Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben İstanbul’da medreseye giden bir kardeşinizim. Medreseye başlama amacım insanlara Allah için bir katkımın bulunmasıydı. Hem de aldığım ilmi her zaman tekrar edeyim unutmayayım diyordum. Fakat bir süre sonra çok ders çalışıyor oluşum ve sağladığım başarıdan dolayı insanlar beni övmeye başlayınca, daha hırs yaptığımı, düşük alırsam arkadaşlarım ne der korkusunda olduğumu ve yaptığım işlerde insanlardan da tebrik beklemeye başladığımı fark ettim. İnsanlar beni övsün diye başarılarımı da anlatır oldum. Bu halden nasıl kurtulabilirim? İşin başında Allah için başladığım şeyde şu an insanların rızasına döndü gibi hissediyorum. Bu durum omuzlarımda çok büyük yük olmaya başladı.
Cevap
Benzer fetvalar
Bir babanın kızına çalışmasını emretmesi ancak açlık şartlarında olabilir. Bunun haricinde böyle bir emir vermesi dinen hakkı olmaz. O bir nebze size karşı nazını kullanıyordur. Bir kere babanıza karşı hırçınlığa asla yanaşmayın. Sözlü ve nazla çözmeye gayret edin. İkinci olarak da kızlara ders verme imkânını değerlendirebiliyorsanız onu yapın. Üçüncü olarak da açıkça bir harama iliştiğinizi anladığınızda kimseyi dinlemeyin ve evinize çekilin. Dördüncü olarak, babanızın sizi bir medreseye göndermemesi itaat edilmesi gereken bir emri durumundadır. O duruma itiraz edemezsiniz. Buna göre ortalama kararı siz verin.
Eğer gerçekten Allah için bir iş yapmayı düşünüyorsan öncelikli olarak kendini yetiştirmelisin. Yıllarca medreselerde ilim tahsil edenler bile her şeyi yapamıyorlar, yaptıklarından netice alamıyorlar. Şeytan seni böyle bir işle oyalayabilir, dikkatli ol. Sen çevrendeki bir imama ya da bir derneğe git ve neler yaparsan faydalı olabileceğini soruştur, dediklerini yap. Anlattığın şey bir tür eğlenceye benziyor.
O kardeşte terslik yoktur. Her konuştuğunu etkileyeceğini zanneden biri olarak sende aşırılık var. Toplum böyledir; beşi anlar sekizi anlamaz, kimi zaman hiç kimse anlamaz. Sabırla devam edeceksin. Taşlara konuşur gibi konuşacaksın ama yılmayacaksın. Sen peygamberlerden biri de olsan durum böyle idi. Bugün anlamaz yarın anlar o. Yarısını anlar, birazını anlar. Hiç anlamaz ama yıllar sonra, senden çıkan bir kelime ona hayat verir. Biz bilemeyiz bunları, Allah bilir. Kalplerin sahibi odur. Tesir verecek olan odur. Seni dinleyenlerin hangisi, sonu iyi getirecek bilmezsin. Özellikle şunu da bilmelisin ki, senin gayen Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmaktır. Onun rızası da kişilerin sayısına, aldığın olumlu tepkilere göre değildir. Aksine senin çalışıyor olman, bir kelime duyurmak için çırpınıyor olman seni kazandıracaktır. Öyle yap; insan sayma, dönüşüme takılma. Allah için çalışıyor olmaya bak. Göreceksin ki, ufukta çok daha güzel şeyler olacak biiznillah. Allah mübarek etsin.
