İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Havaic-i asliyye (temel ihtiyaçlar) nelerdir?

Cevap

İslâm kişiyi güç yetirebileceği yükümlülüklerle sorumlu kılmıştır. Bu nedenle zekât ve diğer bazı mali yükümlülüklerle mükellef olmak için temel ihtiyaçlardan (havâic-i asliyye) fazla bir mala sahip olma şartı aranmıştır. Havâic-i asliyye; kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık temel ihtiyaçlarıdır. Hangi malların temel ihtiyaç maddesi sayılacağı ve bunun ölçüsünün ne olduğu hususu kişiye, zamana, şartlara ve çevreye göre değişir. Bununla birlikte İslâm bilginleri temel ihtiyaç maddeleriyle ilgili birtakım genel, açık ve objektif ölçüler getirmişlerdir. Temel ihtiyaçların bu ölçüler ışığında toplumun ortak değerlerine ve toplumdaki asgari geçim ve hayat standartlarına göre belirlenmesi gerekir. Buna göre temel ihtiyaçlar; barınma, yiyecek, giyecek, sağlık ve güvenlik giderleri, ulaşım, eğitim, ev eşyası, meslek ve üretim için kullanılan arsa, bina, makine ve aletler ile elektrik, su, yakıt, aidat vb. cari giderlerdir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakiri, zengin olmayan olarak anlamalıyız. Fakir, hiçbir şeyi olmayan aç ve açık kimse olması gerekmez. Elbette zekât veya sadaka verirken fakirler arasında da daha elzem ve daha müstahak gibi tasnifimiz olacaktır ama genel olarak fakirin kimliğini belirleyen şu noktaları tespit edebiliriz: Fakirlik standardını yaşanılan toplum ve zamana göre belirlemek gerekir. Bir zamanların zengin sayılanları teknoloji zamanında fakir düzeyine inmiş olabilir. Toplumun kullandığı ve tükettiği eşyanın niteliği bu etkiyi oluşturabilir. Kişinin giyim ihtiyacı meşrudur. Bir yaz için bir de kış için giyiminin bulunması meşru bir ihtiyaçtır. Gıda ihtiyacının doyup beslenecek düzeyde olması meşru bir ihtiyaçtır. Bu konuda da yaşanılan toplum dikkate alınmalıdır. Örnek olarak muz, dünyanın pek çok yerinde lüks bir gıda sayılırken üretildiği ana merkez durumundaki Afrika’da sıradan ve belki de doyurmayan bir gıdadır. Yörenin yaygın tüketimi ve kişinin özel tüketimi için gerekli gıda bir ihtiyaçtır. Mesken ve meskenin iç donanımı, bu zamana göre gaz, su ve elektrik ihtiyacı meşrudur. Buna göre de evine elektrik bağlayamamış olmak bir eksikliktir. Yatmak ve oturmak için asgari bir mefruşat ihtiyacı meşrudur. Yaşadığımız zamanda mesela çamaşır makinesi için lüks bir ihtiyaç diyemeyiz ama çamaşır makinesinin lüksü için gereksiz diyebiliriz. Evde bulundurulan eşya için genel olarak bu kuralı kullanabiliriz. Binek ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zamanımızda toplu taşıma araçlarının kullanılması bu ihtiyacı karşılayabilir. Bu nedenle binek açısından fakirlikten söz edebilmek için yaşadığı şehirdeki toplu taşıma araçlarını kullanamama durumunda olmak dememiz mümkündür. Temel kültür için gerekli kitaplar ve kitap durumundaki araçlar meşru bir ihtiyaçtır. Kişinin iş yapabilmesi için gerekli alet ve malzeme mesela bakkalın tezgâhı, buzdolabı meşru bir ihtiyaçtır. İletişim için zorunlu duruma gelen araçlar (telefon/bilgisayar) meşru bir ihtiyaç olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz sözü edilen bu araçların ne kadar zorunlu ne kadar lükse kaçmış olduğu kişiye göre belirlenecektir. Basit bir cep telefonu ile pahalı bir cep telefonu arasındaki fark meşrulukla ilgili çizgiyi belirleyebilir. Özel ve pahalı tedavi gerektiren bir hastanın kendisi veya öyle bir hastaya bakan velisi zekât açısından meşru bir ihtiyaç sahibi kabul edilebilir. Zorunlu eğitimi (kendisi veya bakmakla yükümlü olduklarından biri için) karşılayabilecek durumu olmayan birisinin ihtiyacı meşru bir ihtiyaçtır. Zekât verilecek fakirle ilgili belirlenmiş bulunan NİSAB MİKTARI MALI OLMAYAN KİŞİ ifadesini yaşadığımız zaman için böyle anlamamızda bir sakınca yoktur. Buna rağmen insanların israf ve lüks tüketimini de dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı olarak göreceğiz elbette. Fakirliğin iliklere kadar sızdığı bir evle, israftan ötürü fakir kalan bir ev arasında muhakkak ayrım yapılacaktır.

