Fetva Meclisi
Soru
Hocam kiracının oturduğu ev veya işlettiği dükkânda ne gibi zararları tazmin etmesi gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Genel kural olarak kiracı kiraladığı şeyde emin kabul edilir. Bilinçli yapmadıkça veya kusurlu olmadıkça da zarar tazmin etmez. Normal kullanımdan kaynaklanan eskime ve yıpranmayı kiracı ödemez. Kiracıya böyle bir şart da getirilemez. Zira böyle bir şart kiralananın ücretinin ne olacağını meçhul hale getirir. Kiracıdan muhtemel zararlarına karşı bu zararları kusurundan ötürü yapması durumunda değerlendirmek veya ödemediği kirasına saymak maksadıyla belli bir emanet para alınabilir. Böyle bir emanet para kiracınındır, mal sahibi onu kullanamaz. Kiracı bir zarar verirse veya ödeme yapmazsa o takdirde elindeki emanetten onu düşer.
Usta ve benzeri işleri görenler eve veya iş yerine çağrıldıklarında emin kabul edilirler. Özellikle bir ihmali, kastı olmadıkça ortaya çıkan zararı ödemezler. Ortaya çıkabilecek zarar ihmalden mi başka bir mesela eskime gibi nedenden mi ortaya çıkmıştır diye tartışma konusu olursa bilir kişi durumunda birinin görüşü alınır, ona göre hareket edilir.
Ashab-ı Kiram döneminde ve daha sonraki zamanlarda alet ve benzeri eşyanın ödünç verilmesi uygulaması vardır. Ödünç alet vermek farz değilse de bir insani uygulama olarak tavsiye edilmiştir. Fakihler, ihmal ve ilgisizlik yüzünden zayi olan ödüncün yenisinin alınması gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bir ihmal söz konusu olmadan zarar gören ödünç eşya veya aletin de tazmin edilmesi gerekmektedir. Benzeri bulunan bir şey ise benzerinin alınması benzeri bulunmayan bir şey ise onun kıymetinin verilmesi gerekir. Her ne kadar komşuluk gibi bir bağ bunu istememeyi daha faziletli gibi gösterse de tazmin etmek daha uygundur. Dostlukların bir alete feda edilmemesi için evla olan böylesidir. Fukahadan İbni Abdilber (M.1071 yılında ölmüş Maliki fakihi) yaşadığı zamanda insanların ahlakının çok zayıfladığını ve bu nedenle kadıların böyle zayilerde tazmin kararı verdiklerini söylemektedir. Durum bizim zamanımıza kıyas edilirse daha öncelikli olarak tazmin edilmesi gerektiğini söylememizde bir sakınca olmayacaktır. Sonuç olarak ödünç alınan şey zarar görürse o zarar tazmin edilmelidir.
Emanetin, bizzat kendisine emanet edilen kişi veya onun aile fertlerinden biri tarafından korunması gerekir. Dolayısıyla sahibinin izni olmadan korunması için başkalarına emanet olarak bırakılması caiz değildir. Şayet emanet edilen kişi, emaneti bir başkasına bırakır ve bu emanette de zarar meydana gelirse zararın tazmin edilmesi gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/213) Bu durumda emanet veren, zararını dilerse emanet verdiği ilk şahsa dilerse de emaneti kabul eden ikinci şahsa tazmin ettirir. İlk şahsa tazmin ettirirse bu şahıs ikinciden tazmin talebinde bulunamaz. İkinci şahsa tazmin ettirirse bu ikinci kişi birinciden tazmin talebinde bulunabilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/27) Ancak zarar, ikinci şahsın kasıt ve kusuru sebebiyle meydana gelmiş ve mal sahibi bu zararı ilk şahsa tazmin ettirmiş ise bu kişi ikinci şahıstan tazmin talebinde bulunabilir. (Mecelle, md. 790)
Geçmiş olsun size. Abdest almanız mümkün değilse ki, zordur, teyemmüm yapın. Yatağınızda yatmak zorunda iseniz, yattığınız şekilde başınızı hareket ettirerek yani ima ile namazınızı kılın. Sondanın takılı olmasının size zararı yoktur. Allah Teâlâ afiyetini iade etsin.
Selamünaleyküm. Böyle birine çevre baskısı kurmaktan başka yapabileceğiniz bir şey yok gibidir. Durumu onunla irtibatı olan akrabalarına varıncaya kadar çevre ile istişare ederek uzun vadede ona baskı kurulmasını sağlayabilirsiniz.
arıza konusundaki diğer fetvalar
Sakalın gür olması şart değildir. Gür veya hafif biz, Rabbimizin rızasını kazanmak için varız. Bir arıza veya hastalık belirtisi gibi durmadıkça hafif çıkan sakala engel olmamak gerekir. Yöresel sıkıntılar özel bir durum oluşturuyorsa o takdirde kesilebilir.
Selamünaleyküm. Sorunu teknik olarak çözebilirsiniz; küçük çocuk değilse kuzeniniz ve başörtüsü takmama gerekçesi aramıyorsa bunun sorun olması gerekmez.