İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleyküm hocam. İslami tebliğ metodu olarak piyasada birçok kitap mevcuttur. Kitap başlıklarının çoğu da Nebevi Hareket, Nebevi tebliğ gibi kelimeler içermekte, içerik de kitap başlığı ile şekillenmektedir. Mevdudi’nin Tefhimin giriş bölümündeki Tertip isimli pasajında şu bilgilere yer verilmektedir. “Hareketin ilk safhalarında Kur'an, İslâm'dan tamamen habersiz olan kimselere hitap ediyordu ve tabiî olarak her şeyden önce onlara imanın temel ilkelerini öğretmek zorundaydı. Fakat tamamlandıktan sonra Kur'an, çoğunlukla, İslâm'ı kabul eden ve kendilerine Hz. Peygamber (s.a) tarafından emanet edilen görevi yürütmek üzere bir toplum oluşturan kimselerle ilgilenmeye başladı. Her dönemdeki İslâm toplumlarının ihtiyaçlarına uygun olması için, tamamlanmış kitabın tertibinin kronolojik düzenden farklı olması gerektiği açıktır. Daha sonra Kur'an, her şeyden önce müslümanları, hayatlarını düzene sokma ile ilgili görevleri konusunda da donatmak zorundaydı. Ayrıca onları, İslâm'dan habersiz olan kişilere Kur'an'ın mesajını iletmek üzere de hazırlamalıydı. Devamlı uyanık olmaları için onlara, geçmiş peygamberlerin ümmetleri arasında ortaya çıkan sapıklık ve kötülükleri de hatırlatmalıydı. Bu nedenle "Alâk" ve benzeri Mekkî sureler değil de, Bakara ve benzeri Medenî sureler Kur'an'ın baş kısımlarına yerleştirilmeliydi.” Günümüz toplumunu şeren ve fıkhen değerlendirdiğimizde büyük bir çoğunluğu Müslüman tanımında olan insanlardan oluştuğu görülmekte olup bununla beraber İslamlıklarının kalitesinde büyük sorunlar vardır. Sorum; bizler topluma İslam’ı tebliğ ederken Rasulullah'ın dini yayarken takip etmiş olduğu yöntem olan tevhid kavramını anlatmak ile başlayıp, tağut, Rabb, ilah kavramları ile devam mı etmeliyiz? Yoksa önceliğimiz şer'en Müslüman olan kişilerin İslamlığını daha kaliteli hale getirmek mi olmalıdır?

Cevap

Aleykümselam. Kur'an'ımızın şu andaki dizilişi TEVKIFÎ yani vahye dayalıdır. Bu dizilişteki hikmeti Mevdudî rahmetullahi aleyh veya bir başkası anlayamamış olabilir. Bu şekilde olmasından daha uygunu asla olamaz. Kur'an üzerinde bu tür münakaşalar, dayanır da sonunda Ehli Kitab gibi, bizi de Allah'ın kitabını irdelemeye sevk edebilir. Teslimiyeti ve iz sürmeyi yeğlemeliyiz. Size dualar eder, dualarınızı beklerim.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.

Selamünaleyküm değerli hocam.Hocam, ben imam hatibim. Hem kendimin okuyup hem de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kur'an'ı, Kur'an mealini okumamız gerektiği dosdoğru bir sözdür. Bu tür ince ayarları yapmak ise okuyanların değil, okuduğu ile içtihat edebileceklerin işidir. İçtihat edecek olan da zaten meal okuma ihtiyacında değildir. Güzeli gösterip yanlış karar verme örnekleridir bunlar. İslam'ı reddeden bir sistemin Mü'min olmadığı elbette doğrudur ama öyle bir sistemde 'papaza kızıp oruç bozmak' türünden refleksler de çocukçadır. Evvela mutedil bir ders grubuna katılın. Mutedilliğin ölçüsü de, sadece kendisini hak görme ve başkalarını dışlamama olmalıdır. İlmihal bilgisini öncelikli tutun. Cemaatle namazı ihmal etmeyin.

Selamünaleyküm. Kıymetli hocam çevremdeki bazı insanlar Kuran meali okuyarak onu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kur'an'dan iki türlü istifade edilir. Biri, sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf âlimler düzeyindedir. Diğeri de sıradan insanların anlayacağı düzeydedir. Bu düzeyde herkes bir şeyler muhakkak anlar. Anlamaz diye bir şey yok. Ne var ki bu anlama, asıl anlaşılması gerekenin ölçülemeyecek kadar altında olur ama anlar şüphesiz.

