Fetva Meclisi
Soru
Hocam evimizde okunması çok zor olan küçük bir Kur’an vardı. Ayrıca bazı sayfaları da kopmuş şekilde duruyordu. Biz de toprağa gömmek yerine sayfaları yaktık. Âlimlerin de böyle yapılmasında sakınca olmadığını söylediğini duyduğum için yaptık. Ama bazı internet sitelerinde toprağa gömmenin daha uygun olacağını gördüm. Biz bu durumda günah mı işlemiş olduk? Öyleyse de ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Fakihlerimiz arasında yabancı erkekle bir kadının tokalaşabileceğine olabilir diyen biri yoktur. Sadece çok yaşlı bir kadın için tokalaşmak olabilir diyen olmuştur. Yaşadığımız çağa ve mekâna dinimizi en ince ayrıntılarına kadar taşımak zorundayız. En azından bunun için gayret etmek zorundayız. Müslümanlığımız bize uyduğu kadar olamaz. Biz Müslümanlığımızın gereğine uyacağız.
Kâfirlere ait işlerden uzak durmak ateşten uzak durmaktır. Kendinize daha mübah bir eğlence bulun.
Böyle bir ayrıntı yoktur, endişe edilecek bir durum da değildir. Kur'an’ımızı okumak gerekir. Ya da insandan dinlemek gerekir. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Aleykümselâm. Sözünü ettiğiniz site gibi fitne odaklarında tamamen uzak kalmanın, cevap vermeyi bile denemenin doğru olacağını düşünmüyorum.
Uyarırsanız güzel olur.
Selamünaleyküm. Bunu onun eşine anlatmanız doğru olmaz. Onunla irtibata geçmeniz de gerekmez. Siz günahınızdan tevbe edin. Tevbenizi canınız gibi koruyun. Kendinizi salih amellere verin. Kur'an okumaya yoğunluk verin. Namazlarınızı camilerde kılın. İnşaallah kurtulmuş olursunuz.
alim konusundaki diğer fetvalar
Bütün Müslümanların âlim olması beklenemez. İlim bir nasip meselesidir. Allah Teâlâ bazı kullarını ilim ehli olmaları için seçmiştir. Onlar da o yolda ilerleyeceklerdir. Her Müslüman’ın bilmesi gereken bilgi zorunlu din bilgileridir. Mesela namazın farz olduğunu bilmek her Müslüman’ın zorunlu bilgisidir. Namazdaki çok ince ayrıntıları ise bilmeyebilir Müslüman. Ömrünün sonuna kadar bilmediğini öğrenmeye çalışır, öğrendiği ile de amel eder. Böylece Rabbinin rızasını kazanır. Ashab-ı Kiramdan itibaren âlimler, en doğruyu, en uygunu bulmak için çalışmışlardır. Bu çalışma da beraberinde farklı görüşleri getirmiştir. Bunda bir sakınca veya zarar da yoktur. Zira âlimler hiçbir zaman Allah’ın açık emirleri veya yasaklarında tartışmamışlardır. Tartışılan konular zamanla ortaya çıkan konular etrafında olmuştur. Bunda da bir sakınca yoktur. Âlimlerin tartıştığını izleyen Müslüman için endişe edilecek bir durum yoktur. Samimi bir şekilde dinini öğrenmek isteyen bir Müslüman, dünyevi menfaatlerden uzak gördüğü ve âlim olduğuna kanaat getirdiği birisinin görüşleri ile hareket edebilir. En iyisini bulmak elbette arzusu olacaktır. Hasta birisinin en iyi doktoru araştırdığı gibi Müslüman da en iyi âlimi araştıracaktır ama bu araştırma din ve takva üzerinden olmalıdır. Hiçbir âlim tek ve vazgeçilemez değildir. Aynı zamanda âlimler harcanabilir bir kimliğin sahibi de değildirler. Bu iki uç çizginin ortasında itidalli bir yol alış Allah’ın izni ile kurtuluşa yakındır. Müslümanların aralarındaki yardımlaşma alanlarından biri de bilgilerini paylaşmalarıdır. Doğruyu bildiğini zanneden veya öğrendiği kaynağa güvenen onu bir diğer mü'min kardeşine ulaştırmalıdır ama bu ulaştırma baskı ve tek seçenek mantığı ile olmamalıdır.
Âlimlerin talebelerine verdikleri icazet, onlara okuttukları ilmin/konunun öğrenci tarafından öğrenilmiş olmasına şahitlik etmeleri demektir. Bir şeye şahit olmak, onu iyice bilmeyi gerektirir. Eğer size ders veren hocanız öğrendiğine iyice kani olmuş ise size icazet vermesinde de sakınca olmaz. Yalnız icazete özellikle derslerin elektronik ortamlarda yapıldığı kaydı düşülmelidir ki icazet ve şahitlik yerini bulmuş olsun.
Müslüman’ın âlimi görünce elini öpmesinde bir sakınca yoktur ama âlimin insanlara öpsünler diye elini uzatmasında sakınca vardır.
Allah size sabır versin. Kişinin nesep şüphesini gidermesi bakımından mevcut teknik imkânlar ve özellikle DNA testi ciddi sonuçlar vermektedir. Ancak Kur'an’ımız buna benzer bir konu için LİAN denen bir yeminleşme/lanetleşme uygulamasını önümüze koymaktadır. Bu sebeple de muasır âlimlerin büyük bir bölümü, âyetin hükmü açık olduğu için DNA testinin nesep tespiti veya reddinde din açısından belge olmayacağını söylemektedirler. Siz bu konuda şüphenizi gidermiş olursunuz sadece.
Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.
Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.