Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Kira gelirleri zekâta tâbi midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir yıllık borcu ve temel ihtiyaçları dışında 24 ayardan 80,18 gr. veya daha fazla altına veya bu değerde para veya ticaret malına sahip olan bir kimse, buna mâlik olduğu günden itibaren üzerinden bir yıl geçtiğinde, zekât vermekle yükümlü olur. Zekâta tâbi olan paranın alınan yardımlardan ve burs paralarından oluşması durumu değiştirmez.
Selamünaleyküm. Borcunuz da yoksa yapacağınız şudur: Elinizdeki altının değerini öğrenin. Mesela yüz bin tl olsun. Her yılın aynı zamanında, o ayki ödeyeceğiniz kira ve faturaları elinizdeki miktardan düşün. Elinizde kalan miktar, 80 gram altından fazlaya tekabül ediyorsa, o kalan miktarın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Sınırda bir altınınız var. Aylık faturalarınız ve benzeri giderlerinizden sonra kalan kısım büyük ihtimalle sınırın altında kalacaktır. Zekât vermeniz gerekmeyebilir. Buna rağmen seksen bir gram altının üstünde bir miktar kalırsa yüzde iki buçuğunu veya değerini zekât verirsiniz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Zekât gününüz geldiğinde elinizdeki malların maliyeti üzerinden değerini ve nakitlerin toplamını bulun. Borçlarınızı, ödeyeceğiniz faturaları, tahakkuk eden SGK gibi masrafları, vergileri toplayın, elinizdekinden düşün. Geriye kalan miktar nisap miktarından fazla ise (81 gram altın kadar) o miktarın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin. Allah kabul etsin.
Zekât, ferdi bir ibadettir. Topladığınız para, aranızda bölüşmediğiniz ve ortak rızanızla kullanılan bir paradır. O paranın zekâtı gerekmesi için size dağıtılması ve her birinize 81 gram altın alacak kadar düşmesi, ondan sonra da üzerinden 255 gün geçmesi gerekir. Eğer daha önce zekâtını verdiğiniz bir mal varsa bu malı ona ilave edebilirsiniz. Onunla beraber bu paranın da zekâtı verilir. Allah'a emanet olunuz.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.
ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar
Bir kimsenin zekâtla mükellef olması için âkil ve bâliğ olması gerekir (Kâsânî, Bedâî’, II, 9 vd.). Bu bakımdan Hanefîlere göre zengin de olsa büluğ çağına girmemiş çocukların mallarından zekât vermek gerekmez. Ancak, çocuklara ait tarım arazilerinden elde edilen tarım ürünlerinin öşrü yani zekâtının verilmesi gerekir (Serahsî, el-Mebsût, III, 50; İbn Nüceym, el-Bahr, II, 255). Şâfiî mezhebine göre zekât vermek için akıl ve büluğ şart değildir. Çocuk ve aklî yeterliliği olmayan (mecnun) kimsenin de zekât vermesi gerekir (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, I, 602).
İslâm’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse babasıyla birlikte oturuyor olsa bile zekâta tâbi nisap miktarı mala sahip ise zekât ile mükelleftir. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekâtla yükümlü olur.
Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre, ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak Hanefîlerden bir kısım âlimlerin görüşüne göre, sadece vadesi gelmiş olarak birikmiş ve alacaklısı tarafından talep edilen borçlar düşülür; henüz ödeme günü gelmemiş olan borçlar düşülmez. Zira bu tür veresiye borçlar genellikle alacaklıları tarafından istenmez; ödeme günü gelmiş olan borçlar istenir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/6) Şâfiî mezhebinin meşhur olan görüşüne göre ise hiçbir borç, zekâta tâbi olan malların hiçbirisinden düşülmez, dolayısıyla borçluluk hâli zekât vermeye engel değildir. (Nevevî, el-Mecmû’, 5/344) Günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan ve ileriki yıllarda düzenli olarak ödenecek olan kamu, TOKİ, kooperatif, kredi türü borçlar, bütünüyle zekât malından düşülmemelidir. Zira bu ödeme takvimleri 10-20 yıllık çok uzun vadeleri kapsamakta ve insanlar bu borçları hemen o yılda ödeme durumuyla karşı karşıya kalmamaktadırlar. Bu bakımdan kişinin elinde bulunan zekâta tâbi mallardan, sadece o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar, vadesi o yıl içinde dolmuş veya dolacak olan ve dolayısıyla o zekât yılı içinde hemen ödenmesi gereken borçlar düşülmelidir. Zira zekât, yıllık bir ibadettir.
Ticaret maksadıyla elde bulundurulan taşınmaz mallar zekâta tâbidir. Kişilerin ticarî amaçlı olarak alıp sattıkları taşınmaz mallar da bu kapsamda yer alır. Buna göre, büro ve mesken gibi kullanım amaçlı olmayıp alıp satmak amacı ile kişilerin ellerinde bulundurdukları taşınmazların, bir yıllık borçlar çıktıktan sonra değerleri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir kamerî yıl geçmiş ise kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/6, 20) Ticaret amaçlı olarak alıp satmak üzere elde bulunan taşınmazların zekâtları, zekât hesaplama anındaki cari/güncel değeri üzerinden verilir. Ev, dükkân, tarla veya bağ-bahçe yapma niyetiyle satın alınan arsalar ise zekâta tâbi değildir.
Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlar kapsamında yer alır. Dolayısıyla bunların zekâtının verilmesi gerekmez. Ancak kişinin kendi mesleğinin icrası için değil de ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekâtının verilmesi gerekir. (Zeylaî, Tebyîn, 1/253; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/172)