Selamünaleyküm. Bundan 2-3 ay öncesine kadar Adıyaman Menzil cemaatine bağlıyken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz bir ümmetiz; Peygamber aleyhisselam efendimizin etrafında birleşmiş mü'minleriz. İmanımız ve bu kimliğimiz Allah'ın huzuruna gidebileceğimiz yegâne değerimizdir. Müslüman olmak bunu gerektirir. Başta âlimler ve müçtehitler olmak üzere bu ümmete mensup olan herkes bu değeri yüceltmek ve korumak için çalışmıştır. İlk nesillerin çizdiği çizgi bu çizgidir. Bu anlam üzerinden baktığımızda Şafiilik veya Hanefilik diye bir şey de yoktur. Hiçbir âlim, ortaya koyduğu eserini mezhebine adamamıştır. Her şey İslam içindir, ümmetimiz içindir. Allah Teâlâ bazı çalışmalara diğerlerinden daha çok bereket vermiş olabilir. Mesela Riyâzu’s Sâlihîn adlı mübarek eser adeta evrensel olmuştur. Müellifi Nevevi Şafii'dir. Kurtubî tefsiri olarak bilinen büyük tefsirin müellifi de Maliki'dir. Müsned isimli muhteşem hadis külliyatının müellifi Hanbeli mezhebinin başıdır. Genel olarak fıkhın ağırlığını da Ebu Hanife'nin talebeleri taşımıştır. Mezheplerden birisinin bir alanda yoğunlaşması veya bir âlimin bir konuda sivrilmesi diğerlerinin o alanda olmamasını gerektirmez. Herkes bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Allah için ve ümmete miras bırakılmış olduktan sonra hepsi bizimdir biiznillah. Böyle bakmaya çalışınız lütfen.

Hocam bu zamanda eserleri ve kendileri meşhur olmuş çoğu âlim Şafi mezhebine men
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Diyanet ilmihali olarak bilinen bir ciltlik kitabı okuyup hazmetmeden hiçbir kitabı okumamalısın. O kitaptaki bilgiler farz bilgilerdir. Birinci ve öncelikli okuma kitabın bu olacak. Okuduktan sonra da o kitabı saklayacaksın. Altını çizdiğin yerleri zaman zaman inceleyeceksin. Bu kitaptan sonra Kur'an-ı Kerim okuyacaksın. Günde beş sayfa oku muhakkak. Bir mü'min olarak Kur'an'ımızdan en az otuz sayfa kadar ezber bilmen gerekir. O kadarı ezberle. Bunu muhakkak bir hoca denetiminde yap. Bundan sonra serbestsin. İstediğini oku. Tefsir, hadis, tarih, ne istersen.

Selamunaleyküm . Hocamıza bir sorum vardı detaylı olarak cevaplarsa çok sevinir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şunu kesin bir kural olarak biliniz: Peygamberler dışında masum/günah işlemez kimse yoktur, olamaz. Bu kurala âlimler, şeyhler bütün mü'minler dahildir. Âlim de insandır. Âlim de bu hayatın içinde yaşamaktadır. Âlim ile cahil arasındaki fark, âlimin dinin hakikatini daha iyi biliyor olmasındadır. Elbette âlim, bu bilginin farkı olarak hesabı daha ağır durumdadır ama neticede o da nefis taşımaktadır, o da şeytana muhataptır. Âlimi de cennet veya cehennem akıbetine doğru yürüyen bir kul görmek gerekiyor. İlminin derinliği kadar imtihanı da ağır olacaktır. Bir başka sorun da bizim gibilerin dışarıdan bakarak her bilgi sahibini ‘âlim’ yerine koyuyor olmamızdır. Esasen âlimler de kendi içinde sınıflandırılmalıdırlar. Dünyalık alanda uzmanlaşmış ama ahiret hayatını yok gibi tutmuş birine âlim diyor olabiliriz. Şeriat bilgisine sahip ama takvadan nasipsiz biri de bize göre âlim sayılabilir. Dünyalık menfaatler önünde büzülen birinin bilgisine biz ilim deriz ama onun Allah katında bir değeri olmadığını unuturuz. Bütün bunların ötesinde âlim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dinine vekil olmuş insandır. Dünyalığa tenezzül etmeyen, konuştuklarının adamı, ahiret korkusu ile yaşayan kimse âlim odur. Bizim gibi dışarıdan bakanların hangisi daha iyi âlimdir sorusuna cevap bulması elbette zordur. Âlimlerin kendi içinde bir imtihanı olacağı gibi bizim de ‘hangisi âlim?’ sorusuna cevapta samimi olma imtihanımız olacaktır. Bizim dilimizi konuştuğu, yöremizden olduğu, bizim siyasi idrakimize yakın olduğu, ekonomik menfaatimize zarar vermediği gibi sebeplerle yanında durduğumuz âlim başka, ondan öğrendiğimiz her şeyin bizi biraz daha Allah’a yaklaştığı âlim arayışımız başkadır. Özet olarak diyebiliriz ki, Müslümanlar olarak bizim imtihanlarımızdan biri de âlimlerle imtihanımızdır. Varlıkları bir imtihan, yoklukları başka bir imtihan olarak onlar bizimle biz onlarla imtihan durumundayız.

