Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben öğretmenlik görevinin ikinci senesinde olan bir kızınızım. Daha önce de size yazmış olduğum gibi kendime mühlet verdim bir sene çalışıp ayrılacağım diye. Ancak çeşitli vesilelerle bu seneye de başlamış oldum ama artık çalışma hayatını götüremeyeceğimi çok derinden hissediyorum. Bunu aileme ağlayarak anlattım, huzursuz ve mutsuz olduğumu ve artık ayrılmam gerektiğini söyledim. İkisi de razı değiller. Babam bırakıp evde duracaksan kabul ediyorum başımın üstüne dedi ama medreseye gitmek yok dedi. Hocam ben Risale-i Nur cemaatinde yaklaşık on yıldır derslere gidiyorum ve zaman zaman kalıyorum artık oranın bir talebesi gibiyim. Çalışma ortamının sakıncalarını, hanımların yerinin evi olması gerektiğini, Allah yolunda beraberce koşturmak istediğim kardeşlerim, ablalarım ve tabi en başta hocamdan öğrendim. Babam da beni çalışma hayatından eden şeyin bu olduğunu bildiği için beni bu şekilde engellemeye çalışıyor. Başka bir medreseye gideyim dedim hiçbir yeri kabul etmiyor. Ya ev ya iş diyor. Hocam iş hayatında kalmaya artık tahammül edemiyorum. Bu sene büyük sınıfları verdiler bana ve erkek öğrencilerim ben sınıfta bulunduğum halde hiç olmayacak davranışlarda bulunuyorlar. Bana karşı değil ama birbirlerine karşı belden aşağı şakalar yapıyorlar. Mecburen görmezden geliyorum ruhum kaldırmıyor artık. Dönem sonunda da tamamen kızlara eğitim verebileceğim bir okula geçme ihtimalim var. Hergün günahların kucağına gitmek bana çok acı veriyor hocam. Tamamen evde durmak da benim gibi yetişmiş biri için neredeyse imkânsız. Medreseyi de babam kabul etmiyor. Bu durumdan Allah’ı razı edecek kararı nasıl vereceğim?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Güzel kardeşim tartışmalardan uzak kalmaya çalışarak en doğrusunu yapıyorsun. Buna rağmen ara ara yeniden benzeri şeylerle karşılaşma ihtimalin var. Bunu en baştan bilip kendini buna hazırlarsan daha rahat edersin inşallah. Bunların yanı sıra babanın sakin olduğu zamanlarda bazı meselelerde farklı düşündüğünüzü bazı meselelere farklı baktığınızı fakat bunun baba kız ilişkinize asla zarar vermemesi gerektiğini tatlı bir dille konuşuverin. Bu konuşma sırasında onu ne kadar çok sevdiğinizi, ona ne kadar minnettar olduğunuzu dile getirin. Akabinde de aranızdaki bu ilişkinin daima iyi gitmesini ve asla zarar görmemesini istediğinizi dile getirin. Onun da size yardımcı olmasını isteyin. Siz de bu konuda elinizden geleni yapın. İnşaallah durumunuz daha iyi olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bir babanın aç ve açıkta kalmadığı sürece kızını çalışmaya, memur olmaya zorlama hakkı yoktur. Babanın bu istekleri ile sürtüşme, esnek cevaplarla geçiştir. Çalışıyor görün. Kazanırsan ihtimal tercihleri lehine olacak şekilde yaparsın. Kazanmasan da kavga etmemiş olursun. … Seni henüz evlenmeden önce oy ve benzeri bir şeyle imanından ele alan biri senin eşin olursa bir gün kendi kazdığın kuyuya düşersin. … Kız kardeşinin yanına gitmen evden uzak kalman açısından isabetli olabilir. Bir arada durabilirseniz iyi olur. Seferîlik meselesini ise zorunlu olunca aşabilirsin.
Kızım, bir kere şunu bilmelisin. Senin babanın köyü de dâhil taciz edilmeye karşı garantili bir yer ve alan yok gibidir. Bu hayatı imanını ve iffetini koruyan bir mücahide olarak geçireceksin. Kaderin ve kaderimiz budur. Bunu kesin bir bilgi olarak kenara koy. Dolayısıyla kaçarak değil korunarak yaşamaya bak. Hemşirelik mübarek bir meslektir. Terk etmeni sana tavsiye edemem. Hemşire ol. İffetin ve ahlâkınla işe gir. Kendini koruyamayacağını anlarsan o zaman bırakmayı düşünürsün. Senden iyi haberler bekliyoruz.
