Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz dokunmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ile Mâlikî mezhebindeki ağırlıklı görüşe göre, âdet, lohusalık veya cünüp hâlindeki kimselerin Mushaf’a dokunmaları caiz değildir. Bu konuda genel olarak “O, elbette değerli bir Kur’ân’dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Âlemlerin Rabbi’nden indirilmedir.” (el-Vâkıa, 56/77-80) âyetleri ile Hz. Peygamber’in (s.a.s.), Amr b. Hazm’a yazdığı mektuptaki “Kur’ân’a temiz olandan başkası dokunmaz.” (Muvatta’, Kur’ân, 1) ve “Cünüp kimse ve âdetli kadın Mushaf’tan hiçbir şeye dokunamaz.” (Serahsî, el-Mebsût, 3/152) rivâyetleri delil olarak kullanılmıştır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/143-144; Mâverdî, el-Hâvî, 1/384; Râfiî, el-‘Azîz, 1/293; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/106, el-Kâfî, 1/135; Karâfî, ez-Zahîre, 1/378)
Kur’ân-ı Kerîm’in, ezberden abdestsiz okunabileceği konusunda âlimler arasında ihtilaf yoktur. Bununla birlikte Kur’ân, Allah’ın kelamı olduğu için ezberden okunduğunda abdestli olunması tavsiye olunur. (Nevevî, el-Mecmu‘, 2/69)
Selamünaleyküm. Namaz abdesti gibi abdest olmadıkça, Kur'an hurufatı ile yazılmış bir kağıda el sürmek caiz değildir. Buradaki caiz olmamak yani yasak olmak, zina gibi bir yasak değildir. 'Kur'an'a göstermemiz gereken tazim açısından doğru değildir' şeklinde anlaşılması gerekir. Çok sıkışık bir anda bir mendille tutulabilir, küçük çocuklar için bu hüküm yok sayılabilir. Meal ise bu hükme dahil değildir.
Dinimiz naslar üzerinden yaşanmaktadır. Yani âyet ve hadislerle çizilmiş bir parkurda yürümekteyiz. Mesela, Kur'an'ın yazılı metnine abdestsiz (ya da cünüp olarak) tutulmayacağı hükmü âyette geçmektedir. Ama aynı âyet veya başka bir âyet, abdestsiz okumaktan söz etmediği için fukaha böyle bir hükmü bize aktarmıştır. Kısaca mesele, âyet ve hadislerle bağlı kalmamızdan kaynaklanmaktadır. Bu tür konularda fukahanın yolunu izlemek en iyisidir. Aksi takdirde kaş yaparken göz çıkarmak da mümkündür.
Selamünaleyküm. Baliğ olmayan çocuklar için mecburiyet aranmayabilir. Daha büyükler için ise esasen abdestli olmak şarttır ama içinde bulunduğumuz ortamda bunu ancak tavsiye niteliğinde öğrencilere bildirebilecek durumdayız. Ders veren hoca, abdestli olmanın gereğini anlatmalıdır. Yapılabilecek olan budur.
Dokunamazsınız/dokunmamalısınız.
TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar
Cünüp iken bebeğin emzirilmesi caizdir. Ancak bu durumda olan bir kadının bir an önce gusül abdesti alması uygun olur.
