Fetva Meclisi
Soru
Eşim İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyor. Yılbaşı günü yaptığı online dersin bitiminde öğrencilerine “Merry Christmas” dediğini işittim. Bunun Hristiyanların dini bayramlarını kutlama anlamı taşıyacağı için Allah korusun iman dairesinden çıkarabileceğini söyledim. Hocam bu söz elfâz-ı küfürden midir? Eşimle nikâh tazelememiz gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Mushaf’ı, hakaret kastederek yere atmak dinden çıkmaktır. Maazallah öyle bir şey yapan yeniden iman etmedikçe mü'min sayılmaz. Kastı hakaret olmayan, sizin örneğinizde olduğu gibi sinirlerine hâkim olamadan yaptığı bir eylem olduğunda ise küfür olmayacağı umulur ama yine de istiğfar etmesi gerekir. Kur'an’ımızı her türlü saygıyla ve titizlikle yüce tutmak gerekmektedir. Bu bir iman meselesi olarak görülmelidir.
Selamünaleyküm. Eşinizin bir erkek olarak, onu dinden çıkaracak sözler sarf etmesi aranızdaki nikâh akdini düşürebilir. Kullandığı sözleri zabt ederek durumu size en yakın bir müftülüğe gidip soruşturun. Aksi takdirde nikâhsız kalabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bir suçu bilmeden işlemek dinden çıkarmaz ama ikaz edilince istiğfar etmek gerekir. İkaza rağmen devam eden için ise o tehlike söz konusudur muhakkak.
Evet, derinleştirilirse bu söz insanı dinden çıkarabilir ve nikâhı düşürebilir. İnşaallah o derinlikte söylenmemiştir. Ciddi ve kalıcı bir tevbe ile tevbe edin. Bu durumu kendiniz ve aile hayatınız için bir ders olarak görün. Daha dikkatli bir Müslüman olarak yaşamaya çalışın. İnşaallah bir sorun olmaz.
Eşinizin size "kâfir" demesi ve ağır hakaretler etmesi dinen son derece ciddi bir konudur. Bir Müslümanı kâfir olarak nitelemek büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Kim birine 'Ey kâfir!' derse ve o kişi gerçekten kâfir değilse bu söz sahibine döner." (Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111) Nikâh açısından ise iki durum vardır: Eğer eşiniz, sizin gerçekten İslam’dan çıktığınızı kastederek "kâfir" diyorsa bu küfür hükmüne girer ve kendisi İslam'dan çıkmış olabilir. Bir kişinin küfre düşmesi durumunda nikâh da düşer. Eğer öfke ile bilinçsizce veya aşağılamak amacıyla söylemişse bu küfür hükmüne girmez ama büyük bir günah işlemiş olur. Bu durumda nikâh düşmez ancak şiddetli bir günah işlediği için tövbe etmesi gerekir. Aile içi saygısızlık ve psikolojik şiddet, İslam’da kabul edilemez. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır." (Tirmizî, Menâkıb 63) buyurmuştur. Evlilikte temel değerler olan sevgi, merhamet ve saygı bozulduysa kadının hakkı gözetilmelidir. Kocanız sürekli kötü davranıyor, hakaret ediyor ve psikolojik şiddet uyguluyorsa öncelikle eşinizle ciddi bir konuşma yapmalısınız. Onun bu davranışlarını kesinlikle kabul etmediğinizi belirtmeli ve tevbe edip değişmesi için adım atmasını istemelisiniz. Bu konuda aile büyüklerinden veya güvenilir saygın bir âlimden destek alabilirsiniz.
Bu sözde kişinin sevdiğine sevgisini abartarak anlatma vardır. Allah Teâlâ'ya karşı imanı zarara uğratacak bir saygısızlık yoktur. Bu nedenle bunu söyleyenin dinden çıkacağı iddia edilemez. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Mümin, içinde Allah geçen sözcükleri kullanırken çok dikkat etmelidir. Mesela bu söz, kullanılmasa daha iyi olur.
bayram konusundaki diğer fetvalar
Kadınlara bayram namazı vacip değildir. Buna rağmen evde erkekler bayram namazını eda ediyorlarsa onlarla cemaat olup kılmış olsalar bir sakıncası olmaz. Esasen Hanefi uleması bayram namazını evlerde kılmayı uygun görmemektedirler. Diğer ulemanın bu konudaki fetvası ile hareket edilmesinde biiznillah sakınca yoktur.
Güzel kardeşim, namaz yaşayan insana farzdır. Hastane odasındaki Cuma kılmıyor. Sağlık önemli değil en önemlidir. Ortada sağlık açısından büyük bir insanlık sorunu var. Cuma namazları ve cami cemaatleri keyfi bir kararla men edilmedi. Ortadaki sorun bunu gerektiriyordu. Belki geç bile kalınmış bir karardı. Kaldı ki bayram namazı, Cuma namazı ayarında bir ibadet değildir. Cumanın kılınamadığı bir yerde bayram namazı da tabii olarak kılınamaz. Önemli olan bizim, fırsat olsa idi yüreklerimiz ve bedenlerimizle camiye koşmaya hazır olmamızdır. İşin o boyutuna bakalım. Ya Sağlık Bakanlığı bayram namazı için toplanılmasında sakınca olmaz diyecek ya da Din İşleri Yüksek Kurulu bu konuda, “olur” diye bir karar verecek. Bu gerçekleşinceye kadar da herkes evinde bayramı hak etmeyi bekleyecek. Din ve sağlık konusunda hamasi hislerle konuşmamak gerekir. Allah yardımcımız olsun.
Onların özel dini vakitleri veya bayramları gibi bir günde, Ziyaret esnasında onların dinlerine ait bir işi veya şekli yapmaya mecbur ediyorlarsa, Orada görülen ve duyulanlardan etkilenme riski bulunuyorsa, Ziyaret eden kişinin çevresinde ağırlığı olduğu için o dinin tanıtımı açısında etkisi olacağı zannediliyorsa ziyaret caiz olmaz. Bunun haricinde tavsiye edilmiyor olsa da caiz görülür.
Ramazan Bayramı gibi bir bayramda ibadetler haricinde şu dört sonucu getirmelidir: a. Allah’a şükür etme vesilesi olmalıdır. Sıhhatle oruç tutabilmiş olmak, bayrama kavuşmak üzerinden şükür edilmelidir. Şükür ortamı oluşturulmalıdır. b. Sevinmeli ve sevindirmelidir. Kişi kendisi sevinmeli, etrafındakileri sevindirmelidir. c. Sılayırahim ihya edilmelidir. d. İslam kardeşliği canlı tutulmalı ve güçlendirilmelidir.
Dinle bağlantılı olmayan günlerini, törenlerini tebrik etmekte bir sakınca olmaz ama din içerikli olarak yaptıkları işlerde onları tebrik etmek haramdır.
Bizim bayramdan anladığımız TATİLDİR. Tatili de uzatabildiğimiz kadar uzatmak hoşumuza gidiyor. Dinimizin bayramda anlatmak istediği tatil değil BAYRAMDIR. Mü'minler oruçlu bir aydan sonra günahlarından kurtulmanın sevincini bayram olarak yaşarlar, bu da bir günde biter. Kurban bayramında da kurban kesme ibadeti uzun sürebilecek bir iş olduğu için dört gün sürer o bayram. Anlaşılacağı gibi bakış açısına göre idrak de değişebiliyor. Bayramdan tatil anlayanlar için sonuç başkadır, bayramdan ateşten azat edilmeyi anlayanlar için başkadır.