İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Bir harp dönüşünde peygamberimizin, 'Küçük cihattan büyük cihada döndük.' (Kenzu’l-Ummal, IV, 430,Hadis No: 11260 ) dediğini biliyor ve inanıyorduk ama bu hadisin sahih olmadığı söyleniyor bir fetva sitesinde. Bu bilgi doğrultusunda bu siteye güvenebilir miyiz, bu hadis sahih midir?

Cevap

Bu hadis çok farklı sözlerle rivayet edilmiş bir hadistir. Bunların hiç biri SAHİH HADİS değildir. Önemli bir bölümü de asılsız rivayetlerdir. Ancak hadisin, mantığı nefisle mücadeleyi önemseme üzerine kuruludur ki bu mana zaten genel hatları ile bütün hadislerde vardır. Bir hadisin zayıf da olsa bazı rivayetleri bulunduğu için kökten 'yok' dememeyi tercih ederiz. Fakat bu söz ile Kur'an'ımızın bir numara tuttuğu Allah yolunda cihad küçümsenmek isteniyorsa elbette abes bir talep peşinde bulunuluyor demektir. Muasırımız isimler ve kurumlar hakkında beyanda bulunmamaya dikkat ediyoruz. Allah'a emanet olunuz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hadis okumayı bir gıda tüketimi gibi kabul edin; her lokma aslında size kan ve nefes olduğu hâlde siz onu hissedemezsiniz. Hadis de samimi bir niyetle okunduğunda iz bırakır, akılda kalması şart değildir. Hadisin kendisini ezberlemekten önce verdiği mesajı almak gerekiyor. O hadiste yasaklanan bir şey varsa hemen terk etmeye azmederiz, emredilen bir şey varsa onu da yapabildiğimiz kadarı ile yapmaya gayret ederiz. Gerisi zamanla oluşacaktır. Hadislerin zayıf görülmesi amel edilmesine mani değildir. Ahkâm konularında hadisin sahih olması şarttır.

elamünaleyküm hocam.1. Hadis okuduğumuzda bunu nasıl pratik hayatımıza yansıtabi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu hadis Buharî’de (3348) ve Müslim’de (222) olan bir hadistir. Dolayısıyla bu sözü Ebu Said el-Hudri’nin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duyduğunda bir tereddüdümüz yoktur. Yalnız bu tür, ahiret âlemine ait bilgilerin bugünkü rakamların dünyasına yüzde yüz uyarlanabilmesinin bizi doğru bir anlayışa götürmeyebileceğini bilmemiz gerekir. Durumun vahametini anlatmak için söylenmiş olabileceği de muhtemeldir. İlk insandan son insana kadarki insan grafiğini her şeyden önce bilmekten mahrumuz. Bunun gibi pek çok karanlık noktayı toptan ifade eden bir sözü, filan yıla ait bir örnek gibi anlayamayız. Durum gayet ağır bir durumdur. Bunu anlamamız ve imanımızın kıymetini bilip korumamız üzerimize düşen asıl görevdir. Bu oluşmadıktan sonra gerisi bizi sadece karanlığa iter. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, imanımızı muhafaza etmeye bizi muvaffak kılsın.

Hocam bazen IŞİD üyeleri konuşmalarında “Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.