Abdest alma imkânı varken, cuma namazı ile vakit namazları gibi vaktinde kılınamadığı zaman kaza edilen namazların, vaktin çıkacağı endişesi ile teyemmüm ederek kılınması caiz değildir. Zira abdest alındığı takdirde bu namazlara yetişilemediğinde, cuma namazı yerine öğle namazı, vakit namazı yerine ise kazası kılınır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/29) Ancak abdest alması hâlinde kılınmakta olan cenaze ve bayram namazlarını kaçırmaktan endişe eden kişi teyemmüm ederek bu namazlara iştirak edebilir. Mâlikî mezhebinde tercih edilen görüşe göre, abdest alma imkânı varken, abdest veya gusül alındığı takdirde farz namazlardan birinin vakti geçecek ise bu namaz teyemmüm edilerek kılınabilir. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-Devânî, 1/153, 154)
Bir yerde hapsedilen ve abdest alacak su veya teyemmüm yapacak temiz toprak cinsinden bir şey bulamayan kişi, Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre vakte hürmeten namaz kılanların hareketlerini yapar, çıktığında da namazlarını kaza eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/50; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/80) Şâfiî mezhebinde sahih kabul edilen görüş de bu şekildedir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 2/323) Hanbelîlere göre ise bu hâldeyken namaz kılınabileceğinden daha sonra kaza edilmesi gibi bir durum söz konusu olmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/184)
Teyemmüm, bazı durumlarda abdest ve gusül yerine geçen istisnai bir uygulama olup ancak belli bir mazeretin bulunması hâlinde yapılabilir. Abdest ve gusül için su bulunmaz veya bulunur da kullanma imkânı olmazsa her ikisi yerine geçmek üzere teyemmüm yapılır. Teyemmümün su bulunmadığında yapılabileceği âyet-i kerîmelerde açıkça belirtilmiştir. (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) Teyemmümle ilgili hadisler de su bulunamadığında teyemmümün yapılabileceği yönündeki Kur’ân hükmünü teyit etmektedir. Nitekim bir kenara çekilip duran, cemaatle namaza iştirak etmeyen birini gören Resûlullah (s.a.s.), “Ey falan! Neden cemaate iştirak etmiyorsun?” diye sorduğunda adam, “Ey Allah’ın Resulü, cünüp oldum; su da yok” deyince Peygamber (s.a.s.), “Toprağı kullan, o sana yeterlidir.” buyurdular. (Buhârî, Teyemmüm, 9 [348]; Müslim, Mesâcid, 312 [682]) Teyemmüm şu hâllerde yapılır: a) Abdest veya gusle yetecek miktarda su bulunamaması, b) Su bulunduğu hâlde, suya ulaşma imkânının olmaması, c) Su bulunduğu hâlde, havanın çok soğuk oluşu, banyo yapacak yerin bulunmayışı gibi engellerle suyu kullanma imkânının bulunmaması, d) Sağlık açısından suyun kullanılmasının sakıncalı olması, e) Yıkandığı veya abdest azalarını yıkadığı takdirde hastalanması, hastalığının artması veya iyileşme süresinin uzaması, f) Vücudun veya abdest organlarının yarısından fazlasının yara, yanık vb. sebeplerle yıkanamaması. Uzuvlarının yarısından azında yara olan bir kimse ise sağlam olan organlarını yıkar, yaralı olanları mesh eder. Konu ile ilgili bir rivâyette ifade edildiğine göre, cünüp olan yaralı bir kişiye gusletmesi söylenmiş, o da yıkanmış ve bu sebeple ölmüştür. Haber Resûlullah’a (s.a.s.) ulaşınca, “Onu öldürmüşler! …Hâlbuki ona, teyemmüm yeterliydi.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 122 [336]) buyurmuştur.
Yıkanmak için su bulamayan veya soğukta gusül abdesti aldığı takdirde hastalanacağı kanaatinde olan ya da gusül abdesti alabileceği uygun bir yer bulamayan cünüp kimse, teyemmüm ederek namazını kılar. Çünkü bu noktada zaruret oluşmuştur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/27; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/20)
Teyemmüm, su bulunmadığında ya da var olan suyu kullanma imkânı olmadığında abdestsizlik veya cünüplük gibi hükmî kirliliği gidermek amacıyla temiz toprak ya da toprak cinsinden bir şeye sürülen ellerle yüz ve iki kolun mesh edilmesi şeklinde yapılan hükmî temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer hasta iseniz, yolculukta bulunuyorsanız, tuvaletten gelmiş iseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız da su bulamamışsanız temiz bir toprağa yönelip, onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin (teyemmüm edin),” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Teyemmüm edecek kimse, ne için teyemmüm edeceğine (abdeste veya gusle) niyet eder. Parmakları açık olarak ellerini temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye vurur, ileri ve geri hareket ettirerek kaldırır, hafifçe birbirine vurarak ellerini silkeler. Ellerinin içiyle yüzünün tamamını bir kere mesh eder. Sonra ikinci defa ellerini aynı şekilde toprağa vurur ve sol elin içiyle, dirseğiyle birlikte sağ kolunu mesh eder; daha sonra da sağ elinin içiyle sol kolunu aynı şekilde mesh eder. Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar. Ayrıca, abdest veya gusle yetecek suyun bulunması, hastalığın iyileşmesi, suyu kullanabilme imkânının elde edilmesi gibi teyemmüm etmeyi mubah kılan mazeretlerin ortadan kalkması da teyemmümü bozar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/22)