Fetva Meclisi
Soru
Kuşların melezleştirilmesi dinimizce sakıncalı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman’ın âlimi görünce elini öpmesinde bir sakınca yoktur ama âlimin insanlara öpsünler diye elini uzatmasında sakınca vardır.
Hayvan neslini ıslah etmek ve verimini artırmak amacıyla bir hayvana kendi cinsi olan başka bir hayvandan sun’î tohumlama yapılmasında dinen bir sakınca olmadığı gibi bu yolla üretilen bir hayvanın kurban edilmesinde de sakınca yoktur.
Dinen bir sakıncadan söz etmesek de anlamlı bulamadık.
Bu yöntemin, insan sağlığı açısından sakıncası olmadığı sürece sakıncası olmaz.
Abdest suyunun üzerimize sıçramasının namaza mani olması bakımından bir sakıncası yoktur.
Böyle bir şey abdesti bozmaz.
alim konusundaki diğer fetvalar
Firavun’un sözünü ettiği cezayı infaz edip etmediğine dair Kur'an’ımızda bir bilgi yoktur. Müfessirler âyetlerdeki işaretlerden yola çıkarak yorumlar yapmışlardır. Yaygın görüşe göre sihirbazları şehit etmiştir. Bu nedenle seleften bazı âlimler onlar için “sabah sihirbaz akşam şehit” ifadesini kullanmışlardır. Bazı âlimlere göre de Firavun infaz etmeye vakit bulamadan helak olmuştur. Her iki görüşü de tutarlı kılan dayanaklar bulunmaktadır. Şu kesindir ki, sihirbazlar imansız olarak gittikleri meydandan Allah’ın rızasını ve cennetini kazanarak çıkmışlardır.
Din bilgileri konusunda uzman olana ÂLİM denir. Bilgi düzeyinin çok yüksek olduğu konusunda sıkıntı olmayan büyük âlimlere de büyük âlim anlamında ÂLLAME denir.
Bizim kullandığımız SELAM, dinimizin en mukaddes kelimelerinden ve dualarından biridir. Selam Allah’ın isimlerindendir. Biz selam verirken karşımızdakine “Allah’ın emniyeti senin üzerine olsun” demiş oluruz. Bu ise kâfire söylenemez. Bu nedenle Müslüman kâfire selam vererek söze başlamaz. Âlimler bunu haram görmüşlerdir. Buna bir zaruret de yoktur esasen. Zira bu asırda selam yerine farklı ifadeler kullanılmaktadır. Merhaba, iyi günler veya benzeri ifadeler kullanılabilir. Yasak olan Allah’ın ismi olan Selam kelimesinin kullanılmasıdır. Medeni bir iletişim kullanılmasında sıkıntı yoktur. Evet, kâfire selam verilmesi haramdır.
Öyle değil durum. Biz bir geminin yolcularıyız. Onlar gemiyi delerse onlarla beraber biz de batarız. İçine kapanmış bir Müslümanlık Allah’ın bizden istediği Müslümanlık değildir. Bunu çok yanlış düşünüyorsunuz. Münafıklar ümmetin içinde sürekli fitneyi ve bölünmeyi körüklerler. Onlar bilinmezse içimizde fitne büyür, yaygınlaşır. Dine karşı sarsılmaz bir iman yerine en önemli dini iman esaslarından bile şüphe eden bir nesil gelir sonunda. Ve münafıklar kompleksli yani kendi öz kimliği olmayan tipler oldukları için onların faaliyetleri yaygınlaştıkça toplumda kompleksli, şahsiyetsiz bir nesil oluşur maazallah. Onlar bir tür kanser hücresidir. Münafıklar aktif oldukça insanları Allah’a davet eden, dinin yaşanması ve yaşatılması için çalışan âlimler, hocalar kimlik sahibi olamazlar. Onların hedefinde ilk eskitilecek şahsiyetler olarak peygamberlerin varisleri olan âlimler vardır. Bu nedenle münafıklar, Allah’tan belalarını bulsunlar mantığı ile tavır sergileyemeyiz. Onlarla fiili bir savaşa belki gerek yoktur, o ortam da oluşmayacaktır ama fikri bir mücadeleden hiçbir zaman en azından kendimizi koruma açısından geri duramayız.
