Fetva Meclisi
Soru
Es-selamünaleyküm. Suriye'deki kardeşlerimizin içinde bulunduğu durum hakkında her gün onlarca haber duyuyoruz. Her gün 50'den fazla Müslüman "doğranıyor". Geçen gün 140 Müslüman’ı bıçaklayarak öldürmüşler. Şehid Abdullah Azzam diyor ki "Eğer bir Müslüman ülkesine düşman bir karış bile girse oradaki Müslümanlara cihad farz-ı ayn olur. Eğer onlar düşmanı def etmede yetersiz kalırlarsa bu farziyet en yakındaki Müslümanları da kapsar ta ki bütün dünyadaki Müslümanlara farz-ı ayn olana kadar" Suriye bizim sınır komşumuz olduğuna göre ve onlar düşmanı def etmede yetersiz kaldıklarına göre şuanda Türkiye’deki Müslümanlar olarak bize cihad farz-ı ayn mıdır? Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim benim, Bu sözlerin çok samimi; ona itirazım yok ama istemekle uygun olanı yapmak aynı şeyler değildir. Hiçbir yerde insana ihtiyaç yok, desteğe ihtiyaç var her yerde. Destek de parayla, siyasetle oluyor. Sen yetiştir kendini, kapasiteli biri ol; binlerce şehit hazırlayacak işler yap. Daha iyi bir iş yapmış olursun. Sana dualar ederim.
Selamünaleyküm. Nasıl şeytan, namazımızı ifsat etmek için akla hayale gelmez fitneler üretiyorsa aynı şekilde diğer ibadetleri de hakkıyla yapmamızı engellemek için fitneler üretmektedir. Mü'min insanın cihat etmesi en büyük ibadetlerdendir. O ibadeti hakkıyla yapabilmek için belli bir sıralamanın, zamanlamanın gözetilmesi şarttır. Farzı ayın olanları varken farzı kifaye olan işler üzerinden ecir beklemek efdal olan değildir elbette. Yine de cihat gibi bir ibadeti eda etmekle meşgul olan kardeşlerimizin niyetlerini Allah'a bırakmak uygun olandır. Biz, evla olanın oralara gitmek olmayacağını düşünürüz ama onların niyetlerini irdeleme hakkımızın olmadığını da biliriz.
Kastettiğiniz Suriye’deki durum ise elbette cihat farzdır, tam anlamı ile farzdır ama kime ne kadar ve nasıl farzdır, bunu bilmek zorundayız. Mesela İstanbul’daki bir gence hangi cihat ve nasıl farzdır? Heyecanlı bir yürüyüşe katılmak mı yoksa başka bir görev mi? Dinimizi izlediğimiz haberlerin etkisinde kalarak yönlendirmeye teşebbüs edemeyiz maazallah. Bu heyecanlı ve ağlatan haberler geçtikten sonra, şimdi oluşturduğumuz kuralları nereye oturtacağız? Cihat kıyamete kadar farzdır. Onu farz eden de Allah Teâlâ’dır. Biz nasıl yönlendirebiliriz bir hükmü maazallah! Araştırdığımız şudur: Bize her bir fert olarak cihadın nasılı ve ne kadarı düşmektedir; bunu da ehli olan âlimler ve başımızdaki liderler belirler. Dünya hayatının sonuna kadar kalması için gelmiş bir ümmetiz. Hantallaşarak ya da katılaşarak kıyamete kadar sürecek bir projeyi günümüze daraltamayız. Bu bizim için vebal olur. Zannederim şimdiki asıl cihadımız, ilim adamlarımızı, ümmetimize kendisini hoca olarak lanse edenleri ‘bari böyle bir zamanda bir araya gelecek kıvama’ davet etmektir. Onlar bir arada olamadığı sürece günlük Suriyeler, Halepler, Musullar kaderimiz olmaya devam edecektir.
Elbette kıyamete kadar cihat farzdır. Bunu kimse değiştiremez. Ama kimi yerde cihat kalemledir kimi yerde de dilledir. Bazı yerlerde ise silahladır. Mesela sizin bulunduğunuz yerdeki cihadınız hangi cihattır? Filan yerde zulüm altında olan Müslümanlar varsa, bu onların bağlı olduğu bir Halife'nin olmayışındandır. Bizim gidip onların yanında cihat etmemizin bir yararı yok ki! Onlara siyasette güçlü, malı olan, sözü geçen mü'min kardeşlerinin desteği gerekiyor. Bu da onlara bize hangi cihadın farz olduğunu gösterir bir işarettir.