Şunu çok iyi bilin ki sizin içinde bulunduğunuz durum, insanoğlunun genel durumudur. Siz sadece bu durumu hissetmekle farklı hale gelmiş bulunuyorsunuz. Keşke bütün insanlık sizin hissettiklerinizi hissedebilse; kurtuluşu ne çabuk olurdu, bir bilseniz! Sizi tebrik etmek istiyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü sizin sorun ve endişe olarak dillendirdiğiniz şeyler, sizdeki sancılar, büyük bir açılımın, yüreğe su serpen umudun işaretleridir. Siz adeta, Kur'an okuyan kardeşini öldürmeye giden Ömer'deki heyecan ve parlayan gözleri yansıtıyorsunuz. Bu nedenle, gelecekteki huzurlu günleriniz, Allah'a açılan yolunuz nedeniyle sizi tebrik etmek istiyorum. Endişe edecek bir durumunuz yoktur. Ama sizin bu halinizin şeytanı endişelendirebileceğini, o da endişelendikçe beyninize çullanacağını elbette tahmin edersiniz. O da nihayetinde bir kişi kaybetmektedir. Meleklerin kazandığı her insan onun kaybettiği bir dost demektir. Şunu bilin yeter: Rabbimiz bizi büyük bir imtihan için göndermiştir. Gözümüzle gördüğümüz her şey, kulağımıza gelen her ses, elimizle tuttuğumuz ne varsa onlar, Rabbimizin bizi imtihan etmek için önümüze çıkardığı nesneler durumundadır. Bizim iyi veya kötü dememiz, yararlı veya zararlı görmemiz bu gerçeği değiştirmeyecektir. Ve ne kadar imtihan şuuru ve heyecanıyla canlı kalabilirsek kazanma ihtimalimiz de o kadar yüksek olacaktır. Bu kurala, haramlar/farzlar gibi mübahlar da dahildir. Biz imtihan olarak, sadece haramlara bulaşmamayı, alkol tüketmemeyi, faiz yememeyi anlarsak eksik anlamış oluruz. Bilakis, gençliğimizi nasıl geçirdiğimizi, Rabbimizin bize lütfettiği nimetleri, zekâmızı, güzelliğimizi, yeteneklerimizi, çevremizi nasıl kullanıp yönlendirdiğimizi de bir imtihan konusu olarak görmeliyiz. Zenginin malını harcamasını, zekât verip vermediğini, sadakayla ilgilenip ilgilenmediğini irdelediğimiz kadar genç bir kızın gençliğini, tertemiz zekâsını, becerilerini nerede ve ne için tükettiğini, imkânlarını insanlığa baki bir eser olarak kalacak şekilde kullanıp kullanmadığını da soracaktır Rabbimiz. Zor olan da budur zaten. Bunun için sizin, henüz pratik hayata atılmadan önce böyle bir idraki yakalayacak sürece girmiş olmanızdan ötürü tebrik etmek istedim. Fitneler ve kaygan zeminler çağında Allah Teâlâ'nın bir kulunu kendi yolunda kullanması, değeri takdir edilmeyecek büyük bir nimettir; şükür ve tebrik gerektirir. - Allah Teâlâ'ya karşı kulluk hissinizi canlı tutun. O'nun rızasının üstünde bir amaç edinmeyin. O'nun yolunda olmayı gaye edinin. Başınız açık, eteğiniz kısa bile olsa, O'nun kulu olmanın yegâne maksat olacağını, bunun da sizi kurtaracağını yani O'nun kapısında olduktan sonra başı açıkların, eteği kısaların bile kurtulanlardan olacağını bilin. Buna inanın, bununla dolun taşın. Şeytanın sizi ürkütmesine, O'nun kapısının büyüklüğünü bilmeyenlerin sözlerine aldırmayın. - Namazı en büyük gösterge olarak hiç ihmal etmeyin. Yarım vakit bile olsa kılın namazı. O sizi cennete doğru çekecektir. - Yalnız kalmayın. Mü'min bir cemaatin içinde olmaya çalışın. Kiminle ve nerede beraber olacağınız konusunda acele etmemeniz gerekir. Bilgi ve heyecanınız arttıkça bir noktadan sonra yerinizi bulacaksınız biiznillah. - Olaylardan ve sıkıntılardan yılmayın. Sabırsız bir adım dahi gidemezsiniz. Hemen değil vakti gelince olacak her şey. - Anne babanızın dini durumu ne olursa olsun, onları ezecek bir iş yapmayın. - Bilhassa evlenme yani bir erkeğin zimmetine girme konusunda duygusal olmamaya çalışın. - Mezuniyetiniz sonrası ve iş ortamı gibi konularda muhakkak istişareler yapın. Bir insanın aklı bütün insanlığa yetecek çapta olsa dahi kendine yetmeyebilir. - Aralıksız dualar yapın. Kendinize, anne babanıza, bütün insanlara dualar edin. Allah'tan bıkmadan usanmadan isteyin. Size dualar ediyor, iyi haberlerinizi bekliyorum. Allah yâranınız yardımcınız olsun.
