Fetva Meclisi
Soru
Bir sohbetinizde, ‘Kim demiş ne olursan ol gel’ diye bir cümle kuruyorsunuz. Bu sözün Mevlana'ya ait olduğu herkesçe bilinen bir şey. ‘Kim demiş’ tabiri aklımı karıştırdı. Hz. Mevlana’ya derin bir muhabbet duyuyorum ve bu tabir aklıma takıldı. Orada kastınız neydi?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimizin ‘vermeyi’ emreden bir din olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle isteyeni geri çevirmemek bir mü'min karakteridir. Mü'minin ‘aldanmayan’ bir karakter sahibi olması da dinimizin emridir. Bu iki emir arasında bir denge oluşturabiliriz. Dilenciliğin bir sektör durumuna geldiği ve hak etmeyeni ile hak edeninin aynı yerde dilenebildiği bilinen bir durumdur. Çıkış olarak karşılaştığımız pozisyonu kalbimize danışmakta sakınca yoktur. O anki pozisyonun inandırıcılığına göre karar verebiliriz. Zira âyetin emri genel bir ahlâk tarzını edinme emridir. Bizzat her isteyene verme gibi açık bir emir yoktur.
Böyle bir söz, hangi konuya karşı ve kime karşı söylendiği bilinmeden hükmü üzerinde beyanda bulunamayız. İlke olarak bu tür, kadere imana karşı kaba düşecek ya da mü'min insan ciddiyetinden uzak tutacak sözler kullanılmamalıdır.
Selamünaleyküm. Bu tespitiniz doğrudur, herkesin ekmek ticareti yaptığını düşündüğümüz bir pazar yerini andırıyor bu çalışma. Ortada bir eksiklik vardır ama eksiklik var diye de olanı reddetmemiz gerekmiyor. Başta siz olmak üzere eksiklik görenler gördükleri eksikliği gidermek için çalışacaklardır. Ayrıca yaygın olan sizin tespitinizdir ama İslam'ı bir bütün olarak ele alanların da varlığını inkâr etmemiz gerekmez. En iyisini bulmaya çalışırız, buluncaya kadar da eldekini değerlendiririz, böylesi daha iyidir. Allah yardımcımız olsun.
İsteğinizde haklı olabilirsiniz ama isteğinizi nezaket ve şahsiyetlerine uygun bir tarzda belirtmeniz önemlidir. İnsanlara hitap ederken onurlarını kırıcı olmamak gerekiyor. Bir de bazı hususları tek başınıza yaptığınızda gereksiz bir iş yapıyor gibi görülebilirsiniz. Sizden daha iyi durumdaki birine de danışın ki yaparken hatalı gibi yapmayasınız.
Merhametin gereği ve bir insan olarak yapabileceğin her şeyi kapsıyor. Kanunen ve dinen yapman gereken bir şey olmadığını anlatıyor. Eşinin hatırını kırmamaya özen göstermeni tavsiye ediyor.
İtikadında arıza olan bir insanın arasında namaz kılınmaz. İtikatta arıza ise, her Müslüman'ın iman etmesi gereken şeylerden birine iman etmemeye ya da inkâr etmeye denmektedir. Bunun dışında günahkâr da olsa her imamın arkasında namaz kılınır. Fıkıh ölçüleri böyledir. İmamın seçimle gelmesi şeklinde bir kural yoktur. İnsanlar, kendileri İslam olmayan bir devlette yaşarken sıkılmıyorlarken, camilerindeki imamların tayin edenini sorgulamaları çok ciddiye alınabilecek bir düşünceyi yansıtmıyor. Keşke daha iyi imamlarımız olsa idi! Ama biz buyuz, imamlarımız da budur. Daha iyi olursak Allah da bize daha iyi imkânlar verecektir. Camiyi terk etmenin özrü bu olamaz. Cemaate devam edelim. İmamları tatlı dille ikaz edelim. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Herkesin dini kendinedir. Kimse kimseyi bir şeye inanmaya zorlayamaz. Gelinlik veya başka bir konuda insanların fikirlerini bir hocanın yazısı ile nasıl değiştireceksiniz? Böyle bir cedelleşme ile iş yürümez. Bizim de size cedelleşmeyi körükleyecek bir tavsiyede bulunmamız doğru olmaz. Bulunduğunuz ortamı ve şartları tamamen kendi anladığınız gibi oluşturmanız mümkün değildir. Biraz sizden biraz oradan ortalama bir yöntem geliştirmelisiniz. Tuttuğunu koparan bir tip olursanız kopardıklarınız elinizde kalabilir. Daha mutedil olmanızı tavsiye ederiz size.
Sabah namazına kalkmak veya kalkamamak, güne hayırlı veya hayırsız başlamak demektir. Bunu siz farz olan bölüm olarak anlayabilirsiniz. Sabah namazından sonraki vakti de en az işrak zamanına kadar zikir ile geçirmek önemli bir Sünnet'tir. Yalnız sabah namazı düzeyinde değildir. Herhangi bir işi sabah namazından sonraki vakitte görmek ise bir nevi farzdan sonra gelen önemli nafilelerden biri olarak bilinmelidir. Terk edilmesi bir bereket eksikliği nedeni olarak görülebilir ama haram olma durumu yoktur. Mü'min insan becerebildiği kadar bu inceliklere riayet etmeye çalışmalıdır.
Katiyetle haram olduğunu bildiğimiz bir şeyi elbette başka bir Müslüman’a devredemeyiz. Kalbimizin helal olduğuna mutmain olmadığı bir işi de kati haram gibi göremeyiz. O kardeşimiz, aynı meselede kati haramlık görmüyorsa ona devretmenizde sakınca olmaz. Böylece zarar da etmemiş olursunuz. Allah yardımcınız olsun. Amelinizi makbul buyursun.
Elimizdeki sahih hadis kaynakları arasındaki kitaplarımızda böyle bir bilgi yoktur.
Katılım bankalarının yaptığı işlem TEVERRUK âlimlerin önemli bir bölümünün caiz gördüğü bir işlemdir. Sözünü ettiğiniz kurumlar bunu ne kadar ve nasıl uyguladıklarını bilmiyorum.
Tuttuğunuz bazı oruçlar için ÜZERİME KAZA KALAN SON ORUÇ diyerek niyet edebilirsiniz. Kaza varsa onun yerine geçer değilse zaten nafiledir.