Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben sinema-tv sektörü ile profesyonel amaçlarla ilgileniyorum. İslamiyet’e hizmet edecek, faydalı olacağını düşündüğüm işler yapmak istiyorum. Kafamda böyle düşünceler var, ancak daha öncesinde bir komedi filmi projesini hayata geçirme ihtimalim var. Düşük bütçeyle, çok kazandırdığı için böyle bir niyete girdim. Müstehcen görüntüler, küfürler, günahlara özendirici vs. zararlı öğelere yer vermedikten sonra, bir komedi filmi yapmak caiz midir? Faydalı bir kaç sahnede eklemeyi düşünüyorum. Film yapmak ve özellikle, komedi filmi yapmakla ilgili tavsiye almak istiyorum sizden. Allah-ü Teâlâ sizden razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Dinimize hizmet etmek için şu veya bu iş sahibi olmak gerekmez. Her mü'minin dini için yapabileceği pek çok şey muhakkak vardır. Alim olma yöntemi ile hizmet etmeyi kastediyorsanız o ilme meyilli bir kabiliyetinizin olmasını gerektirmektedir. Bunun da bulunup bulunmadığı bu zamana kadar anlaşılmıştır. Dert etmenizi gerektiren bir durum yoktur. Siz önce İYİ BİR MÜMİN olma gayesi ile hareket edin. İyi bir mü'min oldunuz mu zaten dininiz sizden istifade etmeye başlar. Gerisini de Allah önünüzü açarak ne yapacağınızı size gösterir.
Selamünaleyküm. Cemaate katılma şartı diye bir şey yoktur. Mü'min olarak yaşama ve şeytana kapılmama şartı vardır. Bu şart nasıl gerçekleşiyorsa öyle yaşamak en iyisidir. Asıl cemaat, müminlerin namaz kıldıkları, haccettikleri ana cemaattir. Orada kaldıktan sonra ara isimlere takılmaya gerek yoktur. Kabiliyeti olanlar için oraları bir zorunluluktur.
Selamünaleyküm. Sinema ve tiyatronun caiz olabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat edilmiş olması gerekmektedir: 1- Bir âlimin veya heyetin caiz gördüğü konu/senaryo üzerinden olmalıdır. 2- Haramlardan birinin reklam edildiği, küfür olan bir sözün kullanıldığı, temsil gereği de olsa nikâh ve talak rolünün bulunduğu, kadının aktör olarak kullanıldığı senaryoda oynamak caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Her iki alanda da, iyi niyet yeterli değildir; iyi niyetle başlayıp iyi niyeti sürdürmek gerekiyor. Bu da o meslek erbabının zorlandığı bir durumdur. Sözünü ettiğiniz hassasiyetlere dikkat edilerek sinema ve resim işi bir eğitim aracı olarak kullanılabilir.
Selamünaleyküm. Önce bu mantığı terk edin; geçmişi, hatalarınızı irdeleme yerine, oturun neler yapabileceğinizi düşünün. Yapabileceğinizi düşündüğünüz en kolay işten başlayarak bir çalışma planı yapın. İş bitirin, biten işin yerine yenisini başlatın. Böylece raya girmiş olursunuz. Sorunlu insanları örnek almayın. Gerekiyorsa çevre değiştirin, şehir değiştirin. Kur'an okuyun. Bir ilimi meclisine katılın.
Selamünaleyküm. Güzel gencim, Allah seni umduğun ve istediğinden güzel makamlara kavuştursun. Anne baban ve ümmetin için nur kaynağı olarak yaşamayı sana nasip etsin. İlk hedefi ve en önemli stratejin, haramlardan korunmak olsun. Bu güzel gayelerin en büyük kanseri haramlardır. Her haram ve her harama kaydıran etken neticede Mü'min kimliğimizden bir tuğla koparmaktadır. Haramlardan hatta harama sevk eden etkenlerden uzak kal. Melekleşmenin en pratik yolu budur. Haramlardan korunmanın en pratik gereklerinden birinin de gerektiğinde hemen evlenmek olduğunu hiç unutma. İkinci hedefin de Allah'ın farzlarından eksik bırakmadan yaşaman olsun. Namaz ihmal etme. Anne babanın rızasını basit görme. Üçüncü hedefin de tek kalmamak olsun. Şeytan yalnız insanlardan pek hoşnut olur, onları elde keklik gibi sayar. Bir cemaatin içinde ol. Kalbin kiminle rahat ediyorsa onunla bulun. Muhakkak bedensel beraberlik şartı yoktur. yazışarak, konuşarak da beraber olabilirsin. Sonra da bedensel beraberlik gelişir. Dördüncü hedefin de, bulunduğun branşın uzmanı olmak olsun. Sıradan adam yerine 'aranan adamlık' gerekir. İyi haberlerini, umutlu bilgilerini bekleyeceğim. Seni Aziz ve Celil olan Allah'a emanet ederim.