İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Menopoza geçiş ve menopoz dönemindeki kadından gelen kanamalar, hac veya umre görevlerinin yerine getirilmesine engel olur mu?

Cevap

Uzmanların belirttiğine göre menopoz sürecine giren kadın, kesintisiz bir yıl âdet görmez ise menopoza girmiş demektir. Buna göre henüz menopoza girmemiş bir kadın, hac ve umre sırasında kanama gördüğünde âdet hükümlerine göre amel eder. Menopoza girmiş bir kadından gelen ise özür kanı olarak kabul edilmektedir. Bu durumda olan kadının, bir kadın doğum uzmanına muayene olup kanamasının âdet kanı mı yoksa özür kanı mı olduğunu tespit ettirmesi uygun olacaktır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıkıh kaynaklarında, bir kadının hangi yaşta menopoza gireceği hususu ihtilaflı bir konu olmakla birlikte genel olarak elli beş yaş kabul edilmiş, bu yaşı doldurmadıkça kendisinden gelen kanın âdet olduğu belirtilmiştir. Ancak bu hüküm zamanın tıbbi bilgi ve tecrübelerine dayanmaktadır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/516) Menopoz, kadınlarda gebe kalma ve doğurma yetisinin sona ermesiyle âdetten kesilme hâli demektir. Menopoz dönemine geçiş sürecinde âdet düzensizlikleri ve âdet günlerinde değişiklikler meydana gelebilir. Uzmanların belirttiğine göre bir kadın kesintisiz bir yıl âdet görmez ise artık menopoza girmiş demektir. Buna göre menopoza geçiş sürecindeki bir kadından gelen kan âdet kanı olarak kabul edilir. Menopoza girmiş bir kadından gelen kan ise özür kanı olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla menopoza girdikten sonra görülen kanamalarda özür hükümlerine göre amel edilir. Menopoza geçiş dönemindeki kadının, bir kadın doğum uzmanına muayene olup, kanamasının âdet kanaması mı yoksa özür mü olduğunu tespit ettirmesi ve ibadetlerini ona göre yapması uygun olur.

Menopoza geçiş döneminde kanaması olan bir kadın ibadetlerini nasıl yerine getir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Uzmanların belirttiğine göre menopoz sürecine giren kadın kesintisiz bir yıl âdet görmez ise menopoza girmiş demektir. Menopoz dönemine giren bir kadından gelen kanamalar, âdet değil istihâze (özür) kanaması olarak kabul edilir (Kâsânî, Bedâî’, 3/200). Buna göre, menopoz dönemine girdikten sonra devamlı kanama gören kadın, her namaz vakti için abdest alır, abdest bozan başka bir hâl meydana gelmedikçe, bu abdestle o vakit içerisinde dilediği kadar namaz kılar ve diğer ibadetleri yapar. Namaz vaktinin çıkmasıyla veya başka abdest bozan bir hâlin meydana gelmesiyle abdesti bozulur (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/106-107). Menopoz döneminde görülen kanamanın devamlı olmaması hâlinde ise sadece geldiği anda abdest bozulur.”

Menopoz dönemindeki kanamalarda ibâdetler nasıl yerine getirilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Menopoz döneminde olan bu kadın tıbbi olarak normal yaş, fizyolojik özellikler taşıyorsa öncesinde tıbbi bir muayene gerekmektedir. İlaç kullanınca kanaması oluyorsa aybaşı olan kadının hükmüne tabi olur. Ancak gelen kanamanın özellikle adet renklerinden kırmızı ve siyah olması gerekmektedir. Lekelenme aybaşı sayılmayabilir.

