Fetva Meclisi
Soru
Sabah namazından sonra uyumanın rızka engel olacağı söyleniyor. Ben üniversitede öğrenciyim, çalışmıyorum. Bu durumun benim için bir sakıncası var mıdır? Bazen ibadetle geçiriyorum bu sureyi bazen de uyuyorum. Nasıl bir yol izlemem gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sabah namazına kalkamamak, bir anlamda din açısından iyi bir hayat yaşayamamak demektir. Elbette, yenen içilenlerden etkilenmek söz konusudur; muhakkak helal yemeliyiz. Yalnız sabah namazı için özellikle dikkat edilmesi gereken durum, uyku düzenidir. Erken yatmalısınız. Bir de bilhassa akşam yemeklerini, hazmı kolay şeylerden yemelisiniz. Yattığınız odanın havasının temiz olması, yatağınızın rahat olması da uyanmanızı etkiler. Yatmadan dua etmeyi de ihmal etmeyin.
1- Uyku, Rabbimizin bize lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Hatta yeme içme nimetlerinden daha önemli olduğu söylenebilecek durumlar bile vardır. Bütün nimetler gibi uyku da nimet olduğu için, imtihan konusudur. Nasıl ekmeğe karşı nimet olduğu için titiz davranıyoruz, aynı titizliği uykuya da göstermemiz gerekir. Ekmeği nankörlüğümüzden ötürü, azap sebebi yapmamaya çalıştığımız gibi uykuyu da özenle kullandığımız bir nimet haline getirmeliyiz. Vaktinde ve düzenli uyku uyumak gerekir. Normal şartlarda yedi saat uyku idealdir. Aynı saatte başlayıp aynı saatte bitirilen yedi saatlik uyku dinlendirir, enerji verir. Farklı zamanlarda, istikrarsız bir uyku baş ağrısı nedenidir. Havalandırılmış odalarda uyunmalıdır. Uykudan en az üç saat önce yemekle ilişki tamamen kesilmelidir. Akşam yemekleri asla ağır yemekler olmamalıdır. Ramazan ayında iftar da buna dâhildir. 2- Bu ölçülerle sürdürülen uyku namaza engel olmaz. Allah’ın izniyle iki aylık bir istikrarla insan saat kurmadan bile namaza kalkabilir. Genelde gecenin ileri saatlerine kadar beklendiği ve akşamları ağır yiyecekler yendiği için uyunan uyku, uyku işlevi görmemekte ve sabah namazına kalkmak, kalkınca şuurunu toplamak zor olmaktadır. Kısacası, namaza kalkmayı becermek elimizdedir. 3- Namaz kaçırmak insanın başına gelebilecek bir kaza türüdür. On yılda bir meydana gelebilir. Süreklileşmesi çok kötü bir durum. İstiğfar etmek gerekir. Kalktığınızda kerahet vakti geçmişse hemen kaza etmeniz yine de güzel. Lakin sürekli olması tehlikelidir.
Takvimlerdeki İMSAK saati yatsı namazının vaktinin bitiş saatidir. Hadisi şeriflerde teşvik edilen nafile ibadetlerin bitiş saati de o saattir. İmsakten sonra ise sadece sabah namazının sünneti eda edilebilir. Ama siz günah bir iş yapmadınız. Efdal olanı yapmamış oldunuz. Nafilenizi imsak vaktine kadar kılın. Sonra da zikir yapın ve Kur'an okuyun. Sabah namazına camiye gidin. Mümkünse orada işrak vaktini bekleyin. En güzelini, en mübareğini yapmış olursunuz. Teheccüt namazını ise en güzeli uyuyup kalktıktan sonra kılmaktır. Yatsıdan sonra bekleyerek kılmak doğru değildir. Çünkü o ibadetin fazileti, uykuyu bölebilmekten kaynaklanmaktadır. Rabbim hepimizi kulluğuna muvaffak kılsın.
