Fetva Meclisi
Soru
Kıymetli hocam Diyanet önümüzdeki ay için Kudüs ziyareti planlamış. Kalbimiz Mescid-i Aksa’mızı özellikle bu dönemde ziyaret edip bir nebze de olsa özlemimizi gidermekten yana. Ama bir taraftan boykot edip diğer taraftan bu ziyaretle onlara maddi anlamda destekte bulunma korkusu yaşıyoruz. Bu durumda böyle bir ziyareti yapmamızda herhangi bir sakınca olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Hayır, vebal söz konusu değildir. Bu bir bakış ve tercih meselesidir. Ya da yüreği kavuran bir hasreti ucuza söndürmeme meselesidir.
Bak güzel kardeşim, Mel'un nesil, Mescid-i Aksa’da namazı engelledi diye küplere biniyoruz, sinirleniyoruz. Zillet burada başlıyor zaten. Bu bir ölü salası gibi bağırıştır. O mel'un neslin oradaki varlığı meşru mudur ki Mescid’imizde namazı engellemesine ahlanalım? Her gün yeni bir tavizle bizi zillete razı ediyorlar. Mesela bugün Namaza izin verdi diye bir haber çıksa tekbir getirip sevinecek miyiz? Ümmetimiz bu kadar küçük hesapların içine çekilmemelidir. Rabbim bize iz’an ihsan etsin. Dua edelim, ayakta durmaya gayret edelim.
Eşinizin böyle bir izin vermeme hakkı vardır. Mesafe olsa da olmasa da bu hak onun hakkıdır. Bunu takdir etmeli idiniz. Eşinizin sizinle beraber gelip öyle bir yolculuğu size yaptırma konusundaki anlayışı ise eşler arasındaki ilişki düzeyi ile alakalı bir durum olmalıdır. Zaruri bir durum olmadıkça kadınların beraberlerinde bir mahremleri olmadan doksan km’den uzun bir mesafeye yolculuk yapmaları caiz değildir.
Tercihinizi Gazze'deki müminlerden yana yapsanız çok daha iyisi olur. Allah kabul etsin. Âmin.
Yüzde yüz haklısınız. Sizin gibi düşünüyorum, sizi haklı buluyorum, üstüne söyleyecek bir söz de bulamıyorum. Sadece sizden dua istiyorum. Ben de size dua ederim.
Topraklarımızdaki zulümlere karşı belki yapabileceğimiz en basit ama en olabilecek şey kalbimizi zalimlere karşı buğz ile doldurmaktır. O buğzun gereği olarak da elimizden gelebilecek başta ekonomik ne varsa onu yapabilmek. Geresini Allah’a arz edeceğiz.
diyanet konusundaki diğer fetvalar
İnsülin şeker hastalarının tedavisinde iğne ile kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç gıda ve keyif ihtiva etmemektedir. Bu sebeple orucu bozan şeylerin mantığı açısından orucu bozmamaktadır. Diyanet’in fetvası bu prensibe dayanmaktadır ve isabetlidir. Eski kitaplarımızdaki “vücuda alının her şey orucu bozar” şeklindeki ifadeler o hâliyle anlaşılınca insülin de bozar denebilir ama fıkhın temel ilkeleri, orucun ana hükümleri açısından Diyanet’in fetvası ile amel edilebilir. İmkânı olan ise aynı ilacı iftardan sonra kullanmalıdır. Evla olan budur.
Şu an Diyanet'in verdiği bilgilere güvenmek zorundayız. Ayrıca bu tür tartışmalardan uzak durmanızı tavsiye ederim.
Şöyle yapın: Diyanet İlmihal’inde görmediğiniz ibadetleri farz ibadetlerle bir tutmayın. Onları yapmamakla kendinizi eksik görmeyin. Bunun haricinde nafile olarak önünüze konan namaz ve oruç gibi ibadetlerden kabiliyetinizin ve imkânlarınız açısından yapabildiklerinizi yapın. Yapamadıklarınızın yerine yapabileceğiniz bir başka nafile yapın. Haramlardan uzak bir hayat yaşamayı ilke edinin. Bu ilkenizde kimse ile münakaşa etmeyin. Ailenizle de olsa kimse ile tartışmayın. Allah için yaptığınızı kulla öğütmeyin. Daha iyisini yaptığınızı göreceksiniz.
Hanefi mezhebine göre bir kadının mahremi olmadan üç günlük (yaklaşık 90 km) veya daha uzun bir yolculuğa çıkması caiz değildir. Bu hüküm, kadının can, mal ve namus güvenliği için konulmuştur ve birçok klasik fıkıh kaynağında yer almaktadır. (Hidâye, İbn Âbidîn, Fetâvâ-i Hindiyye gibi). Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde güvenli bir yolculuk ortamı varsa kadının mahremsiz umre ve hac yapabileceği görüşü de bulunmaktadır. Şafiiler özellikle güvenilir bir kadın grubu veya kafile ile gidildiğinde mahremsiz hac ve umrenin caiz olduğunu söylemişlerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘). Peygamber Efendimiz aleyhisselam, “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmadan üç günlük mesafeye yolculuk yapması helâl değildir.” buyurmuştur. (Buhârî, Taksîrü’s-Salât, 4; Müslim, Hac, 413) Bu hadis, genel bir yasak getirdiği için Hanefîler bu hükmü kesin kabul etmişlerdir. Günümüzde Diyanet kafileleri çok sıkı güvenlik önlemleriyle hareket etmektedir. Kadınların yalnız değil, belirli bir grup ve sorumlu rehberler eşliğinde gittiği düşünülürse bazı mezheplere göre bu caiz olabilir. Diyanet, genellikle cumhurun içtihadına dayanarak mahremsiz hac ve umreye izin vermektedir. Eğer bir hanım, Hanefi mezhebine bağlı kalmak istiyorsa ve mahremsiz umre kazanırsa ödül hakkını mahremi ile birlikte gitmek şartıyla değerlendirebilir veya başka bir ödüle çevrilmesi için Diyanet’le iletişime geçebilir.
Namazda imam olmakla alakalı kural şöyledir: Eğer resmi makam bir imam tayin etti ise belirttiğiniz özelliklere bakılmaz. Zaten yetkili makam “namaz kıldırabilir” vasıfta birini tayin edecektir. Eğer resmi imamın olmadığı bir yerde birkaç kişi namaz kılacaklar ve birini imam yapacaklarsa o özellikler sıra ile aranır. Bu da namazın olmazsa olmaz şartlarından değil “daha faziletli olma” şartlarındandır.
Kur’an’ı anlamak için doğru bir tefsir seçmek çok önemlidir. Yeni başlayanlar için şu tefsir ve mealler faydalı olabilir: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali: Dil ve açıklama açısından sade ve anlaşılırdır. İlk okuma için uygun olabilir. Mahmut Toptaş'ın "Kur'an-ı Kerim Şifa Tefsiri" ve Ömer Çelik'in "Hakkın Daveti Kur'an-ı Kerim Meali ve Tefsiri’ni" okuyabilirsiniz. Ayrıca, uzun tefsirlerden çekinmeden bölüm bölüm okumayı deneyebilirsiniz. İlk adımda sabırla ilerlemek ve anlamayı ön planda tutmak önemlidir. Allah sizlere bol bereketli ilim nasip etsin ve Kur’an yolculuğunuzda yardımcınız olsun.