Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben dua ederken bazen istemeden aklıma kötü şeyler geliyor ve bu düşünceler de dua olarak kabul edilecek, gerçekleşecek gibi hissediyorum. Aynı şekilde namazda, özellikle Fatiha Suresi’nden sonra “Âmin” dediğim sırada aklıma kötü şeyler geldiğinde, sanki kalbim de onları istiyormuş gibi bir his oluşuyor. Bu durum beni çok zorluyor. Namazı tekrar tekrar bozuyorum ve bu nedenle bazen namazı hiç kılamaz hale geliyorum. Bende OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) var ve bu düşünceler benim için çok yıpratıcı. Acaba bu gelen kötü düşünceler gerçekten dua yerine geçer mi? Allah katında kabul edilir mi? Bu sebeplerle kılamadığım namazlardan sorumlu olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli kardeşim, vesveseli bir bakış açısı içine girmişsin gibi görünüyor. Senin bu hassasiyetin, bir tür "dini OKB" (obsesif kompulsif bozukluk) yönünde olabilir. Bu çok yaygındır ve tedavi edilebilir. Dini bilen bir psikologla çalışman, bu süreci hem ilmen hem ruhen güçlendirir. Bu takıntılar senin suçun değil. Ruhunun bir rahatsızlığı bu. Tıpkı grip olmak gibi. Bir psikoloğun yanı sıra şunları da uygulamaya geçir: - Güvendiğin bir ilim ehliyle düzenli olarak görüş. Fıkhî meselelerde içini ferahlatacak açıklamalar duymaya ihtiyacın var. - Şüpheli gördüğün işleri bir kâğıda yaz, sonra gerçekten haram mı diye araştır. %80’inin vesvese olduğunu göreceksin. - Sabah namazlarından sonra 5-10 dakika tevekkül ve teslimiyet duaları oku. (mesela: “Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ huv…”) - Sanatına devam et. Bunda hiçbir beis yok. Güzel, faydalı işler yap. Allah’ın ismini yüceltmek için kullan bu yeteneğini. - Kendine karşı şefkatli ol. Allah sana merhamet ediyorken sen niye kendine bu kadar yükleniyorsun? Vesveselerinden korkma. Onlar senden korksun. Onlarla cesurca mücadele edip üzerlerine gidince inşaallah onlar da kaybolup gideceklerdir. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Belirttiğiniz gibi içinizde bu hislerin oluşması, son zamanlarda sürekli aklınızda olması, sevdiğiniz insanlarla ilgili endişeye kapılmanız bir problem değildir. Genelde bu düşünceler ve beraberindeki kaygılar kısa bir zaman sonra hafifleyip kendi normalinize dönecektir. Lâkin gün içinde çoğu vakti bunu düşünerek geçiriyorsanız, bu durum sizi var olan gündelik işlerinizden alıkoyuyorsa ya da yapmak istediğiniz planları sırf bu düşünceler yüzünden öteliyorsanız burada bir uzman desteği almanızı öneririm. Kendinizi gözlemleyerek bir karar verebilirsiniz. Ölümü elbette ki değiştiremeyiz ve kontrol edemeyiz. Ama kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirebiliriz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi arttırırsanız düşünceler daha da büyür ve beraberinde kaygılar başlar. Bu düşünceler en çok ne zamanlar geliyor ve geldiğinde size neler söylüyor bakın. Sonra ise bunun sizden bağımsız bazen büyüyen bazen küçülen aslında yönetilebilen bir durum olduğunu fark edin. Bazen bu, direksiyonun sahibiymiş gibi hareket etse bile asıl sahibin siz olduğunu, hâlâ kalbinizin attığını, varlığınızı ve yapılacak birçok şey olduğunu kendinize hatırlatın. Ve ne zaman öleceğim benimle ilgili değil ama nasıl yaşayacağım benimle ilgili. Kısa vadede bu problemi küçültmek için değer verdiğiniz insanlarla birlikteliğinizi arttırabilirsiniz. Yaptığınız güzel işler ve size verilenler için şükredebilirsiniz, ibadetlerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Bu zamanlar kişi için fırsata çevrilebilen kıymetli dönüm noktaları olabiliyor. Geçmişinizi değerlendirip zorlu yanlarınızla daha çok ilgilenebilirsiniz. Uzun vadede ise şu anki durumunuz sizi gelecekte daha iyi bir yere götürüyor mu bakın. İnancınız ve değerleriniz doğrultusunda düşünerek şu an nasıl biri olduğunuzda, neler yapıyor olduğunuzda size ve hayatınıza uygun bir gelecek olacağına bakın ve notları alın. Tüm bu süreçlerde Allah hayırlı bir kul olarak yaşamayı, gayretli ve hayırlı insanlarla birlikte olmayı nasip etsin.
