Fetva Meclisi
Soru
7 senedir İstanbul’da İkamet etmekteyiz. Ben memlekete dönmek istiyorum ama eşimle bu konuda ihtilafa düşüyoruz. Ben Nisa suresi 34. ayeti gereğince otorite kurmaya çalışıyorum ancak eşim benim memleketimde yaşamak istemiyor. 5 vakit namazını kılan bir insan eşim. Allah'ın ayetiyle hükmün sabit olduğunu söyledim, ikna oldu gibi ama bir hocaya danışalım, yüreğim mutmain olsun diyor. Eşim ev hanımı, yani onu bu şehre bağlayan bir şey yok. Bu konuda son söz kimindir hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Nikâh akdi esnasında eşiniz İstanbul’da kalmayı şart koştu ise sizin buna bağlı kalmanız akit gereği olur. Bunun haricinde eşinizin gittiğiniz yer yaşanılabilir, güvenli bir yer olması şartıyla her yere sizinle gelmesi esas olandır. Normalde bunu söyleriz. İstanbul’un eğitim ve din açısından daha iyi olacağı ise tartışılabilir. Eşiniz dış görünüşüyle ele aldığı için böyle düşünüyor. Yalnız size şunu belirtmeliyim: Şeytan için sizin bu fikir farklılığınız bulunmaz bir fırsat olabilir ve ailenizi temelinden sarsabilir aman dikkatli olun. Sakın kaş yaparken göz çıkarmayın. Manisa sizin için daha müstakil, daha helale yakın bir ortam sağlayacaksa orayı tercih edin. Bunu da eşinizi ikna ederek yapmaya çalışın. Zorlamayın, baskı kurmayın. Allah yardımcınız olsun.
Kızım, baban “olmaz” demedikçe hiçbir sakınca olmaz elbette. Bu açıdan durum normaldir ama şunu da bilmeni isterim: İstanbul cennet değil, oranın da kendine ait sıkıntıları var ve o sıkıntılar seni muhakkak bulacak. Bunu da bilmelisin. Evlenme meselesine gelince, sakın bu hissiyatını karşındakilere sezdirmeyesin, aç kurtları uyandırmış olabilirsin. Senin için dua ederim. Gelebilirsen vakfımıza gelebilirsin, oradaki hanım arkadaşlarınla tanışırsın.
Selamünaleyküm. Şunu kesinlikle bilmelisiniz: Bütün tuzaklar buna benzer tuzaklardır. Sevgi, aşk sözleri herkesin ağzından böyle çıkar. Ömür boyu olmak da büyük bir iddiadır ama onu da herkes kullanır. Bir iki yıllığına bekâretini feda edecek bir kız yoktur ki erkekler ona vaatte bulunsun! Size tavsiyem kesinlikle ebeveyninizin izni olmayan bir işi yapmamanızdır. Eğer evlilik sizin için farz durumuna geldiyse o zaman gidin her şeye rağmen evlenmek istediğinizi beyan edin. Hem hayatî değerde görüyorsunuz hem de risk almak istemiyorsunuz, bu nasıl anlaşılacak? Evlilik aleni olmalıdır. Kaçak başlayan işte bereket olmaz. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu meselede, şunda haklısınız veya değilsiniz-den önce eşinizin karakter olarak kendini tahlil etmesi gerekir. Siz haklı olsanız ne olacak, eşiniz anlamadıktan sonra? Eşinizin bu hususta sizi anlayıp anlamayacağını uzun uzun konuşmanız gerekiyor. Yöre farkının etkisi altında bulunuyorsunuz. Bu karakteri çocuk da değiştiremeyebilir. Daha geniş düşünmeye çalışın.
Önce 'dini nikâh' deyimini düzeltmem gerekiyor. Nikâhın dinlisi dinzisi mi olur? Nikâh nikâhtır. Sizin mantığınızla bakanlar için belediyeden başka bir yerde kıyılan nikâhın ciddi olmayacağını düşünüyorum. Nikâhınızı belediyede kıydırın. Hatanızdan çok ciddi bir tevbe edin. Melekler tevbenize şahit olsun. Bu tevbenizin samimiyetini de birbirinizden uzak kalarak gösterin ki, göstermelik bir tevbe yaptığınız anlaşılmasın. Hem çok pişmansınız hem de bir yıl bekleyemiyorsunuz; anlamlı bir çıkış mı bu? Ebeveyninizin haberi ve rızası olmadan kıydıracağınız bir nikâh, evli olmanız açısından bir sakınca doğurmaz; nikâhlı sayılırsınız. Ama ezilip geçilmiş bir anne babanızın varlığı mutsuzluk için evlenmeniz anlamına gelebilir. İyi düşünün, Allah'tan korkun, aklınızı çalıştırın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Katılım bankalarının yaptığı işlem TEVERRUK âlimlerin önemli bir bölümünün caiz gördüğü bir işlemdir. Sözünü ettiğiniz kurumlar bunu ne kadar ve nasıl uyguladıklarını bilmiyorum.
Toplamı için bir defaya mahsus ardı ardına altmış gün, artı yirmi gün tutmanız inşaallah yeterli olur. Allah kabul etsin.
Sabah namazına kalkmak veya kalkamamak, güne hayırlı veya hayırsız başlamak demektir. Bunu siz farz olan bölüm olarak anlayabilirsiniz. Sabah namazından sonraki vakti de en az işrak zamanına kadar zikir ile geçirmek önemli bir Sünnet'tir. Yalnız sabah namazı düzeyinde değildir. Herhangi bir işi sabah namazından sonraki vakitte görmek ise bir nevi farzdan sonra gelen önemli nafilelerden biri olarak bilinmelidir. Terk edilmesi bir bereket eksikliği nedeni olarak görülebilir ama haram olma durumu yoktur. Mü'min insan becerebildiği kadar bu inceliklere riayet etmeye çalışmalıdır.
Herkesin dini kendinedir. Kimse kimseyi bir şeye inanmaya zorlayamaz. Gelinlik veya başka bir konuda insanların fikirlerini bir hocanın yazısı ile nasıl değiştireceksiniz? Böyle bir cedelleşme ile iş yürümez. Bizim de size cedelleşmeyi körükleyecek bir tavsiyede bulunmamız doğru olmaz. Bulunduğunuz ortamı ve şartları tamamen kendi anladığınız gibi oluşturmanız mümkün değildir. Biraz sizden biraz oradan ortalama bir yöntem geliştirmelisiniz. Tuttuğunu koparan bir tip olursanız kopardıklarınız elinizde kalabilir. Daha mutedil olmanızı tavsiye ederiz size.
Basit bir 'gel ve keyfine bak' tarzlı davetiyeyi kim yaparsa yapsın, yanlıştır, kabul edilemezdir. 'Ne olursan ol gel ve İslam'ın şeklini al' tarzındaki ifade ise önemlidir. Bize olan ifadede dinimizi herkesin gönlünü yapar bir kıvama sokmaya karşı dik duruş davetiyesi vardır. Umarım anlaşılmıştır. Allah'a emanet olunuz.
Bocalamaya gerek yoktur. Evliliği yediğimiz rızka da benzetebilirsiniz. Rızık da evlilik kadar önceden yazılmıştır. Biz onu temin etmek için nasıl mücadele ediyorsak evlilik için de aynısını yapıyoruz/yapmalıyız. Felsefesi ile vakit geçirmek gereksizdir. Ekmeğinize benzetin evliliği ve gerekeni yapın. Fırında seyretmekle ekmeği karnınız doyuyorsa önünüze çıkan kısmetleri de seyredin ve bekleyin.