Fetva Meclisi
Soru
Hocam Kur’an-ı Kerim tefsir ve mealini yeni okumaya başlayacaklar için hangi kaynakları önerirsiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aldığınız tefsir sizin için hem ağırdır hem de gündemi takip etmenize yardım etmeyecektir. Tıp tahsilinize uygun olarak size ağır gelmeyecek bir tefsir takip etmelisiniz. Mahmut Toptaş'ın Şifa tefsirini edinirseniz daha kolay yararlanırsınız. Tefsirden de namazda okuduğunuz surelerin tefsirini okuyarak başlayabilirsiniz. Onları okuyun öncelikle. Ardından da duyduğunuz bir ayetin tefsirini okursunuz. Özellikle baştan sona bir tefsir okumasının yararı sizin için az olur diyebilirim. Allah yardımcınız olsun.
Türkçe yazıyor ve konuşuyorum. Bir nebze de Arapça ve tefsir bilgisi gördüm. Elhamdülillah. Bu kimliğimle gayet sarih bir ifade ile şunu söyleyebilirim: Sıradan bir Müslüman’ın ilmihal bilgisini hazmetmeden meal okuması ona bir ilim oluşturmaz. Sadece ara ara gözüne çarpan enteresanlıklara takılır kalır ve çok şey öğrendiğini zanneder. Baştan sona meal okumanın ilim niteliği zayıftır. Elbette mü'min olan herkesin meal okuyarak öğreneceği çok şey vardır ama “Kur'an deryasına dalmak” düzeyinde bir ilim hiçbir zaman elde edemez. Bu sebeple Kur'an’ımızı, tefsir ilmi ile ve Arapça üzerinden öğrenmek orijinal olan öğrenme şekli olarak bilinmelidir. Bir sureyi ders gibi okumaya vakit ayıracak yerde bir konuyu mesela İhya’dan okumalı ve orada zikredilen ayeti daha iyi anlamak için mealinden izlemelidir. Meal okumayı sapıklık gibi gören anlayış uç bir anlayıştır. Meal üzerinden Kur'an âlimi olacağını zanneden de öbür uçta durmaktadır. Ortasını belirttiğimiz şekilde bulmak mümkündür. İlmihal bilmeden ise hiç birine girmenin gereği yoktur.
Kıymetli kardeşim, böyle bir derdin varsa sen zaten büyük bir yoldasın demektir. Şimdi sana yorgunluk yapmayan, ama gelişmene destek olan bir yol haritası çizeceğim. İnşallah istifade edersin. Kıvam arayışı, dağınıklıkla değil istidamla olur. Senin sorunun bilgi eksikliğinden değil bilgi iştahının yönünü belirleyememenden kaynaklanıyor. Bu da çok doğal bir merhale. Şu anda Kur’an, hadis, siyer, tefsir, fıkıh her şeyi istiyorsun. Ama dikkat et, bu bir tabak yemeği pişirmeden diğerine geçmeye benzer. O yüzden ilk tavsiyem “Her şeyi biraz biraz değil, bir şeyi özümseyerek öğren.” Günde 1 sayfa tefsirli kur’an – ruh gıdan olsun. Her gün, tertemiz bir vakitte (sabah veya yatsı sonrası) 1 sayfa meal ve kısa tefsir oku. Kur’an-ı Kerim ve Meali (Diyanet veya Ömer Çelik Meali) Tefsir olarak: “Tefsîr-i Safvetü’t-Tefâsîr” (kısa ve öz) Okuyup geçme; 1-2 ayet de olsa üzerinde düşün. Bu zikir gibidir, kalbi işler. Siyer ve hadis için bir program oluştur. Haftanın 3 günü, Siyer: Fıkhu’s-Sîre (Ramazan el-Bûtî); Riyâzü’s-Sâlihîn (İmam Nevevî) – kısa kısa, şerhli okuyabilirsin. Günde 15-20 dakikayı yeterli gör. Ama istikrarlı ol. Fıkıh ve günlük hayat için bir kaynak seç. Haftada 2 gün “İslam İlmihali” (Diyanet) ve Nureddin Yıldız Hoca’nın “Gençlik Fakültesi” ve “Fıkıh Okumaları” derslerini dinleyebilirsin. Not tut, tekrar et, tatbik et. Her gün 3 satır not al: Bugün ne öğrendim? Beni en çok etkileyen cümle neydi? Bununla hayatımda neyi düzeltebilirim? Zira bilgi not alınmazsa uçar; Bir bilgi, hayatımıza uygulanmazsa (yani amele dönüşmezse), kalpte bir tesir bırakmaz, yerleşmez. Son olarak, zikirsiz kalma. Günde 100 kere “Estağfirullah” ve salavat seni içten kuvvetlendirir. Kitap yorgunluğu hissettiğinde sohbet dinle. Diri kalırsın. Ayda bir kez mutlaka bir mü’min kardeşinle öğrendiklerini paylaş. Bu seni pekiştirir. Gelişim yarışın olsun, gösterişin değil. Başkasıyla değil, dünkü halinle yarış. Allah seni Kur’an’a ve sünnete dost, fıkha sadık, siyerle yaşayan bir mü’min eylesin. Unutma kardeşim: “Bir sayfa okuyarak istikrarlı ilerleyen, her gün kitap karıştırıp yorulandan daha çok yol alır.” Dua eder, dua beklerim.