Bazı hocaların konuşmalarında kıyametten önce ortaya çıkacak savaşlardan fitnele
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselamdan gelen sahih hadislerde, ümmeti içinde ilk çizgiyi değiştirmeden yoluna devam eden bir grubun bulunacağına dair bilgiler vardır. Bu bilgiler Buharî ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kitabında vardır. Söz konusu hadislerde bu grubun özellikleri arasında: a- Kıyamete kadar devam edecekleri, b- Aykırı davrananlardan etkilenmeyecekleri, yabancılardan zarar görmeyecekleri, c- Bu uğurda savaşacakları, d- Bu grubun Beytülmakdis (Kudüs) etrafında olacağı bilgisi vardır. Bu hadislerin önemli bir bölümü de sahih hadislerdir. Böyle bir grubun varlığı, büyük ihtimalle savaşlarda düşmanlarını kahredenlerden çok dinin kıyamete kadar taşınması için eğitimden cihada kadar her türlü DİNİ YÜKLENME himmeti gösterenlere işaret etmektedir. Bu sebeple de bu grubun kimlerden oluştuğu sorusunun cevabını, dinin bugünlere, bu günlerden kıyamete kadar taşınması için kimlerin adı geçiyorsa onlardır şeklinde verebiliriz biiznillah. Çizgi olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının yolunu titizlikle takip eden muallimden doktora kadar herkes bu grubun içinde olabilir. Coğrafya adı verilerek cevaplandırılacaksa bu grubun bulunduğu yer Şam diyarıdır. Kudüs de o Şam diyarına dâhildir. Yalnız, din nerede ise ve nerede onu omuzlayacak bir mü'min aranıyorsa orada bulunanın mekânı bu grubun mekânıdır. Bu anlamda bütün mü'minler her yerde bu şerefe yani kıyamete kadar nesli tükenmeyecek saf mü'minlerden olmaya adaydırlar. Yeter ki yaşadıkları zamanın ve çevrenin fitnelerine karşı erime gibi bir ihtimal olmasın. Bu hadisler, Peygamber aleyhisselamın mucizelerinden biridir. Defalarca İslam dini ve Müslümanları mezara koymak için dünya çapında saldırılardan sonra bugün bütün dünyanın en genç ve dinamik nüfusuna sahip neslin dini İslam ve onun kitabı Kur'an ortada bu mucizeyi yükseltmektedir. Elhamdülillah. Bu grubun vazifesi dini sadece dış düşmanlardan korumakla sınırlı değildir. Dış düşmanlar ve iç sulandırmalar, fitneler ve bid’atlerden de koruyacaklardır dinlerini. Onların varlığı dinin yücelmesi, ebediyete kadar korunması olacaktır biiznillah. Zaman zaman sıkıntılar yaşamaları, eziyetler görüp belki de şehitler vermeleri bu büyük gerçeği değiştirmez. Çükü onlar, dinleri için vardır. Dinleri de onların şehadeti ile yücelmekte ve ebedileşmektedir. Maksat da budur zaten. Bu grubu ayakta tutan ruh, Kur'an ve Sünnet eksenli bir ilimden besleniyor olmalarıdır. Dinin özünü anlama ve yorumlamada çağların icatlarına kulak vermemeleridir. Çevre seçicisi olmaları, fitnelere karşı teyakkuzda olmaları, ümmetin büyüklerini önden bilmeleri de bir başka ayrıcalıkları sayılmaktadır. Bunların sayı ile ilgileri yoktur. Bir kişi olma veya tek kalmak onlar için sıkıntı değildir. Allah ile beraber olduklarına inanmaları onları sürekli heyecanlı tutmakta ve ufuklarını aydınlatmaktadır. Dinlerinin edebiyatını değil pratiğini yaşayan ve bunu nesillere taşıyan bu mübareklerden olmak bilhassa bu fitne çağında Allah’ın büyük bir ihsanıdır. Bu ihsanın peşinde koşanlardan olmayı dileriz.

Hocam, bir konuda beni aydınlatırsanız size dualar ederim. Konum şudur: Bazı gr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu zamanda kimin ne söylediğini önemsememize gerek yoktur. Bu ümmet, asırlar süren büyük bir çalışma ile dinini korumuştur. Din olarak koruduğu şeylerden biri de hadislerdir. Hadisler hakkında şu ilkeleri zikredebiliriz: a- Yüzde yüz doğru bilgiye bizim literatürümüzde TEVATÜR/MÜTEVATİR denmektedir. b- Tek mütevatir bilgi Kur'an'ımızdır. c- Hadisler de dahil olmak üzere hiçbir bilgi mütevatir değildir. d- Hadislerin içinde mütevatir olmaya en yakın hadisler SAHİH/HASEN hadisler olarak tespit edilmiştir. e- Sahih hadislerin sahihlik oranı da farklı olabilir. Daha sahih olan, sahih olan denebilir. Ancak sahih hadislerin sahihlik oranı hakkında net bir rakam vermek mesela % 60 demek abes bir iddia olur. Mütevatir değil ama mesela 60 da değildir. Bizim için mühim olan şudur: Bizden önceki dinimizi bize aktaran ilim adamlarının itibarı bizi bağlamalıdır. f- Hadislerle bu irdeleyici mantık üzerinden ilgilenmeyi bir fitne görürüz. Evet, her irdeleyenin kalbinde fitne bulunduğunu söylemeyiz ama irdeleyicilerin önemli bir bölümünün Peygamber aleyhisselamı kaldırıp yerine kendi zevk ve menfaatlerini yerleştirmeyi istediklerini söylememizde sakınca yoktur.