Selamünaleyküm Esefle ifade etmeliyim ki, müminlerin bir telefon markasını soruşturur gibi birbirlerinin veya bazı isimlerin imanlarını, ahiretlerine ait durumlarını soruşturmaları asla hayra alamet değildir. Zikrettiğiniz ismi şahsen tanımıyorum. İnternet ortamındaki konuşmalarına sadece muttali oldum. O konuşmalarda da şu ana kadar zahiren sakıncalı bir şey görmedim. Allah Teâlâ ona da bize de rızası için çalışmayı kolay kılsın. Şu anda Suriye'de, tarihimizin en ağır vakalarından biri yaşanmaktadır. Rabbimizin huzurunda yüzümüzü kızartacak büyük bir olaylar dizisi ile karşı karşıyayız. Yerden göğe kadar HASBUNELLAH diye haykırmaktan başka yapacak müessir bir iş göremiyorum. Zikrettiğiniz kardeşimizin yaşı çok genç olduğu için yüksek heyecanı, dolu dolu konuşmasını sağlıyor. O konuşmalar da bizdeki gençleri etkiliyor. Bir de silah omuzda fotoğraf çabuk etki ediyor. Suriye'mizde ise sözden çok iş gerekmektedir. Hepimizin yaptıklarını melekler yazıyor, yapmak istediklerimizi de Rabbimiz biliyor. Hepimiz, niyet ve amellerimizin sorgulanacağı yere gidiyoruz. Bu noktada önemli bir hususun altı çizilmelidir: Adeta Suriye'de ilim ehli kimse cihat etmiyor da bir zât geldi, alimler adına da cihad eden biri bulundu şeklinde bir anlayış gayet yersiz olur. Orada nice ilim ehli âlim, cihadın içinde bulunmaktadırlar. Bu kardeşimizin yaptığı da onların yaptığı da inşaallah cihattır. Yeter ki küfrün beli kırılsın, kim kırarsa kırsın ama küfrün beli kırılsın. Ümmetimizi bir bütün olarak alakadar eden hususları ümmet kafası ile düşünmeliyiz. Ben şahsen bir insanın belirli gruplardan olmasını, cihattan men edilmesinin gerekçesi yapılmasını haddi aşmak olarak görüyorum. Cihad ediyor olarak bilinirken diğer müminleri tekfir etmek, cihadın içinde olmadan cihat meydanlarındakileri tekfir edercesine isnatlarda bulunmak ve böylelikle fırkalaşmayı derinleştirmek, tam anlamıyla ümmetin birlik ruhuna vurulan bir darbedir. Bunu asla kabul edemem. Önemli olan küfrün belinin kırılmasıdır; kim kırarsa kırsın onu. Eğer bir gün müminlere silah doğrultulursa, işte o zaman bize saldıran bir düşman gibi görürüz o silahı doğrultanları, velevki cihat (!) ettiklerini zannetsinler.. Suriye gibi bir ateş vadisinde, müminler bir arada görünmelidirler. Allah’tan korkup fitneye alet olmamalıdırlar. Küfür ve uşakları tek yumruk olup üzerimize yürüyorken, her gün yenisi yaşanan acılar yüreklerimizi dağlıyorken, gönül dünyamız artık bu yükü kaldırmaktan yorulmuş ve aciz düşmüşken, yaşanan bunca acı tecrübeler artık aklımızı başımıza getirmiyorsa, gelecek olanı beklemekten başka çare kalmıyor.. Rabbim âhir ve âkıbetimizi hayreylesin.. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz instangram.com/nureddinyildiz
Cevabımızda, Türkiye'deki müminler için farzı ayın olmayacağını söyledik. Ve öyledir. Zira Suriye'deki kardeşlerimizin durumu ortadadır. Onlar için farz-ı ayın olmuştur. Onlar da ellerinden geleni yapmaktadırlar.
cihad konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kişinin bir vakit namazına vesile olmak cennetin ta kendisidir.
Selamünaleyküm. Farzı ayın bir durum olmadıkça kadının eşine karşı görevi dışarıdaki bütün görevlerinden daha önemli ve önceliklidir. Bir erkek böyle bir durumda farzı ayın olmayan ya da mubahlığında tereddüt ettiği işlere katılmasına karşı eşine engel getirebilir. Bunun fıkıh boyutu böyledir.
Bu hadis çok farklı sözlerle rivayet edilmiş bir hadistir. Bunların hiç biri SAHİH HADİS değildir. Önemli bir bölümü de asılsız rivayetlerdir. Ancak hadisin, mantığı nefisle mücadeleyi önemseme üzerine kuruludur ki bu mana zaten genel hatları ile bütün hadislerde vardır. Bir hadisin zayıf da olsa bazı rivayetleri bulunduğu için kökten 'yok' dememeyi tercih ederiz. Fakat bu söz ile Kur'an'ımızın bir numara tuttuğu Allah yolunda cihad küçümsenmek isteniyorsa elbette abes bir talep peşinde bulunuluyor demektir. Muasırımız isimler ve kurumlar hakkında beyanda bulunmamaya dikkat ediyoruz. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bunlardan tamamen sıyrılarak namaz kılmak neredeyse mümkün değildir. Bu mücadele ile namaz kılmaya alışacaksınız. Namaz kılmak için gayret edeceğiniz gibi namazın içindeki kalite için de gayret edeceksiniz. Cihat budur.
Selamünaleyküm. İslam'a ait hükümlerle TC'nin kanunlarını aynı tutmayın. Biri dini görev diğeri vatandaşlık görevidir.