Fetva Meclisi
Soru
Hocam, karşımızdaki bir insanın kötü davranışları varsa onun için dua ederken "Allah ıslah etsin" demek mi daha doğrudur yoksa "Allah hidayet versin" demek mi? Hangisi anlam olarak daha kapsamlı ve yerinde bir duadır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kimsenin dini, bizim ona düşmanlığımızın gerekçesi değildir. Bilakis biz, İslam ile şereflenmeyenlere acırız, hidayete ermeleri için dua ederiz. Dininden ötürü dinimize düşmanlık etmesi bizim de ona düşman olma nedenimiz olabilir. Bu durum Yahudi için de geçerlidir, diğerleri için de.
Bir günah küçük günahlardan bile olsa ona ısrar edilmesi onu büyük günah durumuna getirir ve sahibini helak edebilir. Bu anlamda bir sözü yanlış aktarmışlar. Günahın işlenmesinde ısrar edilmesi ve günahın gitgide büyümesi başka şey, günah işlemekle dinden çıkmak başka şeydir. Doğru anlaşılmalıdır mesele.
“Âmin” Allah kabul etsin anlamında bir duadır. “İnşaallah” ise “Allah isterse” anlamında bir sözdür. İkisi bir arada “Allah isterse Allah kabul etsin” gibi bir mana oluşturur. Gerekli olmadığı gibi örneği de yoktur.
Selamünaleyküm. Bu ince çizgiden önce mü’min insanın daha sabırlı ve efendi olması gerektiğini bilmeliyiz. Evet, ortada uygun olmayan bir söz vardır ama bu söz, dine küfretme niteliği almaz. O, bugünkü Yahudiliği kastetmektedir büyük ihtimalle.
Selamünaleyküm. Sahih bir hadis olarak böyle bir bilgi sahibi değilim.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, sen etmiyor olabilirsin ama eden cihadını ediyor. Cihat elbette sadece dua değildir ama sadece kılıç da değildir. Her şey cihat düzeyinde olabilir. Ekonomik, siyasi, sosyal cihat bunların hepsi gereklidir. Bunlarla da Yahudi ezilebilir. Bunu unutmayalım.
dua konusundaki diğer fetvalar
Senin içini bilen, kalbini gören, dualarını işiten Rabbimizdir. Çok samimi, çok dertli bir yüreğin var. Ama bil ki duası kabul olmuyor gibi hisseden herkes, aslında Allah’a en yakın olanlardandır. Dua Ettim, Olmadı... Ne Yapmalıyım? Evvela şunu bilelim: Dua eden bir kul asla kaybetmez. Çünkü dua ya hemen kabul edilir ya daha iyisi verilir ya da ahirete saklanır ve orada öyle büyük sevaplara dönüşür ki, kul o gün şöyle der: “Keşke dünyada hiç duam kabul edilmemiş olsaydı da bu mükâfatı burada toplasaydım!” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: " Allah’a dua eden herhangi bir insanın/müslümanın duası mutlaka kabul edilir. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13) “Allah’ım Sana Küsüyorum” Demen... Kardeşim… O anda kalbin kırılmış, çok sıkılmışsın. Bu söz imanla söylenmiş bir isyan değil, bir sitem olmuş. Ama yine de böyle cümleler kurmak uygun olmaz. Niçin mi? Çünkü sen Rabbine küsersen nereye gideceksin? Sığınacak başka bir kapı var mı? Yaralarına merhem olacak kim var? Ama üzülme… Sen kötü niyetle söylememişsin belli ki. Zaten sonra pişman olmuşsun. Bu da tevbedir. Allah-u Teâlâ buyuruyor: "De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer sûresi, 53. âyet) Küsme… Sitem etme… Ağla ama terk etme. Zaten Allah şöyle diyor: "Bana dua edin, duanıza karşılık (icâbet) vereyim." (Mümin sûresi, 60. âyet) Senin duanı kabul etmeyişi belki de seni daha çok dua eden, daha çok Allah’a sığınan bir kul yapmak içindir. Ne Yapmalısın? Namazdan sonra dua etmeye devam et. Ama “illa şu olsun” diye değil, “Hayırlıysa ver Allah’ım” diye… Sabırla bekle. Dualar bazen gecikir ki kul olgunlaşsın. Peygamberlerin dualarını hatırla. Yakup aleyhisselam yıllarca Yusuf’una kavuşamadı ama asla küsmedi. Allah Sana Yakın! Senin yüreğindeki o sızı, Allah’ın seni terk ettiğinin değil seni işittiğinin alametidir. Duan kabul olmuyor gibi görünse de sen hâlâ dua ediyorsan bu zaten bir kabul işaretidir. Sakın bırakma, sakın küsme, sakın darılma. Allah duaları kabul eder. Ama zamanı O seçer. Allah’a emanet ol kardeşim. Her sıkıntının sonunda bir kolaylık var. Rabbim sana iç huzuru, kalbinde ferahlık ve duasında sabır versin. Sen yalnız değilsin. Allah seninle…
Dua, kul ile Rabbi arasındaki en samimi bağdır. Kimi zaman uzun uzun, kimi zaman kısa bir şekilde dua edebilirsin. Allah Teâlâ ne dediğini de bilir, niyetini de bilir, kalbinden geçeni de bilir. Senin yaptığın bu “toptan dua” şekli, Kur’an’a ve sünnete aykırı değildir. Yalnız şunu unutmamanı tavsiye ederim: Her bir dua, kulun Rabbine yakarışıdır. Onu alışkanlık hâline getirip sadece “toptan” dua ile yetinmek doğru olmaz. Dolayısıyla dua ederken yaşadığın hali dikkate alarak zaman zaman tek tek, zaman zaman da geçmişte yaptığın duaya gönderme yapabilirsin. Bu şekilde hem sünnete daha uygun olur hem de kalbindeki canlılık korunmuş olur. Allah dualarını kabul etsin.