Allah Teâlâ seni muhafaza buyursun, ümmetin güçlü bir fidanı olarak seni yaşatsın. Asıl düşüncen bugünün olsun. Bugün imanı güçlü, enerjisi taze bir genç olarak kalmaya bak. Bunu öncelikli yap. İlerideki bir planı tasarlarken bugün şeytanın maazallah avucunda erime tehlikesi yaşama. Önce bugün. Yarın ise babanın teklifine de hazır ol yeni bir açılıma da. Eğer sen o güne kadar bu iradeni sarsmadan kullanabilirsen o gün biiznillah en iyisini yapmaya muktedir olabilirsin. O güne gelinceye kadar güçlen. Bulunduğun alanı zorla toparlayan değil hakkını veren biri olarak sürdür. Hiçbir işte zayıf kalmaya hakkımız yoktur. Allah’a emanet olasın.
Anne ve babanızı karşınıza almanız ancak açık bir haram durumuna sizi iterlerse caiz olur. Okul risk taşıyor ise riskten ötürü bu sürtüşmeye girmeyin. Haram, riskten daha ileri gelir ve burnunu gösterirse onlara itaat etmeniz gerekmez. Diğer ilimlere ve hafızlığa gelince o heyecanı koruyun, niyetinizi temiz tutun, Allah size pek çok kapılar açacaktır. Siz zihin ve yürek dünyasındaki imtihanı kaybetmemeye bakın. Rabbim yardımcınız olsun.
baba konusundaki diğer fetvalar
Evet, o malın size intikali sizin için tertemiz helale dönüşme nedeni olmayacaktır. Siz Müslüman olmayan kardeşlerinize de bırakmayın hissenize düşen o malı. Payınızı alın. Onu iyilik yapılacak kurumlara veya kişilere verin. Böylece en iyisini yapmış olursunuz.
Size en yakın müftülüğe gidip dini destek alarak en doğrusunu yaparsınız.
Babanızın sofrasına oturmanız, bir kız çocuğu olarak sizin için vebal oluşturmaz. İnşaallah babanızın maaşı da olduğu gibi haram değildir. Maaşın bütününü haram yapan bir noktadan değil de içinde harama bulaşan noktasından bakarız meseleye. Ciddi bir tevbe ile inşaallah kapanır günah. Allah’a emanet olunuz.
Babanın kesin olarak eksik kalan ibadetlerini hesaplayın. Şüpheli olmasın. Verilmemiş şu kadar yıl deyin. Kesilmeyen kurbanların kesilmesi diye bir şey yoktur. Onun yerine kurban parası kadar sadaka verilebilir. Fitreleri de o yılın miktarı üzerinden verebilirsiniz. Zekâtta ise zaman aşımı yoktur, verilmeyen zekât verilir. Ne kadar borcu olduğunu hesaplamanız gerekir. Tahmini olmaz.
Para gönderen kardeşler, “babamızın gönlü olsun, rızasını kazanalım” amacıyla gönderdi iseler, gönderdikleri parayı babalarına hibe etmiş oldular. Şimdi hibe ettikleri şeyden geri gelmeleri caiz olmaz; o evde payları kadar hisseleri olur. Parayı, arsası babadan biz de ortak olacağız diye gönderdi iseler şu anda hisseleri kadar evin ortağıdırlar. Onların ortak olduğu hisse mirasa dâhil olmaz. Babalarına borç verdi iseler, mirastan o borç geri alınabilir. Şüphesiz bu üç ihtimalde de ilk para gönderme anındaki niyet önemlidir. O niyeti de ancak Allah Teâlâ bilir. Herkes niyetine göre Rabbinin huzurunda hesap verir. Ya da bir belge veya şahit getirerek durumu ispat ederler.
Şöyle: Çocuk, baliğ olmayana diyoruz. Bunu da on beş yaşı olarak tespit edebiliriz. Babası zengin olan çocuğa zekât verilemez. Çünkü babası onun geçimini temin etmekle yükümlüdür, o da zengindir. Babası fakir olan çocuğa ise yaşı ne olursa olsun zekât verilir. Çocukluk bittikten sonra ise babasının fakir veya zengin olması önemli değildir. Baliğ olduktan sonra kendisinden kendisi sorumludur; fakirse zekât alabilir.