Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Bir uluslararası alım-satım ticaretinde benim ürünü satacak olan firma olmam münasebetiyle işi organize eden yabancı şahsa komisyon vermem gerekiyor ve komisyonun caiz olduğunu biliyorum. Lakin burada aklıma takılan konu şöyle; benim komisyonu verdiğim şahıs yani işi almama sebep ve yardımcı olan kişinin alımı yapacak olan fabrikadaki satın almacıya bu komisyon içerisinden belirli bir miktar verecek olmasıdır. Sonuç itibari ile benim fabrikadaki satın almacıya herhangi bir dolaylı veya dolaysız ödeme yapmam söz konusu olmamakla beraber "komisyonu ödeyeceğim sahsın bunu o kişi ile paylaşacak olmasından veya ona da bir miktar ödeme yapacak olmasından ötürü açıkçası benim bundan ciddi manada rahatsızlık duyuyorum. Acaba bu işlem olursa dinen ben bundan mesul olur muyum?" diye kafamda soru var. Şunu not olarak düşmek gerekirse; ürünün ne satış fiyatında özel bir değişiklik ne de benim vereceğim komisyon miktarında özel bir değişiklik olmayacaktır. Yani ürünün fiyatı uluslararası borsada ne ise o, komisyon miktar da uluslararası normlar ne ise o boyutta olacaktır. Rüşvet alana, verene ve bunlar arasında rüşvete vasıta olana da Allah lanet etsin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu, sizden mal alacak olan karşı firma açısından zarar olacaksa yapmanız caiz olmaz. Yani verdiğiniz maliyetin üzerine bir yolla kâr ekleyecekseniz bu hile olur. Onun dışındakilerini yapmanız ise böyle değildir. Satın almacılar açısından bu bir çeşit gasptır, sizin için ise öyle sayılmaz.
Selamünaleyküm. Çalıştığınız firma ile yaptığınız akitte bu hususla alakalı bir kayıt varsa siz o kayda sadık kalmalısınız. Böyle bir kayıt yoksa sizin yaptığınız ilave işin, çalıştığınız firmanın ticaretine zararı dokunmasına veya bir zararı olmamasına göre hüküm değişir. Ortada bir durum söz konusu ise o zaman da bu konu ile alakalı iş çevrelerindeki genel teamüle göre karar verebilirsiniz.
Alışverişi bozmadınız; doğru olanı yaptınız. İçiniz rahat olsun. Komisyoncu müşterisine yalan söylememekle sorumlu olduğu gibi akitte müşterinin özellikle bilmesi gereken hususları da dile getirmesi lazımdır. Aksi takdirde müşterinin haberi olmasaydı güven sarsıcı bir iş yapmış olurdunuz. Böylece günaha girmiş olurdunuz. Kendinizi kınamayın. Zor durumda olmanıza rağmen dürüst davranma kabiliyetini size lütfettiğinden dolayı Allah'a hamd edin.
Öncelikle söz konusu hatada senin bir katkın direkt veya dolaylı var mı, bunu bil. Direkt senin imzan da bulunduğu için bu iş yürüyorsa imzanı çekmek zorundasın. Değilse, bu iş hakkında tereddütlerin mi var yoksa kesin bilgilerin mi? Kesin bilgin olmadıkça taşlarla oynama. Kesin bilgin varsa, ortadaki zulme elbette müdahale edeceksin. Sen en üst makama iletirsin. Senin işine mal olsa bile bu sen zulme engel olmanın sevabını kazanırsın. Asla sadece şüphe ile bir işi yapma. Kesin bil, belgeli bil.
Aleykümselam. Mü'min, kalbinin huzur bulmadığı işi yapmaz/yapmamalıdır.
Selamünaleyküm. Bu durumda sizin yaptığınız işin sakıncası vardı. Ama kazandığınızı geri iade etmeniz de gerekmez. İstiğfar edin, tekrar yapmamaya azimli olun. Bilin ki Rabbimiz, bize biden merhametlidir. Geri dönmedikçe, inat etmedikçe bizi bağışlar. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Kur'an'ımızın şu andaki dizilişi TEVKIFÎ yani vahye dayalıdır. Bu dizilişteki hikmeti Mevdudî rahmetullahi aleyh veya bir başkası anlayamamış olabilir. Bu şekilde olmasından daha uygunu asla olamaz. Kur'an üzerinde bu tür münakaşalar, dayanır da sonunda Ehli Kitab gibi, bizi de Allah'ın kitabını irdelemeye sevk edebilir. Teslimiyeti ve iz sürmeyi yeğlemeliyiz. Size dualar eder, dualarınızı beklerim.
Aleykümselam. İsimlerin her biri güzel, mübarek olsun.
Selamünaleyküm. İmam A'zam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin hadis ilmini değerlendirmediği şeklindeki değerlendirmenin akılla izah edilebilirliği yoktur. Evet, Ebu Hanife ile Ahmed bin Hanbel arasında bir kıyaslama yapıldığında Ebu Hanife'nin hadisleri 'az' denebilir. Ebu Hanife'nin yaşadığı dönem, hadis açısından Ahmed bin Hanbel'in dönemine göre hadislerin yazılmadığı bir dönemdir. Bunu da bir etken olarak bilmeliyiz. Bu nedenle de, Ebu Hanife'de bir hadisten kırk mesele üretme mantığı hâkim görülür. Öbüründe de bir mesele kırk hadisin rivayetini önerme mantığı görülür. Netice olarak, Ebu Hanife'yi hadisten uzak görmeyi cevaplandırmak bile abestir. Bir Ahmed bin Hanbel düzeyinde görmek de ilmî olmaktan uzaktır. O az hadis kullandı ise de, peşinden gidenler hadise hizmet ettiler, onda az olan ekolünde derya oldu elhamdülillah.
Aleykümselam. Gönlünü alacak işler yapmaya devam et, gerekenden fazlasını yap ki, açığı kapatabilesin.
Aleykümselam. 'Kur'an okumak' ne anlama geliyorsa onu gerçekleştirmedikten sonra ortada bir okumak olmaz. Evet, bir hafız düzeyinde okumayı herkes için şart görmeyebiliriz ama 'TECVİD' Kur'an'ı okuyabilmenin asgarî düzeyidir. Daha aşağısına okuma denemez. Okumuş olduğunu zanneder insan. Tecvid, zannedildiği gibi uzun ve yorucu değildir. Birkaç sayfalık bilginin tatbikatına tecvid ilmi denmektedir.
Selamünaleyküm. Zeyneb, mükemmel bir isimdir. İlave ona yakışmaz.