Fetva Meclisi
Soru
Babamın öz babam olmasından şüphem var. DNA testi yaptırarak gerçeği öğrenmek istiyorum. Günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir insan nikâhlandığı eşi ile altı ay ve daha fazla bir arada olduktan sonra o kadının doğurduğu çocuğu kabul etmesi için uygun ortam ve sebep oluşmuştur şeklinde bir kural vardır. Bir insan eşinin haram ilişki ile başkasından çocuk doğurduğunu zannetmesi/iddia etmesi durumunda ise ancak LİAN uygulaması ile kadını ve çocuğu reddedebilir. LİAN bizzat Kur’an’ın emri olduğu için ( Nur suresi 6-9) onun yerine DNA testi veya başka bir uygulamanın kabul edilmesi mümkün değildir. LİAN yapılmadığı sürece de çocuğu kabul etmek durumundasınız. LİAN şudur: Karısının zina ettiğini veya çocuğunun kendisine ait olmadığını iddia eden ve iddiasını ispat edemeyen koca ile karısı mahkemede özel bir yemin ile yemin eder ve birbirlerini lanetlerler. Bundan sonra da bir daha bir araya gelememek üzere ayrılmış olurlar. Koca dört defa eşinin zina ettiğine ve çocuğun kendisine ait olmadığına yemin eder. Beşincide de “yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun” der. Ardından kadın dört defa kocasının yalan söylediğini belirterek yemin eder. Beşincide de “kocam doğru söylüyorsa Allah’ın gazabı üzerime olsun” der. Hâkim de aralarındaki nikâhı ebediyen kaldırır.
Allah'ın emri için bir zaman belirlemek mümkün olmaz. Bir mü'min ne zaman baliğ oldu ise o zaman bütün emirlere muhataptır. Şu kadar ki, bir emri uygulaması mümkün olmayacak kadar zorluk içinde olursa o emir yapabileceği zamana kadar ertelenmiş olabilir. Buradaki zorluk da kim için ne kadar zorluktur, bu durumu herkes kendi imanı ve yaşadığı şartları arasındaki bir denklemle belirleyebilir. Babanızı incitmemeye çalışarak hareket edin ama Allah'ın emrini kimsenin arzusu veya yasağı ile tartmaya kalkışmayın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ sizlere sabırlar versin. Unutmayın ki bu bir imtihandır. İmtihanlar da Rabbimizin yazdığı kaderde bizler için önemli dönüm noktalarıdır. Bu durum sizin için böyle bir süreç. Elinizden geleni yapmak ve O’na teslim olmak gibi bir sonuç istiyor Allah sizden. Zira çocuk, insanın kendi isteği ile yaptığı bir şey değildir. Çocuğu yalnızca Allah yaratır, O ne zaman dilerse de çocuğumuz olur ya da olmaz. Dualarınızdaki samimiyetinizi ve O’na olan tevekkülünüzü kaybetmeyin. İbadetlerinizdeki ihlasınızı artırma gayretinde olun. Her şey Allah’ın elindedir.
Selamünaleyküm. Günahları hafif görmek, onları yasaklayan Allah'ı korkulacak biri olarak görmemek afettir. Bunun dışında insanın gelgitleri bitmez. İçimizden geçen ayrıntıları benimsemedikçe, dille tekrar etmedikçe onlara takılıp kalmamız gerekmiyor. Allah'a isyan olan bir işte de kimseye itaat etmeyiz. Alenen haram olan bir şeyin haram oluşunu inkâr eden imandan çıkabilir. Allah muhafaza buyursun.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Bacı, Allah Teâlâ sana afiyetler versin. Belirttiğin konuda doktorlarına itimat ediyorsan tüplerini bağlatmanda inşaallah bir sakınca olmaz. Geçmiş olsun.
alim konusundaki diğer fetvalar
Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.
Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.
Müslüman’ın âlimi görünce elini öpmesinde bir sakınca yoktur ama âlimin insanlara öpsünler diye elini uzatmasında sakınca vardır.
Âlimlerin talebelerine verdikleri icazet, onlara okuttukları ilmin/konunun öğrenci tarafından öğrenilmiş olmasına şahitlik etmeleri demektir. Bir şeye şahit olmak, onu iyice bilmeyi gerektirir. Eğer size ders veren hocanız öğrendiğine iyice kani olmuş ise size icazet vermesinde de sakınca olmaz. Yalnız icazete özellikle derslerin elektronik ortamlarda yapıldığı kaydı düşülmelidir ki icazet ve şahitlik yerini bulmuş olsun.
Bütün Müslümanların âlim olması beklenemez. İlim bir nasip meselesidir. Allah Teâlâ bazı kullarını ilim ehli olmaları için seçmiştir. Onlar da o yolda ilerleyeceklerdir. Her Müslüman’ın bilmesi gereken bilgi zorunlu din bilgileridir. Mesela namazın farz olduğunu bilmek her Müslüman’ın zorunlu bilgisidir. Namazdaki çok ince ayrıntıları ise bilmeyebilir Müslüman. Ömrünün sonuna kadar bilmediğini öğrenmeye çalışır, öğrendiği ile de amel eder. Böylece Rabbinin rızasını kazanır. Ashab-ı Kiramdan itibaren âlimler, en doğruyu, en uygunu bulmak için çalışmışlardır. Bu çalışma da beraberinde farklı görüşleri getirmiştir. Bunda bir sakınca veya zarar da yoktur. Zira âlimler hiçbir zaman Allah’ın açık emirleri veya yasaklarında tartışmamışlardır. Tartışılan konular zamanla ortaya çıkan konular etrafında olmuştur. Bunda da bir sakınca yoktur. Âlimlerin tartıştığını izleyen Müslüman için endişe edilecek bir durum yoktur. Samimi bir şekilde dinini öğrenmek isteyen bir Müslüman, dünyevi menfaatlerden uzak gördüğü ve âlim olduğuna kanaat getirdiği birisinin görüşleri ile hareket edebilir. En iyisini bulmak elbette arzusu olacaktır. Hasta birisinin en iyi doktoru araştırdığı gibi Müslüman da en iyi âlimi araştıracaktır ama bu araştırma din ve takva üzerinden olmalıdır. Hiçbir âlim tek ve vazgeçilemez değildir. Aynı zamanda âlimler harcanabilir bir kimliğin sahibi de değildirler. Bu iki uç çizginin ortasında itidalli bir yol alış Allah’ın izni ile kurtuluşa yakındır. Müslümanların aralarındaki yardımlaşma alanlarından biri de bilgilerini paylaşmalarıdır. Doğruyu bildiğini zanneden veya öğrendiği kaynağa güvenen onu bir diğer mü'min kardeşine ulaştırmalıdır ama bu ulaştırma baskı ve tek seçenek mantığı ile olmamalıdır.
Günah işlediniz diyemeyiz. Yakarken de saygıyı zedeleyecek bir tutum içinde olmadı iseniz mesele kalmamıştır.