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Şu yaşadığımız hayatta sorunsuz ve sıkıntısız yapılabilecek bir iş neredeyse yoktur. Her işin kendine göre sıkıntıları vardır. İkinci bir husus da şudur: Bir işin değeri arttıkça imtihan riski de artar. Kuyumculukla marangozluk aynı değildir. İnsan eğitmekle at beslemek de aynı değildir. Bu inceliğe göre değerlendirme yapmalıyız. Öğretmenlik bütün branşlarıyla değerlidir. Öğrenci üzerindeki etkisi çoğaldıkça da değeri artar. Değeri arttıkça da şeytanın o işi harama bulaştırma ihtimali de artar. Durum ne olursa olsun mü’min insan haramlara mücadele edecek ve imtihanı kazanacaktır. Size tavsiyemiz şudur: Muhakkak evlenin evlenince de eşinizi cennetiniz bilin. Bekâr kalmak tehlikelidir, sizin mesleğinizde ise ölümdür. Şeriat'ın erkek kadın ilişkilerine dair kurallarına dikkat edin. Muhakkak istişare ettiğiniz bir veya birkaç büyüğünüz bulunsun. Allah'a dayanın ve işinize devam edin. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Mü'min, imtihan hâlindedir. Düşer kalkar, düşer kalkar ama düşüp kalmaz. Evet, kalktığı yerde bir daha düşmemesi gerekir ama yine de düşebilir; insandır. Tevbe etmesi mü'minin imanının aktif olduğunu gösterir. Tekrar günaha dönmesi ise insan olduğunun belgesidir. Bin kere yıkılsa bile bin bir kere kalkmalıdır. İmtihan böyledir. Bir hata etmiş olması da diğer güzelliklerinin iptali değildir. Bunu kesin olarak böyle bilmeliyiz.
Selamünaleyküm. Bidat, ibadetlere yapılan ilave demektir. Nikâhla ilgili yanlış bir iş bidatle anlatılmaz. Resmi nikâh Allah'ın hakkını insana devretmek şeklinde anlaşılırsa bu bidatten de ağır bir tehlikedir. Çünkü nikâh yani erkekle kadının bedenlerinin birbirlerine helal olması ancak Allah'ın adıyla mümkündür. İnsanı, başka bir insanın bedenini diğer bir insana serbestleştirmesi bu açıdan tehlikelidir. Zannediyorum konuyu bu açıdan ele almak istiyorsunuz. Netice olarak diyebiliriz ki erkekle kadının bedenlerinin birbirlerine helal olması yetkisi açısından düşünülecekse Allah'ın adına kıyılmayan bir nikâh imanımızın kabul etmeyeceği bir şeydir. Eğer Allah'ın adına icra edilmiş bir akdi resmileştirme anlamında düşüneceksek bu normaldir, itiraz edilecek yani yoktur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Tarım ürünlerinin zekâtının müstakil hesaplanması gerekir. Köylülerimizin bu husustaki bilgi eksikliği maalesef yaygındır. Ortadaki bereketsizliğin temel nedenlerinden biri de budur. Şu şekilde bilmemiz ve uygulamamız gerekmektedir: Tarım mahsulleri eğer bir emek vermeden elde ediliyorsa çıkan mahsulün 1/10 oranında zekâtı verilir. Sulama, gübreleme ve benzeri ilave bir emekle ürün alınıyorsa bu oran 1/20 oranındadır. Mahsul elde edilir edilmez zekât verilir. Elde edilen mahsulün de nisabı vardır. Yani en az 'şu kadar' mahsul elde edilirse denecek bir oranı vardır. Bu oran yaklaşık ALTIYÜZ ELLİ Kilodur. Bu orandan az olan tarım ürünü için zekât vermek gerekmez. Her tarım cinsinden bu kadar ürün elde edenin her ürün için zekât vermesi gerekir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Böyle bir bağlama mümkün değildir. Size o bilgiyi veren kişinin, herkese aynı şeyleri söylediğini, o kişilerin insanların zafiyetlerini belli ifadelerle yönlendirdiklerini bilmelisiniz. Kısmet kapatma yerine, nasibinizin olmadığını düşünmelisiniz, doğru olan budur. İnsan kırk kere düşebilir, kırk birinci kere kalkması gerekir. Yaşadığımız hayatın formülü budur. Herkes belli bir sıkıntı veya tıkanıklık yaşar. Kimi hisseder kimi de hissetmez. Hayat budur, yaşamaya devam edin, dert etmeyin. Önünüze bakın, geniş düşünün. Allah'a sığının, çok dua edin.
Selamünaleyküm. Tercihler birinci derecede etkilemez ama tercihlere yönlendirilmesi açısından insan sorumlu olur veya olmaz. Yalnız bu durumu babanızın kötülüğü veya iyiliği ile alakalı bir durum kabul etmeyin. Cinselliği artırıcı ilaç kullanmak genel olarak haram değildir.