Fetva Meclisi
Soru
Âlimlerin elinin öpülmesinde günah var mıdır ya da sakıncalı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kadın ancak bekâr olsaydı onlarla evlenmesi caiz olmayacak kimselerin elini öpebilir. Bunun dışındakiler akraba da olsalar ellerine temas edilemez. El öperken ki eğilme bir rükû olarak görülmemelidir.
Âlimler hayvanların melezleştirilmesinde sakınca görmemişlerdir.
Selamünaleyküm. Eli öptükten sonra başa koymak bir örf meselesidir. İnşaallah dinen bir sakıncası da yoktur.
Öyle bir yüzükte sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Hoca değil Peygamber aleyhisselam bile olsa haramdır.
Aleykümselam. Asıl saygı Allah'adır. Onlar bunu söylemekle nasıl Müslümanlık yapmış oluyorlar ki? Kırk veya elli yaş, tokalaşma, el öpme yaşı değildir. Elden etekten geçmiş olmak gerekir ki, kadınlar için bu yaş en az yetmişli yılların yaşıdır. Kendinizi el öpmeye alıştırmayın, eli öpülecek adam olmaya hazırlanın. Allah yardımcınız olsun.
alim konusundaki diğer fetvalar
Âlimlerin talebelerine verdikleri icazet, onlara okuttukları ilmin/konunun öğrenci tarafından öğrenilmiş olmasına şahitlik etmeleri demektir. Bir şeye şahit olmak, onu iyice bilmeyi gerektirir. Eğer size ders veren hocanız öğrendiğine iyice kani olmuş ise size icazet vermesinde de sakınca olmaz. Yalnız icazete özellikle derslerin elektronik ortamlarda yapıldığı kaydı düşülmelidir ki icazet ve şahitlik yerini bulmuş olsun.
Bütün Müslümanların âlim olması beklenemez. İlim bir nasip meselesidir. Allah Teâlâ bazı kullarını ilim ehli olmaları için seçmiştir. Onlar da o yolda ilerleyeceklerdir. Her Müslüman’ın bilmesi gereken bilgi zorunlu din bilgileridir. Mesela namazın farz olduğunu bilmek her Müslüman’ın zorunlu bilgisidir. Namazdaki çok ince ayrıntıları ise bilmeyebilir Müslüman. Ömrünün sonuna kadar bilmediğini öğrenmeye çalışır, öğrendiği ile de amel eder. Böylece Rabbinin rızasını kazanır. Ashab-ı Kiramdan itibaren âlimler, en doğruyu, en uygunu bulmak için çalışmışlardır. Bu çalışma da beraberinde farklı görüşleri getirmiştir. Bunda bir sakınca veya zarar da yoktur. Zira âlimler hiçbir zaman Allah’ın açık emirleri veya yasaklarında tartışmamışlardır. Tartışılan konular zamanla ortaya çıkan konular etrafında olmuştur. Bunda da bir sakınca yoktur. Âlimlerin tartıştığını izleyen Müslüman için endişe edilecek bir durum yoktur. Samimi bir şekilde dinini öğrenmek isteyen bir Müslüman, dünyevi menfaatlerden uzak gördüğü ve âlim olduğuna kanaat getirdiği birisinin görüşleri ile hareket edebilir. En iyisini bulmak elbette arzusu olacaktır. Hasta birisinin en iyi doktoru araştırdığı gibi Müslüman da en iyi âlimi araştıracaktır ama bu araştırma din ve takva üzerinden olmalıdır. Hiçbir âlim tek ve vazgeçilemez değildir. Aynı zamanda âlimler harcanabilir bir kimliğin sahibi de değildirler. Bu iki uç çizginin ortasında itidalli bir yol alış Allah’ın izni ile kurtuluşa yakındır. Müslümanların aralarındaki yardımlaşma alanlarından biri de bilgilerini paylaşmalarıdır. Doğruyu bildiğini zanneden veya öğrendiği kaynağa güvenen onu bir diğer mü'min kardeşine ulaştırmalıdır ama bu ulaştırma baskı ve tek seçenek mantığı ile olmamalıdır.
Allah size sabır versin. Kişinin nesep şüphesini gidermesi bakımından mevcut teknik imkânlar ve özellikle DNA testi ciddi sonuçlar vermektedir. Ancak Kur'an’ımız buna benzer bir konu için LİAN denen bir yeminleşme/lanetleşme uygulamasını önümüze koymaktadır. Bu sebeple de muasır âlimlerin büyük bir bölümü, âyetin hükmü açık olduğu için DNA testinin nesep tespiti veya reddinde din açısından belge olmayacağını söylemektedirler. Siz bu konuda şüphenizi gidermiş olursunuz sadece.
Günah işlediniz diyemeyiz. Yakarken de saygıyı zedeleyecek bir tutum içinde olmadı iseniz mesele kalmamıştır.
Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.
Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.