Zekât verilebilecek fakirini niteliği nedir? Yani bir fakire zekât verilebilir o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için; malların nisaba ulaşması yanında nâmî (hakikaten ya da hükmen üreyici/artıcı) olması, sahip olunduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlardan fazla olması gerekir. Nisap, zekâtla yükümlü olmak için esas alınan zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçü, altında 20 miskal (80.18 gr.), devede 5, sığırda 30, koyun ve keçide 40 adettir. Zekâtın kimlere verileceği Kur’ân-ı Kerîm’de ayrıntılı şekilde açıklanmış (et-Tevbe, 9/60), nisabı da hadislerde belirtilmiştir. (Buhârî, Zekât, 32, 38, 56 [1447, 1454, 1484]; Müslim, Zekât, 1-6 [979-980]) Buna göre temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişinin, yukarıda belirtilen diğer şartlar da yerine gelmişse bu mallarının zekâtını vermesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/4-6.)

Zekât nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insana haccın farz olması için zekât verecek konuma gelmesi şart değildir. Borcu ve aile fertlerinin nafakası kabilinden her türlü ihtiyacı dışında hacca gidip gelecek kadar parası, malı, mülkü ve imkânı bulunan kimseye, haccın farz olması için gerekli olan diğer şartları da taşıyorsa hac farz olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/120, 122) Bir sahâbînin, “Hac yapmayı farz kılan şey nedir?” şeklindeki sorusuna Hz. Peygamber (s.a.s.), “Azık ve binit.” cevabını vermiştir. (Tirmizî, Hac, 4 [813]; İbn Mâce, Menâsik, 6 [2896]) Dolayısıyla bir kimsenin aslî ihtiyaçları, varsa borcu ve bakmakla yükümlü olduğu insanların nafakası dışında hacca gidip geleceği sürede kendisine yetecek kadar yeme, içme ve barınma giderleriyle yol parasına sahip olması durumunda kendisine hac yapmak farz olur. Ayrıca nisap miktarı mala sahip olması gerekmez.

Hac ibadetinin ifası için nisap miktarı mala sahip olma şartı var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm dini, kocaya vermiş olduğu hak ve yetkilerin yanında, birtakım görev ve sorumluluklar da yüklemiştir. Bunlardan birisi de kocanın eşinin temel ihtiyaçlarını makul ve normal ölçülerde karşılama ve giderme görevidir. (el-Bakara, 2/233; en-Nisâ, 4/34; et-Talâk, 65/6) Bu, evlilik akdinden doğan bir sorumluluk olup, kadının zengin veya fakir olması, Müslüman veya gayrimüslim olması sonucu değiştirmez. Ebû Süfyan’ın karısı Hind, Resûlullah’ın (s.a.s.) huzuruna gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Ebû Süfyân cimri bir adamdır, ne bana ne de çocuklarına yeterli harcamada bulunuyor. O görmeden malından alabilir miyim?” diye sorduğunda Allah Resûlü (s.a.s.); “Maruf ölçüler içerisinde kendine ve çocuklarına yetecek kadarını alabilirsin.” (Nesâî, Âdâbü’l-Kudât, 31 [5420]; bk. Buhârî, Büyûʽ, 95 [2211]; Müslim, Akzıye, 7-9 [1714]) buyurmuştur. Buna göre koca, eşinin normal şahsi ihtiyaçlarını karşılamayı ihmal ederse, kadın onun malından ihtiyacı kadarını alabilir.

Kadın şahsi ihtiyacını karşılamak için kocasının parasını rızası olmadan alabili
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kurban kesmek, akıl sağlığı yerinde, büluğa ermiş, temel ihtiyaçları ve borçlarından başka nisap miktarı mala sahip olup seferi olmayan her Müslüman’ın yerine getirmekle yükümlü olduğu malî bir ibadettir. Bu malın artıcı (nâmî) olup olmadığına ve üzerinden bir yıl geçip geçmediğine bakılmaz. Buna göre yukarıda zikredilen şartları taşıyıp, temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 24 ayardan 80, 18 gr. altın veya değerinde para ya da eşyaya sahip olan kimselerin kurban kesmesi gerekir.