Hayızken içinde Kur’an olan meale dokunmadan, sadece meal kısmını okuyabilirsiniz. Bir surenin tefsirini dinlememiz ya da okumanızda da bir sakınca yoktur. Hayızken yasak olan Kuran-ı Kerim'in kendisinin okunması, Mushaf (Kuran-ı Kerim'in kitap hali) haline dokunulmasıdır.
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
İlimle meşgul olmayan biri için ideal tefsir kitabı M. Toptaş hocanın Şifa Tefsiri olabilir. Diğer tefsirler kendilerine göre ağırdır. Peygamberler Tarihi olarak da Asım Köksal’ın eseri okunabilir ama Peygamberler Tarihi'nden pratik şeyler çıkarmak zordur. Tefsir okudunuz mu zaten o tarihin özünü almış olursunuz.
diyanet konusundaki diğer fetvalar
Bu hak görev karşılığı verilmiş bir imkândır, kul hakkı değildir, kullanılmasında sakınca yoktur. Aile fertlerinden birine kullandırmak da caizdir, sevap umulur. Ama bu hak, imkânı olmayan, ömründe umreye gitme ihtimali bile bulunmayan bir mümine kullandırılırsa bu infak kabul edilip daha faziletli olur. Çünkü hem sevaba vesile olunur, hem de fakirin duası alınır.
Hanefi mezhebine göre bir kadının mahremi olmadan üç günlük (yaklaşık 90 km) veya daha uzun bir yolculuğa çıkması caiz değildir. Bu hüküm, kadının can, mal ve namus güvenliği için konulmuştur ve birçok klasik fıkıh kaynağında yer almaktadır. (Hidâye, İbn Âbidîn, Fetâvâ-i Hindiyye gibi). Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde güvenli bir yolculuk ortamı varsa kadının mahremsiz umre ve hac yapabileceği görüşü de bulunmaktadır. Şafiiler özellikle güvenilir bir kadın grubu veya kafile ile gidildiğinde mahremsiz hac ve umrenin caiz olduğunu söylemişlerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘). Peygamber Efendimiz aleyhisselam, “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmadan üç günlük mesafeye yolculuk yapması helâl değildir.” buyurmuştur. (Buhârî, Taksîrü’s-Salât, 4; Müslim, Hac, 413) Bu hadis, genel bir yasak getirdiği için Hanefîler bu hükmü kesin kabul etmişlerdir. Günümüzde Diyanet kafileleri çok sıkı güvenlik önlemleriyle hareket etmektedir. Kadınların yalnız değil, belirli bir grup ve sorumlu rehberler eşliğinde gittiği düşünülürse bazı mezheplere göre bu caiz olabilir. Diyanet, genellikle cumhurun içtihadına dayanarak mahremsiz hac ve umreye izin vermektedir. Eğer bir hanım, Hanefi mezhebine bağlı kalmak istiyorsa ve mahremsiz umre kazanırsa ödül hakkını mahremi ile birlikte gitmek şartıyla değerlendirebilir veya başka bir ödüle çevrilmesi için Diyanet’le iletişime geçebilir.
Şu an Diyanet'in verdiği bilgilere güvenmek zorundayız. Ayrıca bu tür tartışmalardan uzak durmanızı tavsiye ederim.
Böyle bir ziyaret caiz olmaz diyemem ama ben gidemezdim.
İnsülin şeker hastalarının tedavisinde iğne ile kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç gıda ve keyif ihtiva etmemektedir. Bu sebeple orucu bozan şeylerin mantığı açısından orucu bozmamaktadır. Diyanet’in fetvası bu prensibe dayanmaktadır ve isabetlidir. Eski kitaplarımızdaki “vücuda alının her şey orucu bozar” şeklindeki ifadeler o hâliyle anlaşılınca insülin de bozar denebilir ama fıkhın temel ilkeleri, orucun ana hükümleri açısından Diyanet’in fetvası ile amel edilebilir. İmkânı olan ise aynı ilacı iftardan sonra kullanmalıdır. Evla olan budur.
Şöyle yapın: Diyanet İlmihal’inde görmediğiniz ibadetleri farz ibadetlerle bir tutmayın. Onları yapmamakla kendinizi eksik görmeyin. Bunun haricinde nafile olarak önünüze konan namaz ve oruç gibi ibadetlerden kabiliyetinizin ve imkânlarınız açısından yapabildiklerinizi yapın. Yapamadıklarınızın yerine yapabileceğiniz bir başka nafile yapın. Haramlardan uzak bir hayat yaşamayı ilke edinin. Bu ilkenizde kimse ile münakaşa etmeyin. Ailenizle de olsa kimse ile tartışmayın. Allah için yaptığınızı kulla öğütmeyin. Daha iyisini yaptığınızı göreceksiniz.