İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Zekât hesaplanırken hangi borçlar düşülür?

Cevap

Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre, ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak Hanefîlerden bir kısım âlimlerin görüşüne göre, sadece vadesi gelmiş olarak birikmiş ve alacaklısı tarafından talep edilen borçlar düşülür; henüz ödeme günü gelmemiş olan borçlar düşülmez. Zira bu tür veresiye borçlar genellikle alacaklıları tarafından istenmez; ödeme günü gelmiş olan borçlar istenir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/6) Şâfiî mezhebinin meşhur olan görüşüne göre ise hiçbir borç, zekâta tâbi olan malların hiçbirisinden düşülmez, dolayısıyla borçluluk hâli zekât vermeye engel değildir. (Nevevî, el-Mecmû’, 5/344) Günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan ve ileriki yıllarda düzenli olarak ödenecek olan kamu, TOKİ, kooperatif, kredi türü borçlar, bütünüyle zekât malından düşülmemelidir. Zira bu ödeme takvimleri 10-20 yıllık çok uzun vadeleri kapsamakta ve insanlar bu borçları hemen o yılda ödeme durumuyla karşı karşıya kalmamaktadırlar. Bu bakımdan kişinin elinde bulunan zekâta tâbi mallardan, sadece o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar, vadesi o yıl içinde dolmuş veya dolacak olan ve dolayısıyla o zekât yılı içinde hemen ödenmesi gereken borçlar düşülmelidir. Zira zekât, yıllık bir ibadettir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zamanında zekâtını vermeyen bir kişi, daha sonra fakir düşer ve zekât borcunu ödemeden ölürse zekât sorumluluğundan kurtulamaz. Bu durumdaki kişi mirasçılarına, zekât borcunu ödemeleri hususunda vasiyette bulunmalıdır. Şayet vasiyet etmeden ölürse günahkâr olur. Geride kalan vârisleri onun adına zekâtı verirlerse bu borçtan kurtulacağı ümit edilir. Bir malda zekât borcu doğduktan sonra mal çalınma, kaybolma, gasp gibi istem dışı bir yolla telef olsa; mükellef ödeme gücüne sahip olsun veya olmasın, Hanefîlere göre o malın zekât sorumluluğu ortadan kalkar. Mal bulunmayınca, zekât da gerekmez. Diğer fakihlere göre ise zekât sorumluluğu devam eder. Mükellefin onu ödemesi gerekir. Ancak bağış veya satış yoluyla elden çıkartılmış olan malın zekâtının verilmesi gerektiği ittifakla kabul edilmiştir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/266; Bilmen, İlmihâl, 321-322)

Zekât yükümlüsü bir kimse, zekâtını vermeden fakir düşse ve vefat etse, zekât so
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ticaret yapmak için bekletilen hazır veya hammadde türünden emtianın zekât malı olarak hesaplanması gerekir. Gayrimenkuller de satılmak için bekletiliyorsa aynı durumdadır, onların da hesaplanması gerekiyor. Ne kadar malın zekâtını vereceğimizi hesaplamak için de elimizdeki hazır veya hammadde türünden emtianın maliyetini hesaplarız. Bize maliyetleri itibarıyla mesela beş yüz ise beş yüzünü zekâtını vereceğiz. Zekât vereceğimiz zaman, üzerimize tahakkuk etmiş bulunan borçların düşülmesi gerekiyor. Çünkü tahakkuk etmiş borç kadar olan mal aslında bizim değildir. Aylık ödeme takvimimiz de böyledir. Mesela Ramazan ayında zekât verecek olan mümin, o ay içinde tahakkuk etmiş faturalar ve tahakkuk etmiş işçi bordrolarını eldekinden düşebilir. Zira yirmi gün çalışmış bir işçinin, çalışmasına karşılık olan miktar onun malı değildir. Her ne kadar teslim edilmemişse de o para işçinin hakkıdır; o eldekinden düşülebilir. Elektrik, su, vergi vs. giderleri böyle hesaplayabiliriz. Yalnız müstakbel ödemeleri bu sınıftan saymamız doğru olmaz. Allah Teala infaka muvaffak kılsın.