İmam Rabbani’nin Mektûbat’ı bereketli bir kitaptır. Belli bir ilim seviyesi hatta belli bir özel tasavvuf bilgisi olmayan için neredeyse HİÇBİR FAYDASI olmaz; gayet ağır ve özel bir konu etrafında yoğunluğu olan bir kitaptır. Onun yerine bir ilmihal okumanız daha iyi olur. Riyâzü’s Salihîn alın, şerhi ile onu okuyun. Az olan vaktimizi en iyi şekilde değerlendirme yollarını bulmalıyız. Allah’a emanet olunuz.
Haklısınız, âlim hatta müçtehit olmak biyografisi yazılamaz olmak değildir. Onlar da bizim gibi bir hayat yaşamışlardır. Bu dünyanın insanı olarak yaşadılar. Camilerde, çarşılarda, caddelerde insanlarla beraber oldular. Ticaret yaptılar, cihat yaptılar, seyahat yaptılar. Yazar oldular, ders okuttular, ders dinlediler. Ev geçindirdiler, insanlarla alakadar oldular. Bu dünyanın insanı olarak ahiret mantığı ile yaşadılar. Kendilerinden öndekileri örnek aldılar sonrakilere de örnek oldular. Allah onlardan razı olsun. Onlar: 1. Büyük niyetli insanlardı. Diploma, makam gözlerine girmedi. Maaşlarını Allah’tan alacakları ecirler olarak ayarladılar. Medreselerini tam olarak ahiret tarlası gibi kullandılar. Bu da onları güneş gibi yaptı; perdesi açık olan her eve ışık olarak girdiler. 2. İlimleri ile amel ettiler. O başka bu başka mantığı onları ezmedi. İnsanlar onların sözlerinde bulduklarını tavırlarında da buldular. Onların bazıları bu yüzden zindanlarda ömür bitirdiler. 3. İlim yolculukları hep mezarda bitti. Âlim oldukları için öğrenmeye ara vermediler. İlmi ibadet olarak gördüklerinden tıpkı namazı bir ara bırakmayı düşünmedikleri gibi ilim öğrenmeyi de ölmeden önce hiç bırakmadılar. Kimi kitabının başında öldü, kimi bir şey öğrenmek için çıktığı yolda öldü. Onları dinleyenler ağızlarından sürekli “la edri/bilmiyorum” sözünü duydular. Sürekli talebe, sürekli heyecanlı yaşadılar. 4. Onlar ilim insanı olarak ilmin seviyesini koruyan bir çevrede yaşadılar. İlmin onurundan taviz vermeye yanaşmadılar. Dünyaya tenezzülsüz idrakleri onları kimseye minnet etmeden yaşamaya sevk etti. Bir yandan ilimlerini yaydılar bir yandan da kendilerini eritmediler insanların içinde. Ulaşılabilir ama harcanamaz insanlar olarak yaşadılar. Riya ile vakar arasında muazzam bir denge kurdular. Kibri kanser gibi gördüler, tevazu ile bilindiler. Ucub korktukları bir düşmanları gibi idi. 5. Şüphelendirebilecek, itham altında bırakacak işlerden uzak durdular. 6. Görüntülerinin kimliklerine uygun olmasına özen gösterdiler. Mütebessim ama vakur kimlikle bilindiler. 7. Siyasete mesafeli durdular. Siyasetçilerin onları adeta kullanmasına izin vermediler. 8. Talebelerine babalık yapmayı becerdiler. Bir ilim talebesi onlardan birinin yanında yıllarca kaldı. Onun yediğini yedi, onun giydirdiği ile yetindi. Evlenmesi onun eli ile oldu. Allah onlardan razı olsun. Zamanlarının güneşi gibi enerji yayıp Rablerine gittiler. Bize mükemmel bir ilim serveti bıraktılar. Bir ücret istemediler, telif hakkından söz etmediler. Bize dua ettiler bizden dua istediler. Allah onları varisleri oldukları peygamberlerle buluştursun. Bizleri de gölgelerinde tutsun. Âmîn.