Hocam menopoz başlangıcı düşünülen bir kadın aybaşı olmak için günlük hap kullan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Âdet görme çağındaki kadınlardan gelen kanamalar kan renginde olmayıp bulanık olsa bile tercih edilen görüşe göre ister âdet günlerinin başında ister sonunda olsun âdet kanından sayılır. Kadınların âdet günleri, Hanefî mezhebine göre en az üç, en çok on gündür. İki âdet arasındaki temizlik süresi ise en az on beş gündür. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/34; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29) Âdet geciktirici ilaçlar, her zaman etkili olmayabilir. Dolayısıyla ilaç kullanılmasına rağmen âdet görmek mümkündür. Buna göre bir kadın, âdet geciktirici ilaç kullandığı hâlde bu ilaç tesirsiz kalmış ve bir önceki âdetinin bitiminden itibaren on beş gün geçtikten sonra âdet kanı renginde bir kanama gelmiş ve bu kanama en az üç gün devam etmişse âdetli sayılır. Bu durumda namaz kılınamaz, oruç tutulamaz ve umre veya ziyaret tavafı yapılamaz. Ancak söz konusu kanama on günden fazla devam etmişse mûtat olan âdetinden sonrası istihâze (özür) sayılacağından kılmadığı namazlarını ve tutamadığı oruçlarını kazâ eder, şayet tavaf yapmışsa bu tavafı geçerli olur. Diğer yandan uzmanların ifadesine göre bu tarz ilaçların yan etkisi olarak bazen âdet dönemi dışında âdet kanaması niteliğinde olmayan lekeler görülebilmektedir. Bu durumda söz konusu lekelenmeler, fıkhen istihâze (özür) hükmünde kabul edilip buna göre hareket edilir. Özür kanı gören bir kadın ise namazını kılar, orucunu tutar. Şu kadar var ki kadınların âdet görmesi, sağlıklı olduklarını gösteren doğal bir durumdur. Dolayısıyla herhangi bir zaruret olmadıkça ibadet gerekçesiyle de olsa bu doğallığa müdahale edilmemelidir.

Âdet geciktirici hap kullandığı hâlde yine de leke gören bir kadın namaz, oruç v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tıbben hamileliğinizde bir hastalık, düşük gibi bir durum yoksa Hanefi mezhebine göre gelen kanamayı özür/istihaze kabul etmeniz gerekmektedir. Tıbben de kadının hamilelik döneminde kanama görmesi normal görülmediği gibi adet olarak da kabul edilmemektedir. Hamilelik döneminde bir kere dahi olsa gelen kanama Hanefi mezhebine göre hareket eden bir kadın için hastalık kanaması yani istihaze olmuş olur. Bu durumda kanama gelmeye devam ederken engelleyebiliyorsa tampon gibi dezenfekte edilmiş bir malzeme ile kanamayı engelleyerek namazını kılması, engelleyemiyorsa kanama devam ederken her namaz vakti yeni bir abdestle namazını eda etmesi gerekmektedir.

Hocam hamile bir kadının bir kereliğine kanaması olursa namaz kılabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eğer doktoru menopoz döneminin başladığını belirttiyse, aradan geçen yedi aylık süre menopozun tespiti için oldukça yeterlidir. Bu nedenle, gördüğü akıntı siyah veya kırmızı renkli olmadığı sürece adet (hayız) kanı olarak kabul edilmez. Menopoza giren kadınların yeniden adetli sayılabilmeleri için kırmızı veya siyah renkte kan görmeleri gerekir. Ancak doktor tarafından henüz menopoza girmediği söylenmişse, bu durumda gelen kahverengi akıntı adetin başlangıcı sayılır. Henüz doktora gitmemişse menopaza girdiğine de hükmedemez bu sebeple en kısa sürede bu durumun tespiti için doktora müracaat etmesi gerekir.

Halam 49 yaşında. Yedi aydır adet görmüyordu ancak bugün yatsı namazından sonra

KADINLARA ÖZGÜ HALLER konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre ne maksatla olursa olsun, Şâfiî mezhebine göre ise hac veya umre yapmak amacıyla Harem bölgesine girmek isteyen kişinin, mikât yerinden ihramlı geçmesi gerekir. Hac veya umreye giderken sebebi ne olursa olsun ihrama girmeksizin mikât sınırından geçen kişi, henüz hac veya umre vazifelerinden birine başlamadan önce geri dönüp âfâkîler için olan bir mikât mahallinden ihrama girerek tekrar içeri girerse bir ceza gerekmez. Geri dönmezse bulunduğu yerden ihrama girer ve bu davranışı sebebiyle ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/164-165; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/10-15) Âdetli veya lohusa olmak, ihrama girmeye engel değildir. Dolayısıyla bu hâlde olan bir kadının mikât sınırlarını geçmeden, ihram namazı kılmaksızın niyet ve telbiye getirmek suretiyle ihrama girmesi gerekir. Âdetli bir kadın, tavaf dışındaki bütün hac vazifelerinde diğer hacıların bağlı olduğu hükümlere tâbidir. (Buhârî, Hayız, 1 [294]; Müslim, Hac, 119-120 [1211])