Eldeki stok ticari teminatımızın, menkul ve gayrimenkulumuzun zekatı konusunda b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın farz olması için kişinin Müslüman, akıl baliğ; yıllık borcu ve temel ihtiyaçlarından fazla “nisap miktarı” hakikaten ya da hükmen artıcı nitelikte mala/paraya sahip olması gerekir. Ayrıca söz konusu malın/paranın üzerinden, edinme anından itibaren bir kamerî yılın geçmesi ve bu birikimin yıl sonunda nisap miktarının altına düşmemesi gerekir. Kişinin maaş ve ücret gibi gelirinin olması tek başına zekât mükellefiyeti doğurmaz; asıl olan yukarıda belirtilen şartların gerçekleşmesidir. Bu gelirlerin zekâtı, zekât yılı başında malik olunmayan ancak yıl içerisinde edinilen mallar (mâl-i müstefâd) kapsamında değerlendirilir. Söz konusu malların zekat yılının (havl) ne zaman başlayacağı konusunda içtihat farklılıkları bulunmaktadır. Hanefî mezhebine göre zekât yılı içerisinde sonradan elde edilen gelirler, yıl hesabı itibarıyla zekâta tabi mevcut mallara dahil edilir ve onlarla birlikte zekâtı verilir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/31-32; Merğînânî, el-Hidâye, 1/100-101) Şâfiî mezhebine göre ise sene içerisinde hayvanın yavrulaması ve ticaret malının artması gibi durumlarda oluşan fazlalık, yıl hesabı açısından mevcut malla beraber değerlendirilirken; miras, hibe vb. yollarla müstakil olarak elde edilen mal/para ise mevcut birikime dahil edilmez, her mal/para kendi kamerî yılını tamamladığında zekâtı verilir. (Nevevî, Ravza, 2/269-270; Nevevî, el-Mecmû’, 5/365) Din İşleri Yüksek Kurulu, zekât yılı içerisinde sonradan elde edilen gelirlerin yıl şartı bakımından mevcut mallara/paralara dâhil edilerek zekâtının verileceği görüşündedir. Buna göre maaş ve ücret gibi gelirlerin zekât durumu şu şekildedir:

Maaş ve ücret gibi gelirlerin zekâtı nasıl hesaplanır ve ne zaman verilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bugün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.), elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa sizin bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun. Anlaşılmayan bir nokta varsa tekrar yazabilirsiniz.

Hocam biz makina yedek parça ticareti yapıyoruz. Vadeli alıp vadeli satıyoruz am
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zekât bir ibadet olarak ancak niyetle yapılabilir. Verirken zekât şeklinde bir niyet etmiş olsaydınız o zekât olurdu. Başka bir niyetle verdikten sonra o borcu zekâta dönüştüremezsiniz. Bundan sonrasında kiranızı alırken kira kadar zekattan düşebilirsiniz. Çünkü o, borç gibi ona verilmiş değildir. Allah amelinizi kabul buyursun.

Selamünaleyküm. Hocam sevdiğim bi arkadaşımın maddi durumu kötü kendisine bir mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât gününüz gelince muhakkak ne kadar zekât borcunuz olduğunu hesaplayın. O borç belirlendikten sonra hemen verseniz en iyisini yapmış olursunuz. Bir sebeple öyle yapamayıp aylara bölseniz o da olur. Yalnız bu, bir dahaki zekât yılını bulacak kadar uzamamalıdır.

Zekatını vermem gereken altınım var fakat topluca değil, aylara bölerek ödeyeceğ

ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse babasıyla birlikte oturuyor olsa bile zekâta tâbi nisap miktarı mala sahip ise zekât ile mükelleftir. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekâtla yükümlü olur.