Bahsettiğiniz durumlar “vesvese” içerisinde olduğunuzu gösteriyor. Bu yüzden Allah’ın izniyle atlatabileceğiniz bir durumdur. Bunu sizde zaten inanarak söylemediğinizi kabul ediyor, aklınıza gelen hızlı bir düşünce olduğunu ifade ediyorsunuz. Öncelikle tavsiye edilmesi gereken bir durum: - Eğer bu durum devam eder ve kökleşirse, bir psikologdan destek almanız, durumun daha fazla ilerlemeden uzman yardımıyla bu süreci kısa sürede atlatmanıza yardımcı olacaktır. OKB durumunuzdan dolayı muhakkak bir psikolog ile hareket etmeniz de gerekmektedir. -Uzmana görünene kadar ise bu tarz konular üzerinde durmayın, çok fazla araştırma ve zihninizde döndürme yoluna çok gitmemeye çalışın. Namazınızı da bozmadan devam ettirmeniz daha iyidir. Böyle bir durumda sürekli namazdan çıkmaya başlarsınız, bunu yapmayınız. Böyle yaparsanız namazınızı bırakmaya başlayabilirsiniz. Aman böyle bir durum daha sancılı olur. Aklınıza gelen kötü şeyler başınıza gelmez Allah’ın izniyle. Siz Allah’a sığının ve o esnada işinizi yapmaya devam edin, bırakmayın. -Aklınıza böyle düşünceler geldiğinde euzubesmele çekin, hiç aklınıza gelmemiş gibi kabul edin. Kuran okuyun, Felak, Nas Sureleri, Ayet el-Kürsi’yi her gün bolca okuyun. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Boş kalmamaya özen gösterin. Çünkü meşguliyetleriniz size doğal süreçte bu vesveseleri unutturacaktır Allah’ın izniyle… Allah’a emanet olunuz.
Sünnette var olan bu duayı hayatınızın birçok alanında okuyabilirsiniz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın bu duayı ettiğini duyduktan sonra “Ona hayran kaldım. Cennetin kapıları ona açıldı.” diye buyurmuştur. Bunu duyan İbni Ömer -sahabe- bir daha bu duayı hiç terk etmediğini söylüyor. Siz de bunu hayatınıza işlemeye çalışabilirsiniz. Rabbim yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ sizlere sabırlar versin. Unutmayın ki bu bir imtihandır. İmtihanlar da Rabbimizin yazdığı kaderde bizler için önemli dönüm noktalarıdır. Bu durum sizin için böyle bir süreç. Elinizden geleni yapmak ve O’na teslim olmak gibi bir sonuç istiyor Allah sizden. Zira çocuk, insanın kendi isteği ile yaptığı bir şey değildir. Çocuğu yalnızca Allah yaratır, O ne zaman dilerse de çocuğumuz olur ya da olmaz. Dualarınızdaki samimiyetinizi ve O’na olan tevekkülünüzü kaybetmeyin. İbadetlerinizdeki ihlasınızı artırma gayretinde olun. Her şey Allah’ın elindedir.
Evvela şunu bilmek gerekir ki neyin hakkımızda hayırlı olup neyin şerli olacağını biz bilemeyiz Allah bilir. Belki de Allah onu, böylece büyük belalardan koruyor. Sonra şunu tespit etmek lazım, neden hedeflediği yere varamıyor? Eksik olan ne? Yanlış olan ne? Bunu en iyi, iyi bir rehber öğretmen ile güzel bir analizle çözebilir. Rehber öğretmen eşliğinde tespit edilen eksikliklerin ve yanlışlıkların giderilmesinden sonra yeniden denenmesinde fayda var. Her şeye rağmen bazen olmaz. Allah belki de onu başka bir kabiliyette yaratmıştır. Filin uçmaya çalışması, balığın yürümeye çalışması veya kuşların suyun altında yaşamaya çalışması, ne kadar isteyip çalışsalar da fıtrat ve kabiliyetlerine uygun olmadığı için istenilen sonuçlara ulaşması da o derece düşük ihtimal olur. O halde çocuğun yeteneğini tespit edip o yoldan yürümeye teşvik etmek herkes için daha iyi olur inşaallah. Bu süreçte siz bir ebeveyn olarak daima şefkatini gösterip onu yatıştırmaya ve ona bu gerçekleri hatırlatıp doğru yerlere yönlenmesini, doğru kişilerle istişare etmesini ve doğru adımlar atmasını sağlamaya çalışın. Onu eleştirmediğinizi, onun yanında olduğunuzu hissettirmeye çalışın. Diğer çocuklarınıza da zaman zaman onarıcı konuşmalar yaparak bu imtihanı inşaallah en az hasarla atlatırsınız. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.