Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Bir fetvanızda ortak kurban kesimiyle ilgili, bir ortağın niyeti kurban kesmek değil de et yemek vb. ise diğer ortakların da kurbanı boşa düşer demişsiniz. Peki hocam, biz tüm ortaklar kurban kesmek için toplanıyoruz. Ancak herkesin kalbini bilemiyoruz. Ortaklardan birinin niyeti farklıysa ve diğer ortakların bundan haberi yoksa yine aynı şey geçerli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Böyle bir durum, diğer ortakların kurbanının da boşa gitmesi şeklinde sonuç doğurur.
Aleykümselam. Can alıcı noktayı siz tespit etmişsiniz. Bir ortağın 'kurban niyeti dışında' bir niyetle ortak olması bütün ortaklar için kesileni et yığınına dönüştürür. Kardeşlerinizin bu kadar açık bir ibadet bilmezlikleri varsa siz o kurbandan başka kurban kesin. Babanızın hatırı için de ona ortak olun. Yalnız böyle bir ithamda hassas olmalısınız. Ağır bir yük olur omuzlarınızda hatalı bir karar verirseniz.
Selamünaleyküm. İmanında şüphe olmayan biri günahkar da olsa kurbana girebilir ama böyle bir tereddütten sonra diğerleri onu ortak almamalıdırlar
Aleykümselam. Allah Teâlâ, kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez. Yapamadıklarımızı gerçekten yapamıyorsak mesele yok demektir.
Selamünaleyküm. Buna adak denmektedir. Böyle bir karar veren kararına uymalıdır.
Selamünaleyküm. Kurban önemli bir ibadettir; tertemiz yapmaya çalışmalıyız. Böyle tereddütler içinde ortaklık olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Direkt öğrenciye verilmesi zekât olarak geçerli olması için yeterlidir. O öğrenciden yarı zorla masrafa harcatılması ise takdir edersiniz ibadete şüphe getirir. Bu nedenle öğrencilere masrafları karşılamak için onlara da yükümlülük düşeceğini izah ettikten sonra onlara verilecek paradan bunu karşılamalarını isteyerek bir nebze kolaylaştırılabilir mesele.
Selamünaleyküm. Faize kim nerede ne kadar bulaşırsa o kadar günaha girmiş olur, bunun tereddüdü yoktur. Devlet memuru olmak, devlet emrettiği için yapmak bir farklılık olabilir. Bu farklılık ise helal duruma getirecek düzeyde olmaz zannederiz. Zira devletin vatandaşına ceza kesmesi ile bankanın faiz borcu alması bir nebze farklı görülebilir ama sizin de gördüğünüz gibi mü'minin kalbini rahatsız eden bir durum vardır.
Selamünaleyküm. Başkasının yatağını kullanmada bir sakınca yoktur. Özel bir endişe söz konusu ise kullanmamalıdır.
Aleykümselam. Genel prensip olarak KIRINTIYI BİLE İSRAF ETMEMEK üzerinden hareket edildiğinde tabağın dibini temizlemek Sünnettir denmektedir. Esasen Sünnet olan şey daha kapsamlıdır, o da KIRINTIYI BİLE İSRAF ETMEMEK olan Sünnet'tir.
Selamünaleyküm. Bunu HARAM olarak anlamayın. Bu bir sıkıntı oluşturabilecek tutumdur. Pek çok insan böyle bir öpücükle kendini helak etmiştir. Tehlikelidir, kaçınmak gerekir diyoruz ama haramdır demiyoruz. Sizin için de baba için de durum budur.
Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.