Fetva Meclisi
Soru
Hocam 38 yaşındayım. Evliyim, 4 yaşında bir oğlum ve henüz yenidoğan bir kızım var. Otomotiv sektöründe çalışıyorum, İstanbul'a 2018 yılında, yüksek lisans eğitimi için geldim ve görücü usulü ile eşimle evlendik. Hamdolsun güzel bir evliliğimiz var fakat çalışma şartları, kazanç ve çalışma ortamı noktasında İstanbul'da zorlanmaktayım. Özellikle çalıştığım şirkette kadın yönetici olması ve kadınlarla el sıkışmama hassasiyetimden kaynaklı şirkette sorun yaşıyorum. Bazen ibadetlerimi yerine getirirken de "işini aksatıyor" düşüncesi oluşmasın diye de sıkıntı yaşıyorum. Bu noktada İstanbul'dan taşınıp, ailemin de yaşadığı memleketim olan Manisa'ya yerleşme planım var. Bu noktadaki görüşümde eşimle zıt düşüyoruz. Kendisi çocukların dini ve eğitim hayatı için İstanbul'da kalmamız gerektiğini söylüyor. Ayrıca buradaki aile çevresinin daha mütedeyyin olduğunu belirterek yeni çevrede sıkıntılar yaşayacağını söylüyor. Öte yandan Manisa'ya gittiğimizde tarlalarımız olduğu için ben de kimseye muhtaç olmadan ve özellikle çalışma hayatının dinle ilgili sıkıntılarından kurtularak helal kazanç noktasında bana daha hayırlı olacağı fikrindeyim. Konu hakkında sizin görüşlerinizi istirham ediyorum. Özellikle eşimi bu konuda ikna etmem gerekli mi yoksa kendisi bu konuda hatalı mı hareket etmektedir? İkimiz de dini hassasiyetleri olan, ibadetlerimizi yapan kişileriz. Bu konuda kırmadan ve kırılmadan nasıl bir çözüm yolu bulunabilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Hayatı bir sıralama üzerinden yaşaman gerekir. Aksi takdirde bunalırsın. Bu sıralamayı şöyle yapmalısın: Önce senin sağlığın, geçimin, imanın, ahiretin… Sonra eşin ve çocukların. Sonra dinin ve ülken için yapabileceklerin. Bu mantık üzerinden yaşamaya çalış.
Nisa suresinin ayeti size direkt olarak bu hakkı tanımaz. Evlenirken yani nikâh akdi esnasındaki anlaşmanızda konuşulmuş olması veya serbest bırakılmasına göre bu kararı verebilirsiniz. Siz, İstanbul’dan bir kızla evlendi iseniz normaldi onu, İstanbul gibi büyükşehir olan bir yere götürebilirsiniz. Mesela Niğde’den evlendi iseniz o düzeyde bir şehrin altına götürmemeniz gerekir. Size şöyle bir ikazımız olsun: Bir ailede bu tartışmanın başlaması çok riskli bir başlangıçtır. Aile fertlerinin birbirleri için bu kadar bir fedakârlığı yapamamaları sakıncalı bir gidişatı gösterir. Eşinizi böyle bir konuda ikna edebilecek düzeyde olmalı idiniz. Aranızdaki muhabbet bu düzeye yükselmelidir. Bunu biliniz. Allah yardımcınız olsun.
Kızım, baban “olmaz” demedikçe hiçbir sakınca olmaz elbette. Bu açıdan durum normaldir ama şunu da bilmeni isterim: İstanbul cennet değil, oranın da kendine ait sıkıntıları var ve o sıkıntılar seni muhakkak bulacak. Bunu da bilmelisin. Evlenme meselesine gelince, sakın bu hissiyatını karşındakilere sezdirmeyesin, aç kurtları uyandırmış olabilirsin. Senin için dua ederim. Gelebilirsen vakfımıza gelebilirsin, oradaki hanım arkadaşlarınla tanışırsın.