Bir kadın, âdetli veya lohusa olduğu için ihrama girmeden mîkâtı geçip Mekke’ye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre temettu‘ haccı yapmak üzere umre ihramına girdikten sonra âdet gördüğü için umre tavafını yapamayan ve Arafat’a çıkma zamanına kadar temizlenemeyen kadın, saçını kesmeden umresini kalben iptal eder ve yeni bir niyet ve telbiye (ihrama girenlerin lebbeyk şeklinde başlayan zikir cümlelerini söylemesi) ile hac için ihrama girerek Arafat’a çıkar. Bu şekilde hareket eden kadın, ifrad haccı yapmış olduğu için şükür kurbanı kesmesi gerekmez. İptal ettiği umreyi haccını tamamladıktan sonra kazâ eder. Bundan dolayı da ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban edilmesi gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/160-161) Nitekim Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Vedâ haccında Hz. Âişe (r.anhâ) Mekke’ye vardıktan sonra umreyi yapmadan âdet olmuştu. Hac zamanına kadar da temizlenemeyeceği için Hz. Peygamber (s.a.s.) ona, umre ihramını iptal etmesini ve Arafat’a çıkılacağında hac için ihrama girmesini söyledi. Hz. Âişe’ye (r.anhâ) hacdan sonra yapamadığı umreyi kazâ ettirip bir de kurban kestirdi. (Buhârî, Hayız, 1, 15 [294, 316]; Müslim, Hac, 111-120 [1211]) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu durumdaki bir kadın, umresini iptal etmez, kırân haccına niyet eder ve vakfesini yapmak üzere Arafat’a gider. Arafat dönüşünde hac ve umre niyetiyle bir tavaf ve bir sa‘y yapar. Ayrıca kırân haccı için kurban keser. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/170-171)

Temettu haccına niyet eden bir kadın, özel hâli sebebiyle umresini yapamazsa, do
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hadesten tahâret, tavafın vâcibi olduğu için (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129) âdet ya da lohusa iken umrenin tavaf ve sa‘yini yapıp saçını keserek ihramdan çıkan kadının bir dem; küçükbaş kurban etmesi gerekir. Şâfiî mezhebine göre ise hadesten tahâret, tavafın geçerlilik şartıdır. Bu nedenle âdetli olarak yapılan tavaf ve sa‘y geçerli olmaz. Dolayısıyla bu durumdaki kadının temizlendikten sonra tavaf ve sa‘yi yeniden yapması gerekir. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden saçını kestiği için ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban etmesi veya üç gün oruç tutması ya da altı fakire sadaka vermesi gerekir.

Âdetli ya da lohusa iken umrenin tavaf ve sa’yini yapıp, saçını keserek ihramdan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Arafat ve Müzdelife’de vakfe yapmak, şeytan taşlamak ve ihramdan çıkmak için hadesten tahâret şartı aranmaz. Buna göre âdetli olarak Arafat’a çıkan bir kadın Arafat ve Müzdelife vakfelerinden sonra şeytan taşlayıp saçını keserek ihramdan çıkabilir.

Âdetli olarak Arafat’a çıkan bir kadın, Arafat ve Müzdelife vakfelerinden sonra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizde farz olan ibadetler, gerekli şartları taşıyan kadın-erkek herkesin yapması gereken bireysel ibadetlerdir. Bu ibadetleri yapması için eşlerin birbirlerine engel olması caiz değildir. Bununla birlikte Hanefî ve Hanbelî mezheplerine göre haccın farz olması için gidip gelinceye kadar yeterli maddî imkânın yanı sıra kadının yanında bir mahreminin de bulunması gerekir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/419; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/230) Şâfiîlere göre üç veya daha fazla güvenilir kadın, yanlarında eş veya mahremleri olmasa da hacca gidebilir. Mâlikî mezhebine göre ise bir kadın, güvenilir bir grup içerisinde olması hâlinde tek başına hacca gidebilir. Ancak kadınlardan oluşan bir grup içinde olması tavsiye edilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/216; Desûkî, Hâşiye, 2/9-10) Bu itibarla Hanefî mezhebine göre evli bir kadının kendisiyle birlikte gideceği bir mahremi yoksa hacca gitmesi uygun değildir. Ancak kocasının iznini ve rızasını alan bir kadın, güvenilir bir hac organizasyonuyla Şâfiî ve Mâlikî mezheplerini taklit edip mahremsiz olarak hacca gidebilir. Haccın gerekli şartlarını taşıyıp yanında bir mahremi olan kadının farz olan hacca gitmesine eşi engel olamaz. Buna hakkı yoktur. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/231) Umre farz olmadığı için yanında mahremi olsa bile kocasının izni olmadan bir kadın umreye gidemez.

Evli bir kadın, kocasının iznini almadan veya yanında mahremi olmadan hac veya u

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.