Gece uykusu dışındaki uykularla ilgili hadisleri şöyle özetleyebiliriz: Sabah namazını kıldıktan sonra biraz daha uyumanın sakıncalı olduğunu bildiren sahih bir hadis yoktur. Selefimizin büyükleri o saat bereket açısından rızık temini için daha hayırlı olduğundan dolayı uyumayı uygun bulmamışlardır. Buna göre de o saatte uyumamayı bir fazilet olarak görebiliriz ama dinen yasak gibi görmemiz isabetli olmaz. Kişiye ve zamana göre değişebilir bir durumdur. Bunun gibi bir yasak ihtimali de ikindiden sonra uyumakla ilgilidir. Bu konuda da sahih bir hadis yoktur. Yatsı namazından önce uyumayı kerih gören/gösteren hadisler vardır. Bunları da âlimler yatsı namazını kaçırmaya sebep olur diye kerih görülmüştür şeklinde yorumlamışlardır. Yatsı namazını kaçırmak gibi bir riske neden olmayacaksa yine kerahet olmaz.
Siz sadece ikaz edin, uyandırmaya çalışın ama savcılık rolüne girmeyin. Namazdan ve kendinizden soğutursunuz maazallah.
Selamünaleyküm. Dinimizi insan olarak yaşıyoruz. Elbette hata edeceğiz, beceremediklerimiz olacak. Eğer, yapamadıklarımız veya hatalarımız bizi kahrediyorsa sıkıntı yok demektir. Namaz kazaya bırakmak da böyle bir şeydir. İlk fırsatta hemen kaza edersek ve istiğfar da edersek mesele yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Katılım bankalarının yaptığı işlem TEVERRUK âlimlerin önemli bir bölümünün caiz gördüğü bir işlemdir. Sözünü ettiğiniz kurumlar bunu ne kadar ve nasıl uyguladıklarını bilmiyorum.
Nisa suresinin ayeti size direkt olarak bu hakkı tanımaz. Evlenirken yani nikâh akdi esnasındaki anlaşmanızda konuşulmuş olması veya serbest bırakılmasına göre bu kararı verebilirsiniz. Siz, İstanbul’dan bir kızla evlendi iseniz normaldi onu, İstanbul gibi büyükşehir olan bir yere götürebilirsiniz. Mesela Niğde’den evlendi iseniz o düzeyde bir şehrin altına götürmemeniz gerekir. Size şöyle bir ikazımız olsun: Bir ailede bu tartışmanın başlaması çok riskli bir başlangıçtır. Aile fertlerinin birbirleri için bu kadar bir fedakârlığı yapamamaları sakıncalı bir gidişatı gösterir. Eşinizi böyle bir konuda ikna edebilecek düzeyde olmalı idiniz. Aranızdaki muhabbet bu düzeye yükselmelidir. Bunu biliniz. Allah yardımcınız olsun.
Herkesin dini kendinedir. Kimse kimseyi bir şeye inanmaya zorlayamaz. Gelinlik veya başka bir konuda insanların fikirlerini bir hocanın yazısı ile nasıl değiştireceksiniz? Böyle bir cedelleşme ile iş yürümez. Bizim de size cedelleşmeyi körükleyecek bir tavsiyede bulunmamız doğru olmaz. Bulunduğunuz ortamı ve şartları tamamen kendi anladığınız gibi oluşturmanız mümkün değildir. Biraz sizden biraz oradan ortalama bir yöntem geliştirmelisiniz. Tuttuğunu koparan bir tip olursanız kopardıklarınız elinizde kalabilir. Daha mutedil olmanızı tavsiye ederiz size.
Basit bir 'gel ve keyfine bak' tarzlı davetiyeyi kim yaparsa yapsın, yanlıştır, kabul edilemezdir. 'Ne olursan ol gel ve İslam'ın şeklini al' tarzındaki ifade ise önemlidir. Bize olan ifadede dinimizi herkesin gönlünü yapar bir kıvama sokmaya karşı dik duruş davetiyesi vardır. Umarım anlaşılmıştır. Allah'a emanet olunuz.
Toplamı için bir defaya mahsus ardı ardına altmış gün, artı yirmi gün tutmanız inşaallah yeterli olur. Allah kabul etsin.
Katiyetle haram olduğunu bildiğimiz bir şeyi elbette başka bir Müslüman’a devredemeyiz. Kalbimizin helal olduğuna mutmain olmadığı bir işi de kati haram gibi göremeyiz. O kardeşimiz, aynı meselede kati haramlık görmüyorsa ona devretmenizde sakınca olmaz. Böylece zarar da etmemiş olursunuz. Allah yardımcınız olsun. Amelinizi makbul buyursun.