Kimler kurban kesmekle yükümlüdür?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.

Selamun aleykum Hocam, Vakfa ait bir eşyayı vakıf çalışanının şahsi işlerinde ku

ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlar kapsamında yer alır. Dolayısıyla bunların zekâtının verilmesi gerekmez. Ancak kişinin kendi mesleğinin icrası için değil de ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekâtının verilmesi gerekir. (Zeylaî, Tebyîn, 1/253; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/172)

İhtiyaç için kullanılan araç-gereç ve malzemelere zekât düşer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre, ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak Hanefîlerden bir kısım âlimlerin görüşüne göre, sadece vadesi gelmiş olarak birikmiş ve alacaklısı tarafından talep edilen borçlar düşülür; henüz ödeme günü gelmemiş olan borçlar düşülmez. Zira bu tür veresiye borçlar genellikle alacaklıları tarafından istenmez; ödeme günü gelmiş olan borçlar istenir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/6) Şâfiî mezhebinin meşhur olan görüşüne göre ise hiçbir borç, zekâta tâbi olan malların hiçbirisinden düşülmez, dolayısıyla borçluluk hâli zekât vermeye engel değildir. (Nevevî, el-Mecmû’, 5/344) Günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan ve ileriki yıllarda düzenli olarak ödenecek olan kamu, TOKİ, kooperatif, kredi türü borçlar, bütünüyle zekât malından düşülmemelidir. Zira bu ödeme takvimleri 10-20 yıllık çok uzun vadeleri kapsamakta ve insanlar bu borçları hemen o yılda ödeme durumuyla karşı karşıya kalmamaktadırlar. Bu bakımdan kişinin elinde bulunan zekâta tâbi mallardan, sadece o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar, vadesi o yıl içinde dolmuş veya dolacak olan ve dolayısıyla o zekât yılı içinde hemen ödenmesi gereken borçlar düşülmelidir. Zira zekât, yıllık bir ibadettir.

Zekât hesaplanırken hangi borçlar düşülür?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât ibadeti ile ilgili şartlar, zekâtın bir kimseye farz olmasının ve verilen zekâtın geçerli olmasının şartları şeklinde iki ayrı başlık altında ele alınır. Bir kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin Müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması, (Kâsânî, Bedâ’i, 2/4-6) bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı nitelikte “nisap miktarı” mala sahip olması gerekir. Artıcı nitelikte olmakla kastedilen, malın sahibine gelir, kâr, fayda temin etmesi yahut kendiliğinden çoğalma ve artma özelliğine sahip bulunmasıdır. Zekâtın farz olması için ayrıca nisap miktarı mal ya da servete sahip olduktan sonra üzerinden bir kamerî yılın geçmesi ve yılsonunda da nisap miktarını koruması gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/13 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/467) Yıl içerisindeki artış ve düşüşlere itibar edilmez. Zekât bu süre dolmadan önce de verilebilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/50-51) Zekâtın geçerli olmasının şartlarına gelince, öncelikle “niyet” şarttır. Zekât bir ibadet olduğu için niyetsiz yerine getirilemez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/40; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/478) Ayrıca fakire verilmesi ve teslimi demek olan “temlik” de şarttır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/39) Yemek hazırlayıp yedirmek gibi ibâha denilen yollarla fakire zekât verilmiş olmaz.

Zekât kimlere farzdır? Geçerli olmasının şartları nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse babasıyla birlikte oturuyor olsa bile zekâta tâbi nisap miktarı mala sahip ise zekât ile mükelleftir. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekâtla yükümlü olur.

Babası ile birlikte oturan kimse zekât ile mükellef midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir yıllık borcu ve aslî ihtiyaçları dışında 24 ayardan 80.18 gr. altını veya bu miktar değerinde malı yahut parası olan kimseler, dinen zengin sayılır. Kira gelirlerinin zekâta tâbi diğer mal ve gelirlerle birlikte, temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra nisap miktarına (80.18 gr. altın veya değeri) ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde kırkta bir (%2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir.

Kira gelirleri zekâta tâbi midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.