Kur'an’da ‘Allah’tan hakkıyla âlim kulları korkar’ dendiği halde neden kafir düz

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir günahın işlenmesinde direk alakanız yoksa o günahtan mesul olmazsınız. Sizin o günahla direk alakanız ise, fiyatın üzerindeki asıl alıcı aleyhine artması veya malın kalitesinde düşme gibi bir neden üzerinden izlenebilir. Bunun haricinde sizin takva açısından da olsa bir vebaliniz olduğunu zannetmiyorum. Bu şuna benzer: Sizden kazandığı para ile haram işleyen bir İnsandan mesuliyet olmanız veya olmamanız gibi. Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm. Bir uluslararası alım-satım ticaretinde benim ürünü satacak olan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. İsimlerin her biri güzel, mübarek olsun.

Hocam, nasip olursa erkek evladım olacak ama isimde karar veremedik. Değerli hoc
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Gönlünü alacak işler yapmaya devam et, gerekenden fazlasını yap ki, açığı kapatabilesin.

Selamünaleyküm. Annem bana yapmamı istemediği bir şeyi söyledi ve onu yaparsam h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İmam A'zam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin hadis ilmini değerlendirmediği şeklindeki değerlendirmenin akılla izah edilebilirliği yoktur. Evet, Ebu Hanife ile Ahmed bin Hanbel arasında bir kıyaslama yapıldığında Ebu Hanife'nin hadisleri 'az' denebilir. Ebu Hanife'nin yaşadığı dönem, hadis açısından Ahmed bin Hanbel'in dönemine göre hadislerin yazılmadığı bir dönemdir. Bunu da bir etken olarak bilmeliyiz. Bu nedenle de, Ebu Hanife'de bir hadisten kırk mesele üretme mantığı hâkim görülür. Öbüründe de bir mesele kırk hadisin rivayetini önerme mantığı görülür. Netice olarak, Ebu Hanife'yi hadisten uzak görmeyi cevaplandırmak bile abestir. Bir Ahmed bin Hanbel düzeyinde görmek de ilmî olmaktan uzaktır. O az hadis kullandı ise de, peşinden gidenler hadise hizmet ettiler, onda az olan ekolünde derya oldu elhamdülillah.

Hadislerle sorunu olan ya da hadise yaklaşırken ön kabulleri olan kişilerin görü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. 'Kur'an okumak' ne anlama geliyorsa onu gerçekleştirmedikten sonra ortada bir okumak olmaz. Evet, bir hafız düzeyinde okumayı herkes için şart görmeyebiliriz ama 'TECVİD' Kur'an'ı okuyabilmenin asgarî düzeyidir. Daha aşağısına okuma denemez. Okumuş olduğunu zanneder insan. Tecvid, zannedildiği gibi uzun ve yorucu değildir. Birkaç sayfalık bilginin tatbikatına tecvid ilmi denmektedir.

Selamünaleyküm hocam. Bazı arkadaşlarla fikir ayrılığına düştük; Kur'an'ı tecvit
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zeyneb, mükemmel bir isimdir. İlave ona yakışmaz.

Allah nasip ederse bir kızım olacak ve adını Zeynep Duru ya da Zeynep Ela koymak

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.