Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Hanefi mezhebine bağlıyım. Babamla geçen akşam tartıştık ve beni evden kovdu. Ben de eşime eşyalarını hazırla gidiyoruz dedim ama annem araya girdi ve eşime engel oldu. Eşimi seni boşarım diye uyardım. Benimle gelmeyince kızıp arkasından üç sefer “boş ol” diye bağırdım ve şimdi çok pişmanım. Yardımcı olursanız çok sevinirim, ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Kesinlikle eşinizle beraber bir müftülüğe gidip yüz yüze durumu anlattıktan sonra evlilik hayatına devam etmeniz gerekiyor. Uzaktan yönlendirilecek durumu aştığınızı zannediyorum. Allah ayağımızı kaydırmasın.
Selamünaleyküm. Bu evliliğin ikinci kuruluşu ağır bir sıkıntı barındırıyor. Şu anda devam etmesinde bir anlam olmadığı gibi mümkünlük de yoktur. Siz, size en yakın müftülüğe giderek bu ayrıntıyı anlatıp bir yardım almalısınız.
Böyle bir eşten boşanmak istemeniz normaldir. Tam sizin anlattığınız gibi bir ailede eş olarak bulunmak zordur. Yalnız siz yarın “keşke yapmasaydım” dememeniz için aile büyükleriniz veya sizi bilen birileri ile iyi bir istişare edin. Allah yardımcınız olsun.
Eşinizle beraber size en yakın müftülüğe gidip sözlü müracaat yaparak cevap alın. Daha huzurlu bir kalple yola devam edersiniz. Siz ve eşiniz muhakkak bulunsun.
Sizin durumunuz, bir müftünün önünde bizzat görüşülmesini gerektirmektedir. Allah'a emanet olun.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
baba konusundaki diğer fetvalar
Evet, o malın size intikali sizin için tertemiz helale dönüşme nedeni olmayacaktır. Siz Müslüman olmayan kardeşlerinize de bırakmayın hissenize düşen o malı. Payınızı alın. Onu iyilik yapılacak kurumlara veya kişilere verin. Böylece en iyisini yapmış olursunuz.
Babanın kesin olarak eksik kalan ibadetlerini hesaplayın. Şüpheli olmasın. Verilmemiş şu kadar yıl deyin. Kesilmeyen kurbanların kesilmesi diye bir şey yoktur. Onun yerine kurban parası kadar sadaka verilebilir. Fitreleri de o yılın miktarı üzerinden verebilirsiniz. Zekâtta ise zaman aşımı yoktur, verilmeyen zekât verilir. Ne kadar borcu olduğunu hesaplamanız gerekir. Tahmini olmaz.
Bir babanın kızına çalışmasını emretmesi ancak açlık şartlarında olabilir. Bunun haricinde böyle bir emir vermesi dinen hakkı olmaz. O bir nebze size karşı nazını kullanıyordur. Bir kere babanıza karşı hırçınlığa asla yanaşmayın. Sözlü ve nazla çözmeye gayret edin. İkinci olarak da kızlara ders verme imkânını değerlendirebiliyorsanız onu yapın. Üçüncü olarak da açıkça bir harama iliştiğinizi anladığınızda kimseyi dinlemeyin ve evinize çekilin. Dördüncü olarak, babanızın sizi bir medreseye göndermemesi itaat edilmesi gereken bir emri durumundadır. O duruma itiraz edemezsiniz. Buna göre ortalama kararı siz verin.
Babanızın sofrasına oturmanız, bir kız çocuğu olarak sizin için vebal oluşturmaz. İnşaallah babanızın maaşı da olduğu gibi haram değildir. Maaşın bütününü haram yapan bir noktadan değil de içinde harama bulaşan noktasından bakarız meseleye. Ciddi bir tevbe ile inşaallah kapanır günah. Allah’a emanet olunuz.
Para gönderen kardeşler, “babamızın gönlü olsun, rızasını kazanalım” amacıyla gönderdi iseler, gönderdikleri parayı babalarına hibe etmiş oldular. Şimdi hibe ettikleri şeyden geri gelmeleri caiz olmaz; o evde payları kadar hisseleri olur. Parayı, arsası babadan biz de ortak olacağız diye gönderdi iseler şu anda hisseleri kadar evin ortağıdırlar. Onların ortak olduğu hisse mirasa dâhil olmaz. Babalarına borç verdi iseler, mirastan o borç geri alınabilir. Şüphesiz bu üç ihtimalde de ilk para gönderme anındaki niyet önemlidir. O niyeti de ancak Allah Teâlâ bilir. Herkes niyetine göre Rabbinin huzurunda hesap verir. Ya da bir belge veya şahit getirerek durumu ispat ederler.
Şöyle: Çocuk, baliğ olmayana diyoruz. Bunu da on beş yaşı olarak tespit edebiliriz. Babası zengin olan çocuğa zekât verilemez. Çünkü babası onun geçimini temin etmekle yükümlüdür, o da zengindir. Babası fakir olan çocuğa ise yaşı ne olursa olsun zekât verilir. Çocukluk bittikten sonra ise babasının fakir veya zengin olması önemli değildir. Baliğ olduktan sonra kendisinden kendisi sorumludur; fakirse zekât alabilir.