Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Resmi nikâh bidattir diyorlar ben elimdeki kaynaklara baktım böyle bir şey bulamadım. Hocam aydınlatırsanız sevinirim. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 1- Nikâhınızda bir sorun yoktur. 2- kadının sözü ile nikâh zaten bozulmaz. Bu söz de nikâh bozmayı gerektirecek bir söz değildir. 3- Nikâh için imam gerekmez. Şahitler yeterlidir. 4- Böyle bir sözü, tesettürü inkâr amacı ile söyleyenin imanı tehlikeye girer. Kıyafetin güzelliğini beyan etmek için söylenmesi durumunda ise durum böyle değildir.
Selamünaleyküm. Nikâhın resmisi gayri resmisi yoktur. Nikâh vardır veya yoktur. Resmi nikâh dediğiniz işlem, evlilik için gerekli olan fıkhı şartları oluşturuyorsa muteberdir, değilse nikâh sayılmaz. Bu, kişinin resmi makamları gözlemleyen gözüyle ilgilidir. 'Benim' diyebiliyorsa nikâhı da nikâh olur elbette. Bizde esas olan 'Allah'ın adına' iş görmektir. Resmi işlemlerde Allah adına iş görmek bildiğiniz gibi büyük bir suçtur. Ancak iki şahit huzurunda görüşme yapılmış olması zina ithamını kaldırabilir.
Aleykümselam. Burada bir kavram karışıklığı söz konusudur: Nikâh nikâhtır; imamı müezzini olmaz. İnsanların, zevklerini tatmin etmek için dinimize ait bir kavramı kullanmaları asla kabul edemeyeceğimiz bir durumdur. Nikâh akdedildikten sonra, evlilik başlamış demektir. İnsanların bunu ya yapmamaları ya da sonucuna razı olmaları gerekir.
Nikâh, erkek ve kadın arasındaki bedensel beraberliğin şahitler nezdinde helalleştirilmesinin adıdır. Resmî dediğiniz nikâh ise bunun tescili niteliğindedir. Ya da öyle olmalıdır. Resmî makamlara bakışımızla ilgili boyut ise meseleye çekimserlik boyutu getirmektedir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Resmi nikâhı en azından aradaki haramlığı kaldıracak kadar geçerli kabul edebiliriz. Bu resmi nikâhtaki sıkıntıları benimsememiz anlamına da gelmez.
Selamünaleyküm. Bir insan namazın Allah'ın emri olduğuna ya iman ediyordur ya da etmiyordur. İman ediyorsa, cehennemde ebedî kalmaz. Çünkü namazı inkâr etmek yani kabul etmemek cehennemde ebedî kalmayı gerektirmektedir. İman ettiği hâlde kılmayan ise kılmadığının karşılığı olarak cehenneme girecektir ama inşallah Allah Teâlâ'nın ona takdir edeceği cezadan sonra cehennemden çıkacaktır. Ulemamızın özetlediği durum budur. Uygun bir nikâh yaptıktan sonra bir arada olmamanızın nikâha zararı yoktur. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Şu yaşadığımız hayatta sorunsuz ve sıkıntısız yapılabilecek bir iş neredeyse yoktur. Her işin kendine göre sıkıntıları vardır. İkinci bir husus da şudur: Bir işin değeri arttıkça imtihan riski de artar. Kuyumculukla marangozluk aynı değildir. İnsan eğitmekle at beslemek de aynı değildir. Bu inceliğe göre değerlendirme yapmalıyız. Öğretmenlik bütün branşlarıyla değerlidir. Öğrenci üzerindeki etkisi çoğaldıkça da değeri artar. Değeri arttıkça da şeytanın o işi harama bulaştırma ihtimali de artar. Durum ne olursa olsun mü’min insan haramlara mücadele edecek ve imtihanı kazanacaktır. Size tavsiyemiz şudur: Muhakkak evlenin evlenince de eşinizi cennetiniz bilin. Bekâr kalmak tehlikelidir, sizin mesleğinizde ise ölümdür. Şeriat'ın erkek kadın ilişkilerine dair kurallarına dikkat edin. Muhakkak istişare ettiğiniz bir veya birkaç büyüğünüz bulunsun. Allah'a dayanın ve işinize devam edin. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Böyle bir bağlama mümkün değildir. Size o bilgiyi veren kişinin, herkese aynı şeyleri söylediğini, o kişilerin insanların zafiyetlerini belli ifadelerle yönlendirdiklerini bilmelisiniz. Kısmet kapatma yerine, nasibinizin olmadığını düşünmelisiniz, doğru olan budur. İnsan kırk kere düşebilir, kırk birinci kere kalkması gerekir. Yaşadığımız hayatın formülü budur. Herkes belli bir sıkıntı veya tıkanıklık yaşar. Kimi hisseder kimi de hissetmez. Hayat budur, yaşamaya devam edin, dert etmeyin. Önünüze bakın, geniş düşünün. Allah'a sığının, çok dua edin.