Bu düşünceniz işlediğiniz eski hatalardan daha ağır bir hatadır. Siz adeta Allah Teala’nın sizi affedemeyeceğini söylemiş gibi oluyorsunuz. Siz neden tevbenizi yapıp ona sarılmıyorsunuz? Tevbe edin tevbesini koruyan tertemizdir, tertemiz ne demek biliyor musunuz? Şeytan sizi onun için daha ucuz bir yöntemle bitirmek istemektedir, akıllı davranmanız ve sizin onu bitirmeniz gerekir değil mi? Tekrar düşünün ve kendinize yeni bir rota belirleyin. Yapmanız gereken budur.
Kıymetli kardeşim, öncelikle daha kendilerini bile tanımakta aciz ve yetersiz insanların senin hakkında gelişigüzel söyledikleri sözlere inanıp neden bütün hayatını silebilecek kadar büyük bir düşünceye gidiyorsun. Bu kadar ehil olmayan insanların, öylesine konuşmuş olmak için konuşup söyledikleri sözlerin senin hayatında bu kadar önemli bir yer alabilmelerine asla izin verme. Öncelikle bu işlerde uzman olan biriyle özgeçmişinle beraber bir istişare yap. Neleri eksik yaptığını öğren, nerelerde yetersiz olduğunu öğren, neyin yanlış olduğunu öğren. Bunları hallettikten sonra yapman gerekenleri en güzel şekilde yapıp gerisini tamamen Allah'a bırak. Allah'a tevekkül et. O senin için hayırlı olanı sana nasip edecektir. Ne bilirsin belki de istemekte acele ettiğin şey senin için hayır değil de şerdir ve bu yüzden Allah azze ve celle seni bu işten uzak tutuyordur. Zamanı gelince belki sana da içini ferahlatacak kapılar açacaktır. Bunların bir imtihan olup senin bu imtihanlardan güzelce geçmen gerektiğini unutma. Ve kendine, etiketleyici ve umut kırıcı değil de umut verici, yol gösterici saliha arkadaşlar edinmeye önem ver. Dualarını da Allah'tan yardım istemeye, hidayet istemeye, rahmet istemeye göre yap. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
başarı konusundaki diğer fetvalar
Mesleğiniz ve mesleğinizi icra ediş tarzınız helal ise o meslekten aldığınız sizi öven değerleri teşhir etmenizde biiznillah sakınca olmaz.
KADIN DOKTORLAR BAŞARILI DEĞİL sözüne inanmak istemiyorum. Bunun genellenmesi kul hakkı ihlali olur. Belli alanlarda bir zafiyetten söz edilebilir. O kadarı doğrudur. Her alanda ve kadın ve erkek için geçerli olabilecek bir kural olarak şunu söyleyebilirsiniz: Size başarısız bir doktor rastlamıştır. Meselenin fıkıh boyutuna gelince durum şöyledir: Kadının kadın doktora gitmesi gerekir. Kural budur. Uzmanlık ve tecrübe açısından kadın yetersiz ise erkeğe gidilmesinde de hiçbir sakınca yoktur. Buradaki hassas nokta, KADIN DOKTORLAR BAŞARILI DEĞİL sözünün bir kadın uydurması olması ve genelleme yapılması durumu ile mesela size ait özel durumun böyle rastlaması arasındaki farktır. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.
Kıymetli kardeşim gerek iraden için, gerek namazlarındaki istikrar ve devamlılığın için bu konuda başarılı ve gayretkâr insanlarla arkadaşlıklar kurmaya çalış. Onlarla samimiyetini geliştirmeye çalış. Çevreni böylesi insanlarla inşa et. Bunun yanı sıra bu konularla alakalı kitaplar oku. Bu okuma sürecini her gün olacak şekilde en az üç aylık bir süreye yay. Günün en az kırk dakikalık bir kısmında sakin bir yere geçip bu konular hakkında tefekkür et. Tefekkür vakitlerinde dikkatinin başka yerlere kaymamasına da dikkat et. Ve bolca dua et. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.