Selamünaleyküm. Bu meselede, şunda haklısınız veya değilsiniz-den önce eşinizin karakter olarak kendini tahlil etmesi gerekir. Siz haklı olsanız ne olacak, eşiniz anlamadıktan sonra? Eşinizin bu hususta sizi anlayıp anlamayacağını uzun uzun konuşmanız gerekiyor. Yöre farkının etkisi altında bulunuyorsunuz. Bu karakteri çocuk da değiştiremeyebilir. Daha geniş düşünmeye çalışın.
Allah Teâlâ size sabır versin. Ne edip edin eşinizi bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Anlattıklarınızdan eşinizin rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Siz bu durumu mesela filan hastalığa yakalanması veya bir trafik kazası geçirmesi gibi görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kendinizi yıpratırsınız. Bu da sorunun bir iken iki olmasını sağlar. Onunla tartışmayın. Dolaylı yollardan konulara girin. Bir süre bu hastalığı devam edecektir. Tartışırsanız derinleşecek ve iyileşmesi daha uzun yıllar alacaktır. O diretmedikçe çocuk konusunda ertelemeden yana olmanızı size tavsiye ederiz. Üzerinize düşeni yapın gerisini Allah’a havale edin. Tam anlamı ile bir hastalık veya kaza geçirmektesiniz. Size dua ederiz.
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
aile içi geçimsizlik konusundaki diğer fetvalar
Annen senin cennetindir. Her şeye rağmen cennetindir. Haklı olsa da olmasa da cennetindir. Cenneti kaybedersen cehenneme girersin maazallah. Annene iyi davranmak zorundasın. Bu iyi davranmak sadece onu ziyaret etmek veya karnını doyurmak değildir. Verebileceği muhtemel sıkıntılara katlanmak da iyi davranmaya dahildir. Onun incinmemesi gerekir. Hanımınız haklı olabilir. Hanımınızın haklılığı annenizin bakım evine konması sonucunu getirmemelidir. Başka çareler üretin. Ona özel bir daire tutun, siz annenizle yaşayın. Eşinizin gönlünü farklı yollarla yapmaya çalışın. Araya sevdiklerini ricacı olarak koyun. Annenizi kapıya koymayın sakın. Evde bakılamaz olduğuna karar vermedikçe ya da ona bakacak çocukları da bakıma muhtaç durumda olmaları gibi bir sonuç çıkmadıkça anne evden çıkarılamaz. Bunu böyle bilin. Allah yardımcınız olsun.
- Bu durumu ailen gündeme getirsin. - Asla eşine tepki gösterme, haklı iken haksız olursun. - Karşılığını Allah'tan beklesen ve onları duymasan daha iyi olurdu ama madem doldun, baban veya başka biri devreye girsin. - Boşanmak senin aleyhine olur. Boşandıktan sonra kendi kendini yiyebilirsin.
Bir hakem her ikinizi dinlemedikçe sizinle ilgili dengeli bir karar verilmesi zordur. Siz aile büyüklerinizden birini yanınıza alarak bir çözüm arayın. Evet, evinizde tek başınıza yaşamak hakkınızdır ama karşınızda sizi anlayacak, saygı gösterecek biri yok anlaşılan. Siz de aile büyüklerinizden biri ile beraber olun. Olmazsa devletten yardım alın ama bu kararları ne kadar duygusal ne kadar da yerinde verdiğinizi siz kararlaştırmayın, muhakkak bir hakem bulunsun.
Böyle bir tavsiye ihtiva eden hadis bilmiyorum. Muteber bir alimin öğütleri arasında da yoktur.
İkisinin arasındaki sorunlara sakın siz girmeyin. Onlar kendi kazançları ve zararları için çalışıyorlar. Kimin haklı kimin de haksız olduğunu Allah Teâlâ belirleyecek, hükmü o verecektir. Siz insanlığınızı yapın. Elinize düşerse insanca ve mü'mince davranın. Zulmetmeye kalkarsa zulmüne izin vermeyin. Elinizi koruyun. Dilinizi koruyun. Sabredin, seviye kaybetmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. O da huzur istiyorsa işi bırakacak ve evinde sizin kazandığınızı yiyecek. Ancak böyle rahat edebilirsiniz. Anlattığınız durum iç açıcı değil.