Selamünaleyküm. Cinsel tahriş, yalan, muayyen kişilere hakaret, fitne teşviki bulunmadığı sürece komedi filmi yapılabilir. Film sektörünün bıçak sırtında bir iş olduğunu siz de biliyorsunuz. Bundan da daha tehlikelisi, bahsettiğiniz iyi niyetlere başlayıp daha sonra ölçüleri gevşetmek veya kaldırmaktır. Muhakkak ve muhakkak fıkıh bilgisine ve takvasına güvendiğiniz birisini danışman edinin.
Selamünaleyküm. İbadetlerde niyet en önemli şarttır. Niyet edilmedikçe eda gerekmez. Bir mal ticaret için olduğunda ona zekât gerekeceği söylenmiş ise mü’minin niyeti satmak olmadıkça zekât da gerekmez. Satmayı düşünmek başka şey satmaya niyet etmek yani satma kararını vermiş olmak başka şeydir. Sıkışınca kişinin satmayacağı bir şey yoktur esasen. Bu nedenle sözünü ettiğiniz tarlanın zekâtı verilmesi gerekmez.
Selamünaleyküm. Mü'min, imtihan hâlindedir. Düşer kalkar, düşer kalkar ama düşüp kalmaz. Evet, kalktığı yerde bir daha düşmemesi gerekir ama yine de düşebilir; insandır. Tevbe etmesi mü'minin imanının aktif olduğunu gösterir. Tekrar günaha dönmesi ise insan olduğunun belgesidir. Bin kere yıkılsa bile bin bir kere kalkmalıdır. İmtihan böyledir. Bir hata etmiş olması da diğer güzelliklerinin iptali değildir. Bunu kesin olarak böyle bilmeliyiz.
Selamünaleyküm. Tarım ürünlerinin zekâtının müstakil hesaplanması gerekir. Köylülerimizin bu husustaki bilgi eksikliği maalesef yaygındır. Ortadaki bereketsizliğin temel nedenlerinden biri de budur. Şu şekilde bilmemiz ve uygulamamız gerekmektedir: Tarım mahsulleri eğer bir emek vermeden elde ediliyorsa çıkan mahsulün 1/10 oranında zekâtı verilir. Sulama, gübreleme ve benzeri ilave bir emekle ürün alınıyorsa bu oran 1/20 oranındadır. Mahsul elde edilir edilmez zekât verilir. Elde edilen mahsulün de nisabı vardır. Yani en az 'şu kadar' mahsul elde edilirse denecek bir oranı vardır. Bu oran yaklaşık ALTIYÜZ ELLİ Kilodur. Bu orandan az olan tarım ürünü için zekât vermek gerekmez. Her tarım cinsinden bu kadar ürün elde edenin her ürün için zekât vermesi gerekir. Allah'a emanet olun.