir. Hakkı ve sözü olan bir eşin susturulması değildir. Asla kadını korkutarak itaate zorlamak değildir. Sadece soru sorduğunuz için azar işitmeniz ve ardından “itaat etmiyorsun” diyerek cezalandırılmanız doğru bir tavır değildir. Hele ki siz anlattığınıza göre onu incitmemek için sabreden, yardımcı olan bir eşsiniz. Bu tavır sizin hakkınızı çiğnemek, kendi duyduğu bir sözle sizi hizaya getirmeye çalışmak ve sizin şahsiyetinize zarar vermek anlamına gelir. Bir erkek, yatak ayırma hakkını, Kur’an’da geçen “nüşûz” yani açık bir isyan, aile düzenini bozan ciddi bir itaatsizlik olduğunda kullanabilir. Basit anlaşmazlıklarda, küçük bir tartışmada, eşin fikir beyan etmesinde böyle bir cezaya gitmek yanlış bir adımdır. Size tavsiyem bu dönemi bir danışman eşliğinde geçirin. Bu iş artık “kadının susmasıyla” değil, “birbirini anlamasıyla” çözülür. “Allah’ım bu aileyi rahmetinle koru. Kalplerini birbirine yeniden ısındır. Öfke ve kırgınlıkla değil, merhamet ve anlayışla yol almalarını nasip et. Âmin.”
ağabey konusundaki diğer fetvalar
Ağabeyiniz ödemesini yaptığını ifade ediyorsa ve ustanın ailesiyle de irtibat kuramadıysanız ustanın ücretini ödenmiş sayabilirsiniz. Fakat aksine bir bilgi/delil ulaşırsa onu da değerlendirin.
Kıymetli kardeşim, sorunuzla alakalı aşağıya linkini bıraktığım cevabı inceleyebilirsiniz. Allah'a emanet olun. https://fetvameclisi.com/fetva/yengemle-konusmuyor-olmam-imanima-zarar-verir-mi
Baban imanlı bir insan olarak yaşadığı sürece velindir. Onun yerine kimse geçmez. Eğer baban sana evlenmene izin verdi ise veliliğini de yaptı demektir, nikâha gelmesi gerekmez. Sana karışmayacağını söylemiş ise o zaman ağabeyin velayet için nikâhında bulunabilir. Sen yine de babanın rızasını önemser ol, bereket görürsün.
Kadının evli veya bekâr kendinden yaşça büyük birine “ağabey” diye hitap etmesi bir örf meselesidir, bundan bir sakınca oluşmaz ama kadının mahremi olmayan erkeklerle mesafeli ve vakarlı durması mümin olmasının gereğidir. Bu ayrıntıya dikkat etmeliyiz.
Kızım, haklı haksız konusuna girmiyorum ama senin huzurun için bırakman gerekir. Ne hakkı olacak ortada? Nikâhtan önce hak oluşmaz. Sana milyonlarca eş adayı bulunur ama yeni bir annen ve ağabeyin olamaz! Daha mantıklı düşün, duygusal değil.
Bunun tekrarına izin verme, rızan olmasın bu işte.