Tarihçi biri bir televizyon programında hadislerin güvenilirliğinden bahsederken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefi mezhebine göre bir kadının mahremi olmadan üç günlük (yaklaşık 90 km) veya daha uzun bir yolculuğa çıkması caiz değildir. Bu hüküm, kadının can, mal ve namus güvenliği için konulmuştur ve birçok klasik fıkıh kaynağında yer almaktadır. (Hidâye, İbn Âbidîn, Fetâvâ-i Hindiyye gibi). Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde güvenli bir yolculuk ortamı varsa kadının mahremsiz umre ve hac yapabileceği görüşü de bulunmaktadır. Şafiiler özellikle güvenilir bir kadın grubu veya kafile ile gidildiğinde mahremsiz hac ve umrenin caiz olduğunu söylemişlerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘). Peygamber Efendimiz aleyhisselam, “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmadan üç günlük mesafeye yolculuk yapması helâl değildir.” buyurmuştur. (Buhârî, Taksîrü’s-Salât, 4; Müslim, Hac, 413) Bu hadis, genel bir yasak getirdiği için Hanefîler bu hükmü kesin kabul etmişlerdir. Günümüzde Diyanet kafileleri çok sıkı güvenlik önlemleriyle hareket etmektedir. Kadınların yalnız değil, belirli bir grup ve sorumlu rehberler eşliğinde gittiği düşünülürse bazı mezheplere göre bu caiz olabilir. Diyanet, genellikle cumhurun içtihadına dayanarak mahremsiz hac ve umreye izin vermektedir. Eğer bir hanım, Hanefi mezhebine bağlı kalmak istiyorsa ve mahremsiz umre kazanırsa ödül hakkını mahremi ile birlikte gitmek şartıyla değerlendirebilir veya başka bir ödüle çevrilmesi için Diyanet’le iletişime geçebilir.

Hocam Resûlullah (s.a.v), Ebû Süfyân'ın kızı Ümmü Habîbe'ye evlilik teklif etmiş

cihad konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Güzel kardeşim benim, Bu sözlerin çok samimi; ona itirazım yok ama istemekle uygun olanı yapmak aynı şeyler değildir. Hiçbir yerde insana ihtiyaç yok, desteğe ihtiyaç var her yerde. Destek de parayla, siyasetle oluyor. Sen yetiştir kendini, kapasiteli biri ol; binlerce şehit hazırlayacak işler yap. Daha iyi bir iş yapmış olursun. Sana dualar ederim.

Selamünaleyküm. Hocam ben 20 yasında bir üniversite ögrencisiyim. Sorum cihadla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Farzı ayın bir durum olmadıkça kadının eşine karşı görevi dışarıdaki bütün görevlerinden daha önemli ve önceliklidir. Bir erkek böyle bir durumda farzı ayın olmayan ya da mubahlığında tereddüt ettiği işlere katılmasına karşı eşine engel getirebilir. Bunun fıkıh boyutu böyledir.

Selamünaleyküm Değerli Hocam. Size sormak istediğim soru, İslami şuura sahip ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir kişinin bir vakit namazına vesile olmak cennetin ta kendisidir.

Selamünaleyküm hocam arkadaşlarımı onu yoldan uzak tutmaya çalışıyorum namaza ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bunlardan tamamen sıyrılarak namaz kılmak neredeyse mümkün değildir. Bu mücadele ile namaz kılmaya alışacaksınız. Namaz kılmak için gayret edeceğiniz gibi namazın içindeki kalite için de gayret edeceksiniz. Cihat budur.

Selamünaleyküm hocam ben 15 yaşındayım 1 senedir namaz kılıyorum elhamdülillah n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu ağır bir iddia olur. Çünkü size farz olması oradaki meseleyi çözmüyor. Orada bir savaştan çok siyasetten desteklenen bir zulüm vardır. Bu zulüm de masalardan yürütülmektedir. Müslümanların masalardaki cihadı ifa etmeleri gerekir. O da her zaman üzerimizde farz bir ibadettir.

Es-selamünaleyküm. Suriye'deki kardeşlerimizin içinde bulunduğu durum hakkında h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İslam'a ait hükümlerle TC'nin kanunlarını aynı tutmayın. Biri dini görev diğeri vatandaşlık görevidir.

Savaştan kaçmanın günah olduğunu okudum hocam. Bu durumda Türkiye’nin savaşa gir

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.