Boşama (talak), kişinin kesin bir irade beyanı ile gerçekleşir. Bu irade beyanı, dil ile açık bir şekilde ifade edilmelidir. İçinizden geçen düşünceler, vesveseler veya istemsiz olarak aklınıza gelen şeyler boşanmayı gerçekleştirmez. Tekraren ve kesin olarak bilmenizi istiyorum: "Ağzınızdan açıkça bir boşama ifadesi çıkmadıkça, talak geçerli olmaz. Vesvese kaynaklı düşünceler dinen bir sonuç doğurmaz. Bundan sonra yapacağınız içinizden geçen düşünceleri önemsememek ve bunların bir talak oluşturmayacağını kendinize sık sık hatırlatmaktır. İçten geçen bu düşüncelere cevap vermemek en etkili yoldur. Sabah ve akşam zikirlerini ihmal etmeyin. Şu dua vesveselerle mücadelede etkilidir: “Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul edilmiş amel dilerim.” Eşinizle samimi bir şekilde konuşarak bu süreçte desteğini isteyin. Eşinizle birlikte vakit geçirmek, vesveseleri zihninizden uzaklaştırabilir. Doktorunuzun tedavi programına uyun ve terapi sürecinizi aksatmadan devam ettirin. Allah size sabır, şifa ve huzur versin. Ailenizi muhafaza etsin ve vesveselerden kurtulmanız için yardım eylesin.
Aklına gelen bu tür düşüncelere obsesif düşünceler veya vesvese deriz. Yani, aklından geçen şeylerin gerçekte gerçekleşmesi söz konusu değildir. Eğer bir şey aklından geçerse bunu hemen doğru bir şekilde gerçek olacak bir şey gibi düşünme. Çünkü akıldan geçen her şeyin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Aklından geçen her düşünceyi gerçekmiş gibi algılama. Bunlar sadece geçici düşüncelerdir ve gerçeğe dönüşmeleri söz konusu değildir. Şeytanın vesveselerinden korunmak için dua ve zikirler oku. Bu, kalbini ve zihnini koruyacaktır. Düşünceleri görmezden gel. Düşünceler gelir ve geçer. Onlara takılmadan dikkatini başka şeylere yönlendir. Bu, olumsuz düşüncelerin etkisini zayıflatır. Aklına gelen her şeyin gerçekleşmeyeceğini unutma. Akıl bazen bu tür düşüncelerle meşgul olur, ama bunlar irademizle oluşmaz. Yani, aklında geçen bir şeyin gerçekte gerçekleşmesi çok nadir bir durumdur. Bu sebeple düşüncelerinle savaşmaya çalışma. Hatta geldiklerinde onlara "biraz daha abart" de ve abartmasından da korkma. Zamanla azalacaktır inşaallah. Bunların yanı sıra bir psikoloğa görünmeyi de gündemine al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Son zamanlarda yaşanan bazı şeylerden ötürü depresif bir dönem geçiriyor olabilirsiniz. Veya hayatınıza kattığınız bu yeni alışkanlıklarınızı hüzne sebep kılıyorsunuz. Bunu da en çok yalnızlık ve sosyallikten izole bir hayat tarzı tetikler. Sevinçli ve salih arkadaşlarla arkadaşlıklar yapın. Onlarla beraber etkinlikler yapın. Neşeyi kendinize haram görmeyin. Neşelenmek için bir çaba ortaya koyun hatta. Kendinize hedefler koyun ve bu hedefler için çalışmalar yapın. Boşlukta kalmayın. Allah şifa verecektir kalbinize. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Aşırı hassasiyetim oluyor, sürekli takıntı vesvese dediğiniz durumda dini OKB olabilir. Bu konuda bir uzman desteği almanızı tavsiye ederim. Bu durum ister dinden olsun ister olmasın herkesin yaşayabileceği bir şeydir. İnsanın aklına pek çok farklı düşünce gelebilir ancak her düşüncenin bir olmadığını da göz önünde bulundurmalıyız. Dikkate almamız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Size gelen vesveselerden herhangi biriyle aşırı meşgul olursanız onu zihninizde çok büyütmüş, onu güçlendirmiş olursunuz. Düşünceye odaklanarak onu güçlendirmeyi istemeyiz ve bununla birlikte onu bastırarak, oluşmasını engellemeye çalışarak davranışların değişmesine izin vermeyiz. "Bu düşünce şeytanın vesvesesidir ve bu yüzden reddediyorum. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir ve ben elimden geleni yaptım, bu şekilde devam ediyorum" gibi bir düstur edinip bu değer doğrultusunda hareket etmeye çalışabilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca eşdeğer olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
dua konusundaki diğer fetvalar
Sünnette var olan bu duayı hayatınızın birçok alanında okuyabilirsiniz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın bu duayı ettiğini duyduktan sonra “Ona hayran kaldım. Cennetin kapıları ona açıldı.” diye buyurmuştur. Bunu duyan İbni Ömer -sahabe- bir daha bu duayı hiç terk etmediğini söylüyor. Siz de bunu hayatınıza işlemeye çalışabilirsiniz. Rabbim yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ sizlere sabırlar versin. Unutmayın ki bu bir imtihandır. İmtihanlar da Rabbimizin yazdığı kaderde bizler için önemli dönüm noktalarıdır. Bu durum sizin için böyle bir süreç. Elinizden geleni yapmak ve O’na teslim olmak gibi bir sonuç istiyor Allah sizden. Zira çocuk, insanın kendi isteği ile yaptığı bir şey değildir. Çocuğu yalnızca Allah yaratır, O ne zaman dilerse de çocuğumuz olur ya da olmaz. Dualarınızdaki samimiyetinizi ve O’na olan tevekkülünüzü kaybetmeyin. İbadetlerinizdeki ihlasınızı artırma gayretinde olun. Her şey Allah’ın elindedir.
Evvela şunu bilmek gerekir ki neyin hakkımızda hayırlı olup neyin şerli olacağını biz bilemeyiz Allah bilir. Belki de Allah onu, böylece büyük belalardan koruyor. Sonra şunu tespit etmek lazım, neden hedeflediği yere varamıyor? Eksik olan ne? Yanlış olan ne? Bunu en iyi, iyi bir rehber öğretmen ile güzel bir analizle çözebilir. Rehber öğretmen eşliğinde tespit edilen eksikliklerin ve yanlışlıkların giderilmesinden sonra yeniden denenmesinde fayda var. Her şeye rağmen bazen olmaz. Allah belki de onu başka bir kabiliyette yaratmıştır. Filin uçmaya çalışması, balığın yürümeye çalışması veya kuşların suyun altında yaşamaya çalışması, ne kadar isteyip çalışsalar da fıtrat ve kabiliyetlerine uygun olmadığı için istenilen sonuçlara ulaşması da o derece düşük ihtimal olur. O halde çocuğun yeteneğini tespit edip o yoldan yürümeye teşvik etmek herkes için daha iyi olur inşaallah. Bu süreçte siz bir ebeveyn olarak daima şefkatini gösterip onu yatıştırmaya ve ona bu gerçekleri hatırlatıp doğru yerlere yönlenmesini, doğru kişilerle istişare etmesini ve doğru adımlar atmasını sağlamaya çalışın. Onu eleştirmediğinizi, onun yanında olduğunuzu hissettirmeye çalışın. Diğer çocuklarınıza da zaman zaman onarıcı konuşmalar yaparak bu imtihanı inşaallah en az hasarla atlatırsınız. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Her ikisini söylemenizde de bir sakınca yoktur. Nitekim Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde Yahudilere hitaben “Allah size hidayet versin ve aklınızı ıslah etsin” buyurmuştur. Islah, düzeltmek, iyileştirmek manasına gelirken hidayet ise doğru yolu göstermek, hakk olana sevketmek manasındadır. Kötü davranışları olan bir insan için her ikisini kullanmanızda onun için aynı güzelliktedir.
Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek, beynin seni koruma içgüdüsünün aşırı çalışmasıyla ilgilidir genelde. Zihnin, tehlike varmış gibi algı yaratıyor ama gerçekte bir tehdit yok. Bu yüzden korkularına kapılmadan, onların sadece düşünce olduğunu bilmelisin. Öncelikle şunu bil: Korkular ve vesveseler, seni yönlendiren gerçekler değil. Bunlar gelip geçici düşüncelerdir. Şeytan bazen insanın zihnine vesvese verir, bazen de insanın geçmiş yaşantıları ve kaygıları bu tür düşünceleri besler. Bunların seni yönetmesine izin verme. Bu yüzden: 1. Korkularına karşı pasif kalma, üstüne git. Korktuğun şeyleri sürekli düşünmek yerine, onlara meydan oku. "Bu sadece bir düşünce" diyerek bilinçli bir şekilde reddet. 2. Zihnini boş bırakma. Meşguliyet, vesveseyi azaltır. Gününü planlı geçir, faydalı işlerle uğraş. 3. Tevekkül geliştir. Kötü bir şey olacak korkusuna karşı, “Allah benimle” diyerek kendini güvende hissetmeye çalış. 4. Düzenli dua et. Sabah ve akşam şu duayı oku: "Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hû. Aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbü’l-Arşil-azîm." (Tevbe, 129) 5. Nefes egzersizleri yap. Kaygılandığında derin nefes al, 4 saniye tut, 6 saniyede yavaşça ver. Bu bedeni sakinleştirir. 6. Eğer bu durum hayat kaliteni ciddi şekilde etkiliyorsa bir psikologla görüşmek faydalı olabilir. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Senin içini bilen, kalbini gören, dualarını işiten Rabbimizdir. Çok samimi, çok dertli bir yüreğin var. Ama bil ki duası kabul olmuyor gibi hisseden herkes, aslında Allah’a en yakın olanlardandır. Dua Ettim, Olmadı... Ne Yapmalıyım? Evvela şunu bilelim: Dua eden bir kul asla kaybetmez. Çünkü dua ya hemen kabul edilir ya daha iyisi verilir ya da ahirete saklanır ve orada öyle büyük sevaplara dönüşür ki, kul o gün şöyle der: “Keşke dünyada hiç duam kabul edilmemiş olsaydı da bu mükâfatı burada toplasaydım!” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: " Allah’a dua eden herhangi bir insanın/müslümanın duası mutlaka kabul edilir. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13) “Allah’ım Sana Küsüyorum” Demen... Kardeşim… O anda kalbin kırılmış, çok sıkılmışsın. Bu söz imanla söylenmiş bir isyan değil, bir sitem olmuş. Ama yine de böyle cümleler kurmak uygun olmaz. Niçin mi? Çünkü sen Rabbine küsersen nereye gideceksin? Sığınacak başka bir kapı var mı? Yaralarına merhem olacak kim var? Ama üzülme… Sen kötü niyetle söylememişsin belli ki. Zaten sonra pişman olmuşsun. Bu da tevbedir. Allah-u Teâlâ buyuruyor: "De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer sûresi, 53. âyet) Küsme… Sitem etme… Ağla ama terk etme. Zaten Allah şöyle diyor: "Bana dua edin, duanıza karşılık (icâbet) vereyim." (Mümin sûresi, 60. âyet) Senin duanı kabul etmeyişi belki de seni daha çok dua eden, daha çok Allah’a sığınan bir kul yapmak içindir. Ne Yapmalısın? Namazdan sonra dua etmeye devam et. Ama “illa şu olsun” diye değil, “Hayırlıysa ver Allah’ım” diye… Sabırla bekle. Dualar bazen gecikir ki kul olgunlaşsın. Peygamberlerin dualarını hatırla. Yakup aleyhisselam yıllarca Yusuf’una kavuşamadı ama asla küsmedi. Allah Sana Yakın! Senin yüreğindeki o sızı, Allah’ın seni terk ettiğinin değil seni işittiğinin alametidir. Duan kabul olmuyor gibi görünse de sen hâlâ dua ediyorsan bu zaten bir kabul işaretidir. Sakın bırakma, sakın küsme, sakın darılma. Allah duaları kabul eder. Ama zamanı O seçer. Allah’a emanet ol kardeşim. Her sıkıntının sonunda bir kolaylık var. Rabbim sana iç huzuru, kalbinde ferahlık ve duasında sabır versin. Sen yalnız değilsin. Allah seninle…