Babası ile birlikte oturan kimse zekât ile mükellef midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlar kapsamında yer alır. Dolayısıyla bunların zekâtının verilmesi gerekmez. Ancak kişinin kendi mesleğinin icrası için değil de ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekâtının verilmesi gerekir. (Zeylaî, Tebyîn, 1/253; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/172)

İhtiyaç için kullanılan araç-gereç ve malzemelere zekât düşer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir yıllık borcu ve aslî ihtiyaçları dışında 24 ayardan 80.18 gr. altını veya bu miktar değerinde malı yahut parası olan kimseler, dinen zengin sayılır. Kira gelirlerinin zekâta tâbi diğer mal ve gelirlerle birlikte, temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra nisap miktarına (80.18 gr. altın veya değeri) ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde kırkta bir (%2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir.

Kira gelirleri zekâta tâbi midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm kişiyi güç yetirebileceği yükümlülüklerle sorumlu kılmıştır. Bu nedenle zekât ve diğer bazı mali yükümlülüklerle mükellef olmak için temel ihtiyaçlardan (havâic-i asliyye) fazla bir mala sahip olma şartı aranmıştır. Havâic-i asliyye; kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık temel ihtiyaçlarıdır. Hangi malların temel ihtiyaç maddesi sayılacağı ve bunun ölçüsünün ne olduğu hususu kişiye, zamana, şartlara ve çevreye göre değişir. Bununla birlikte İslâm bilginleri temel ihtiyaç maddeleriyle ilgili birtakım genel, açık ve objektif ölçüler getirmişlerdir. Temel ihtiyaçların bu ölçüler ışığında toplumun ortak değerlerine ve toplumdaki asgari geçim ve hayat standartlarına göre belirlenmesi gerekir. Buna göre temel ihtiyaçlar; barınma, yiyecek, giyecek, sağlık ve güvenlik giderleri, ulaşım, eğitim, ev eşyası, meslek ve üretim için kullanılan arsa, bina, makine ve aletler ile elektrik, su, yakıt, aidat vb. cari giderlerdir.

Havaic-i asliyye (temel ihtiyaçlar) nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimsenin zekâtla mükellef olması için âkil ve bâliğ olması gerekir (Kâsânî, Bedâî’, II, 9 vd.). Bu bakımdan Hanefîlere göre zengin de olsa büluğ çağına girmemiş çocukların mallarından zekât vermek gerekmez. Ancak, çocuklara ait tarım arazilerinden elde edilen tarım ürünlerinin öşrü yani zekâtının verilmesi gerekir (Serahsî, el-Mebsût, III, 50; İbn Nüceym, el-Bahr, II, 255). Şâfiî mezhebine göre zekât vermek için akıl ve büluğ şart değildir. Çocuk ve aklî yeterliliği olmayan (mecnun) kimsenin de zekât vermesi gerekir (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, I, 602).

Büluğ çağına ermemiş zengin çocukların malından zekât vermek gerekir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için; malların nisaba ulaşması yanında nâmî (hakikaten ya da hükmen üreyici/artıcı) olması, sahip olunduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlardan fazla olması gerekir. Nisap, zekâtla yükümlü olmak için esas alınan zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçü, altında 20 miskal (80.18 gr.), devede 5, sığırda 30, koyun ve keçide 40 adettir. Zekâtın kimlere verileceği Kur’ân-ı Kerîm’de ayrıntılı şekilde açıklanmış (et-Tevbe, 9/60), nisabı da hadislerde belirtilmiştir. (Buhârî, Zekât, 32, 38, 56 [1447, 1454, 1484]; Müslim, Zekât, 1-6 [979-980]) Buna göre temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişinin, yukarıda belirtilen diğer şartlar da yerine gelmişse bu mallarının zekâtını vermesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/4-6.)

Zekât nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.